8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

”Birgün kadrim bilinirse”

YEREL YÖNETİM ANLAYIŞIMIZ VE TALEPLERİMİZ

YEREL YÖNETİM ANLAYIŞIMIZ ve TALEPLERİMİZ

Kente yönelik politika ve uygulamalarda, insan hakları, kentli hakları, kent insanları arasında kardeşlik-barış iklimi, birlikte yaşama, engelli, hasta, çocuk ve kadına duyarlı planlama, yerellerde hizmetlere eşit erişim, insan ve çevre sağlığı gibi kriterler temel referanslar olmalıdır.

Kentlerin sahibi o kentte yaşayan halktır ve yerel yöneticilerin demokratik biçimde seçilmesi ve başarısızlıkları durumunda geri alınması esas olmalıdır. Seçimler gibi, kente dair kararlar da kentlilerin katılımcısı olduğu demokratik süreçler, mekanizmalar  işletilerek alınmalıdır.

Fiziksel, doğal, tarihi ve kültürel değerleri korumak ve geliştirmek, koruma ve kullanma dengesini sağlamak, ülke, bölge ve şehir düzeyinde sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek, yaşam kalitesi yüksek, sağlıklı ve güvenli çevreler oluşturmak  merkezi yönetimin olduğu kadar yerel yönetimlerin de görevidir.

Kentimiz İzmir’in yapılan araştırmalarda beş bin yıl öncesine kadar uzanan bir tarihi vardır. Yıllarca süren çalışmalarla ortaya çıkan tarihi mirasına sahip çıkan, bu mirası bilimsel temelde ciddi araştırmalarla zenginleştirici projeler üreten bir yerel yönetim anlayışı,  kentin tüm kültür ve doğal varlıklarını geleceğe taşıyabilir.

Kent yönetimine talip olan başkan adayları ve meclis üyelerinin kentin sorunlarının çözümü konusunda önerilerde bulunması bir program ortaya koyması kuşkusuz önemli, ancak yeterli değildir. Sermayeye karşı emekçi halkın çıkarlarını savunan  yerel yönetim adayları, tekellerin, uluslar arası ya da yerli sermaye gruplarının değil halkın taleplerini, çıkarlarını savundukları ölçüde halkın desteğini ve sevgisini kazanabilirler. Sermaye partilerinin adaylarından ayıran başlıca farklılık da ekonomik, sosyal ve siyasi demokrasi taleplerini savunması, buna uygun politikaları geliştirerek uygulamasıdır.

Kentimiz özellikle son yıllarda yoğun göç almış; hızla nüfusu artmıştır. Kentin  kamu yararından uzak sermaye odaklı planlanması gelecekte, hava kalitesi daha da kötü, yaşam standartları düşük, yeşil alanları  olmayan, ranta odaklı yapılaşma  ve ulaşım sorunları yaratmıştır.

‘‘ Körfez Tüp Geçiş Projesi, henüz yapım aşamasında olan İstanbul Otoyolu ile Çiğli’de sulak alanların ve Kuş Cennetinin olduğu bölgeden güneyde doğal sit statüsü değiştirilen İnciraltı ve Çeşme yarımadasını birbirine bağlayacaktır.” Bu proje Gediz deltasındaki kuş türlerinin yoğun bulunduğu bölgede sulak alanların tasfiyesi ile kuş, bitki, memeli hayvan, çeşitli kelebek türleri yok edilerek, ekolojik dengeleri tahrip edecek, betonlaşmaya yol açacak ve plan değişiklikleri ile yüksek rant artışlarının önünü açarak kıyıları betona teslim eden bir kentin yolunu açacaktır.’’(1) İzmir’in tarihi, kültürel ve doğal değerleri-zenginlikleri rant için tasfiye edilmiş olacaktır. İzmir’in İstanbul olmasını istemiyorsak bu ‘‘ihanet’’ projelerine karşı durmak İzmir’i yönetecek başkanların öncelikli görevidir.

Doğa Derneği’nin de içinde yer aldığı “İzmir’e Sahip Çık” platformu’nun da önerdiği, desteklediği 15 Şubat 2019 günü yeryüzünün en zengin ve benzersiz doğal alanlarından biri olan İzmir’in Gediz Deltası’nın UNESCO Dünya Doğa Mirası ilan edilmesi için çalışmalar hızla başlatılmalı; bu konuda yapılmakta olan çalışmalar desteklenmelidir.

Alsancak’taki tarihi Elektrik Fabrikası’nın arazisiyle birlikte,  Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Devlet İhale Kanunu’nun kısıtlamalarına tabi olmadan satışa çıkarılması engellenmelidir. İzmir 1 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 8 Ocak 1998 tarihli kararıyla ‘Korunması Gerekli Kültür Varlığı’ olarak tescillendiği temel alınmalı; 1943 tarihinde kamulaştırılarak İzmir Belediyesi’ne devredilen sahanın tekrar İBB’ye devri için meslek odaları ile kentliler birlikte kenti savunmalıdır.

Bayraklı bölgesini çok katlı beton blokların ısı adaları oluşturarak ekolojik dengeyi bozmasına engel olunmalı, kentin tarihi ve doğal dokusuna aykırı projelere onay verilmemelidir.

Egemen iradenin, siyasi iktidarın kürt sorunundaki şiddet yanlısı ırkçı, ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı, yandaşlarını kayırmacı politikalarına karşı kent düzeyinde eşitlikçi, özgürlükçü, yerel hizmetlerin  gerçekleşmesinde yoksul-dar gelirli yerleşimlere öncelikli, barışçıl ve demokratik projeler üretilmelidir.

Yönetime aday olanlar, alevilerin, farklı din, mezhep ve kültürlerin inanç özgürlüğünü ayrımsız savunmalıdır. İbadet mekanlarının restorasyonu desteklenmeli, güvenlikli kılınmalıdır Yönetmeye aday olanlar, sendikalaşmayı, sendika seçme özgürlüğünü, taşeron uygulamasına karşı kadrolu-güvenceli çalışma hakkını esas alan anlayış ve uygulamaların savunucusu olmalıdır.

Belediye emekçilerinin kadrolu, güvenceli istihdamını esas almalı, liyâkattan taviz verilmemeli, sendikaları tahakküm altına almaya çalışmadan, eşit ilişki kurabilmelidir. Sendikaların ve demokratik kitle örgütlerinin İzmir’de yerel demokrasinin gelişiminin bir parçası olduğu bilinmelidir. Kocaoğlu döneminde kadrolu olabilmek için hukuk yoluna başvuran ve işinden atılan tüm işçilerin yeniden iş başı yapmalarını sağlayacak adımlar atılmalıdır.

696 Sayılı kanun Hükmün’de kararnameyle  belediyelerde çalışan şirket işçileri, süresiz işçi statüsüne geçirilmişti.. Bu işçilere 2020 yılına kadar toplu iş sözleşmesi yapılmayacak, kadrolu işçi gibi 4 ikramiye verilmeyecek ve sosyal-ekonomik haklardan yararlanamayacaklar. Bu işçilere sadece düşük bir zam öngörülmektedir. Bu kararname eşitlik ilkesine aykırıdır. Kadroya geçirilme adı altında işçilerin ekonomik ve sosyal hakları gasp edilmiştir. Yerel yönetim adayları bu kararnameye karşı çıkmalı ve işçilerin ekonomik ve sosyal haklarını savunulmalı, eşitlik ilkesini temel almalıdır.

Toplu İş Sözleşmeleri (TİS) nin sendika, sendika olmayan iş kollarında işçi temsilcileriyle yapılmasını savunulmalı; grev hakkının önündeki engelleri kent bazında yok saymalıdır. Kıdem tazminatı hakkını güvenceye almalı; kiralık işçilik uygulamalarına karşı çıkmalıdır.

Çalışanlar arasında cinsiyet eşitliğini savunmalı; özellikle kariyer, kadro yükseltmede pozitif ayrımcı, ücret politikasında mutlak eşitlikçi olmalıdır.

Kentimizde kadın hak ve özgürlüklerine uygun koşulları oluşturmayı; kentin gecesi-gündüzüyle, toplu taşım araçlarıyla, sokaklarıyla güvenli kılıcı politikaları geliştirmelidir.

Gençliğin bilimsel-özerk-demokratik-parasız eğitim-öğretim hakkında her gün daha fazla artan eşitsizliğe karşı politikalar geliştirilmeli; barınma, ulaşım, beslenme konularında olanaklar yaratılmalıdır

Küçük üreticilere ve köylülere düşük oranlı kredi tahsisi, kooperatifleşme olanaklarını sağlamalı; Kooperatifleşmenin yaygınlaştırılması için üreticilere yardım ve destek politikaları (destekleme alımları) geliştirilmelidir. El emeği üretimi yapan kadınlara yerel pazarlarda ücretsiz  alanlar sağlamalıdır.

Tarım ve hayvancılığa yapılacak ekonomik destekleri yerel bütçe kaynaklarından yapmalı ve halka aracısız, ucuz beslenme olanaklarını sağlamalı; bunun için de üretim ve tüketim kooperatifleri kurulması için adımlar projelendirilmelidir.

Tarım emekçilerine yönelik bir ekonomik ve sosyal güvence ağı geliştirilmesini savunmalı; kırsal kesimde kadınlara yönelik özel bir sosyal güvenlik sistemini bu döngü içerisinde  projelendirilmesini savunarak uygulamasını gerçekleştirecek bir alan açmalıdır.

Tarım alanları, sulak alanlar, su kaynaklarının özelleştirmelere açılmasını, sermayeye bırakılmasına kararlılıkla karşı çıkmalıdır. Bu temelde HES, RES, Termik santrallerin yerlerini meslek örgütleri, uzmanlar ve yöre halkı ile belirlemeyi savunmalıdır. Güneş enerjisinden yararlanmanın yolları aranmalıdır.

Kentimiz yeşil alanlardan da il ve ilçe bazında otoparklardan da  yoksun durumdadır. Kentin yeşil alanları artırılmalı,ihtiyaçlar nüfus oarnında belirlenerek katlı otoparklar yapılmalıdır.

Hava kirliliği, araç yoğunluğu ve diğer nedenlerle yoğunlaşmıştır. Koah, astım, solunum yolu hastalıkları yüksek orandadır. Kentimizdeki hava kirliğini ortadan kaldıracak politikalar geliştirmek zorundayız.

Gıda güvenliğini denetimleri sıklaştırarak sağlamalı, BB bünyesinde araştırma laboratuarları kurmak projelendirilmelidir.

Yerel yönetimlerin ulaşım hizmetlerinden kar elde etmesi düşünülemez. Yerel yönetimler ulaşım hizmetini diğer gelirlerinden sübvanse etmelidir. Kentlerde ulaşım hizmetleri yerel yönetimlerin kamusal bir görevidir. Kentte yaşayan tüm yurttaşların toplu taşıma hizmetlerinden yararlanması asgari ücret esas alınarak yapılmalıdır.

Saygılarımızla

İmece-Der

 

  • 1.İzmire Sahip Çık

 

 

 

ELEKTRİK FABRİKASI SATIŞ İHALESİ İPTAL EDİLSİN!

ELEKTRİK FABRİKASI SATIŞ İHALESİ  İPTAL EDİLSİN!
 İZMİR’İN KENT YAŞAMINA KAZANILSIN!

Satışı için ihaleye çıkarılan  Alsancak Elektrik Fabrikası önünde İzmir’e Sahip Çık Platformu tarafından bir basın açıklaması gerçekleştirildi.  Fabrika binası önünde yapılan açıklamayı  İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Yıldız okudu..Açıklamada, özelleştirme idaresi tarafından 23 Ocak 2018 tarihinde söz konusu yerin ihaleye çıkarıldığının öğrenildiğini ve buna karşı harekete geçildiğini  belirterek  “İzmir’e Sahip Çık Platformu, Baro, TMMOB, EGEÇEP, Ayva Vakfı  ve  demokratik kitle örgütleri halkla, kadınlarla ve çocuklarla beraber  bu kamu arazisini yem etmeme kararı alırken, bu çerçevede TMMOB’ye bağlı Mimarlar Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Şehir Plancıları Odası da uzmanlıkları gereği soruna dair çalışmalarda bulundu” dedi.

Açıklamada şunlar belirtildi;

“Bu yolda; İzmir’in Konak meydanına Galeria Alışveriş merkezinin yaptırtılmaması, birinci kordonun doldurularak otoban haline getirilmesini engelleyerek insanların yeşil kamusal alana kavuşmasını sağlayan mücadelelerin verdiği ilham ve İzmir’i birçok metropol arasında daha yaşanabilir kılan kentlilik bilinci ile;

Burada  çok kötücül faaliyetler yerine   yeniden işlevlendirmeye inanarak, UNESCO yaratıcı şehirler ağına girme ihtimaline binaen kimlik korumaya  önem veren, tarihsel yapının restore edilip korunarak;  çocuk oyun alanları ile birlikte modern sanatlar müzesi gibi nitelikli bir yapı hayali ile  bakanlıklara, valiliğe, “İzmir’in  sosyal ve kültürel  yaşantısına kazandıralım” diyen büyükşehir belediyesi ve benzer görüşteki organizasyonlarla diyalog/çatışma içerisinde T.C. mahkemelerinden döndüremezsek de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar süreci taşıyan daha da ötesinde ihaleyi  alan firmaya baskı ve basınç ile, burayı ancak böyle bir anlayış doğrultusunda ele alınabileceğini,  aksi halde akıl almaz hukuksal  engellemeler ve sivil itaatsizlikler yapacağımızı kamuoyuna  iletmiş idik.

Biz bu özelleştirme kararı aleyhine Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na İzmir 3. İdare Mahkemesinde  2018/377 esas sayılı dosyada iptal davası açmış, mahkemenin görevsizlik kararı vermiş ve dava Danıştay 13. İdare Dairesi Başkanlığı’nda 2018/2028 esasta sürmektedir.

Fakat yerel seçimler öncesi muhtemelen devletin ve adresi belli şirketlerin uyuşması olasılığı ile 10 Ocak 2019 Perşembe günü Resmi Gazete’de yayımlanan bilgiye göre ilgili parsel 1 milyon tl geçici teminat ile 16 Nisan 2019 tarihinde ihaleye çıkmıştır.

Bu işlem aleyhine de 60 gün içerisinde yapmak gerektiği şekilde, yine Danıştay’da bir dava açıp devam etmekte olan dava ile birleştirilerek görülmesini isteyerek iptal davası açmış bulunmaktayız.

Bu davaya her gün  İzmirli hemşerilerimiz tarafından da müdahil olma  başvuruları yapılmaktadır.

Yerel seçim yaklaşırken, ihalenin iptal olmaması halinde şehrimizin belediye başkan adaylarının, alan ile ilgili olarak ihale evrakını ele geçirerek ihaleye katılma,  ihaleye sokulmazlar ya da şirketler aracılığı ile ihaleye katılma imkânları olmazsa mali kontrol yasasına göre kamusal faaliyet için   bedelsiz  alma yolunu  düşündüklerini  umuyor, düşünmüyorlarsa da düşünmeleri gerektiğini hatırlatıyor, halk olarak arkalarında olduğumuzu ve ayrıca kamulaştırma yasasına göre  de alan için tespit komisyonu kurma  ve bedel belirleyip üst komisyondan geçirme ve teklif ve bedelde  anlaşamama halinde İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne çözdürme  gibi yöntemleri önerdiğimizi iletiyoruz.

Ancak öncelikle   ihalenin iptali konusunda çabalarımızı sonuna dek sürdüreceğimizi ve bu talebimizin öncelikli olduğunu kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.”

 

 

YAŞAM VE ŞİİR EDEBİYAT SÖYLEŞİLERİ- 16 ŞUBAT CUMARTESİ 15:00

Yaşam ve Şiir Edebiyat Söyleşileri

Sunan:Kiyafet Ceylan
Bağlama ve Müzik: Eyüp Gülmez

Tarih: 16 Şubat 2019 Cumartesi
Saat:15:00
Yer: İmece-Der Salonu
859 Sk. Vatan İş Hanı K:6/602
Konak-İzmir GSM:05364020628

CARRAR ANANIN TÜFEKLERİ – 11 ŞUBAT PAZARTESİ 20:30

CARRAR ANANIN TÜFEKLERİ

11 ŞUBAT PAZARTESİ 20:30

YER: NARLIDERE A.K.M.

ABD emperyalizmi Venezüella’dan elini çek!

ABD emperyalizmi Venezüella’dan elini çek!

Emperyalizme karşı Venezüella’nın yurtsever halkına dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

ABD yönetiminin Venezüella’da işbirlikçileri aracılığıyla yönettiği pasifikasyon hareketleri; emperyalizmin ve en gerici sermaye çevrelerinin kuklası olan Juan Guaido’yu Venezuela Devlet Başkanı olarak tanıması tekelci kapitalizmin çirkin yüzünü göstermektedir. ABD emperyalizmi Latin Amerika’da ve dünyanın birçok bölgesinde uluslar arası tekelci kapitalist tekellerin çıkarları için askeri, siyasi, ekonomik her türden müdahaleleri yapıyor, halklara kan ve gözyaşı politikası uyguluyor.

Emperyalizm, Ortadoğu’da petrol bölgelerine el koymak için yürüttüğü işgal ve savaş politikalarını Latin Amerika’da da yürütüyor. Venezuela petrollerine el koymak, bağımsızlıkçı politikalar izleyen Modura hükümetini yıkmak için her türden savaş oyunlarını tezgahlıyor. 2002’de Chavez döneminde de Amerikancı darbe tezgahlandı, ancak darbe girişimi başarısız oldu ve püskürtülmüştü. ABD emperyalizmi politik manevraları ve desteğiyle Brezilya’da da faşist Bolsonaro’nuyu iktidara taşımıştı.

ABD emperyalizmi ekonomik, siyasi ve askeri çıkarları söz konusu olduğunda barbarlıktan çekinmeyeceğini, ve hiçbir hukuku tanımayacağını bir kez daha gösterdi. Emperyalizm, halkların kendi kaderlerini tayin hakkını tanımıyor. Emperyalizmin işbirlikçisi kapitalist iktidarlarda aynı politikayı izliyor. Onlar halkların çıkarlarına ve kararlarına saygısız ve müdahalecidir. Tekelci kapitalizmin işbirlikçisi Ekvador Moreno Hükümeti Amerikancı faşist Juan Guaido’yu Venezuela Devlet Başkanı olarak tanıdı. Latin Amerika’da ABD’nin işbirlikçisi yönetimler kukla Juan Guaido’yu destekliyor. Emperyalizmin ve işbirlikçisi iktidarlar halkların kendi kaderini belirlemesini değil çok uluslu şirketlerin ve işbirlikçileri olarak kendilerinin sınıf çıkarlarını belirlemeyi yeğliyorlar.

Venezuela işçileri, emekçileri ve gençliği ile dayanışma duygularımızı iletiriz. Venezuela’nın işçilerinin, emekçilerinin, yurtsever askerlerinin ABD emperyalizmine karşı direnişinin yanındayız.. Latin Amerika’nın ezilen ve sömürülen yoksul halklarının yanındayız.

Kahrolsun Amerikan emperyalizmi!

Emperyalizm Venezüella’dan elini çek!

Edebiyat Söyleşileri – Metin Altıok – 26.01.2019

Kocaoğlu’ aday açıklaması

Sevgili İzmirliler;

Kocaoğlu’ aday açıklamasında geç kalındığı gerekçesini öne sürerek İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığını açıkladı.Üç dönemdir başkanlık koltuğunda oturan Aziz Kocaoğlu, kendinde keramet bulanlardan. Yurttaşlara teşekkür ederek koltuktan ayrılmasını bilmeyenlere İzmirli seçmen sandıkta cevabını vermeli.

AKP’nin Körfez geçiş projesini, İstinye Park (Üçkuyular da yapımı süren AVM projesi ve 36 katlık otel inşaatı-İstinye AVM Park Bostanlı Mavi Bahçe olarak bilinen AVM den 4 katı büyüklükte ve bunun ayrıca bir parçası olarak 36 katlı otel yapılıyor), Bayraklı’da Folkart projelerini onaylayan ve çok katlı yapılaşmaya açan Aziz Bey, Mimar ve Mühendis Meslek odalarının karşı çıktığı AKP’nin bütün projelerini onayladı. Sermayenin bütün politikalarını savunan ve işçi düşmanlığında da geri kalmayan Kocaoğlu 248 işçiyi bir gecede kapıya koyması ile de tanınıyor.

İzmir Emek ve Demokrasi güçlerinden bazı meslek odalarına ve demokratik kitle örgütlerine randevü bile vermeyen Kocaoğlu; işçi tenkisatları konusunda CHP il Yöneticileri ve kendi partisinin milletvekilleri’ylede görüşmemişti.

Geçtiğimiz günlerde İzban işçilerine %22 vermek çoktur diyen ve Hemşehrilerimize ulaşım çilesi yaşatmasının yanısıra AKP’nin politikalarına su taşıyan Kocaoğlu, kamuoyunu yanlış yönlendirmiş Büyük Başkan’ın grevi yasaklamasından sonra, onca çile ve eziyeti yaşattıktan sonra sendika ile sözleşme imzalamıştı.

İzenerji işçilerinin belediye önünde basın açıklaması yapmasına da karşı çıkan Kocaoğlu demokratik hakkını kullanan işçilerin açıklamasına polisin müdahalesini istemiş ve işçilerin gazlanmasına ve gözaltına alınmasına yol açmıştı. Aziz Kocaoğlu evine ve işlerine dönsün..

Saygılarımızla.

İmece-Der

Tarihi İzmir Elektrik Fabrikası Özelleştirme İdaresi tarafından satışa çıkarıldı.

 

Sevgili İzmirliler;

Tarihi İzmir Elektrik Fabrikası Özelleştirme İdaresi tarafından satışa çıkarıldı.

Ülkenin en zor yıllarında kıt kaynaklarla kamulaştırılmış bu tarihi değerimizin özelleştirme adı

altında haraç-mezat satılmasına ve yandaşlara rant sağlanmasına karşı mücadele etmek İzmirli

hemşehrilerimizin görevidir. İzmirliler olarak 11 dönümlük arazinin ve Elektrik Fabrikası binasının

satışına izin vermemeliyiz. 2018 yılında yapmış olduğumuz çağrıyı bir kez daha yeniliyoruz; kentli

olarak tarihi kültürel mirasımıza sahip çıkmalıyız ve tarihi Elektrik Fabrikası ve alanı

hemşehrilerimizin yaşamına katkı sağlayacak bilim teknoloji müzesi ve eğitim merkezi kompleksine

dönüştürülmelidir. ”Korunması Gerekli Kültür Varlığı” niteliğindeki Elektrik Fabrikası’nın

‘özelleştirme’ adı altında yok edilerek, arazisinin ticari olarak yapılaşmaya ve sermayeye

alan açılmasına karşı mücadele edelim. Belediye başkan ve meclis üyesi adayları satışa karşı çıkmalı ve

alanın İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne devrini talep etmelidir.

Saygılarımızla

İmece-Der