İzmir’de Özel Sektör Öğretmenleri: “Taban Maaş Haktır, Eğitimi Sermayeye Teslim Etmeyeceğiz”
Özel sektörde düşük ücretlere, güvencesiz çalışmaya ve eğitimin piyasalaştırılmasına karşı aylardır mücadele eden öğretmenler, İzmir-Karşıyaka’da bir kez daha alanlardaydı. Öğretmen Sendikasının ve Eğitim-Sen’in çağrısıyla Karşıyaka İZBAN önünde buluşan eğitim emekçileri, Karşıyaka Çarşı girişine yürüyerek taban maaş ve güvenceli çalışma taleplerini yükseltti.
“Hakkımız Olanı İstiyoruz! #TabanMaaş” pankartının açıldığı yürüyüşte öğretmenler, “Taban maaş haktır, gasp edilemez”, “Yaşasın öğretmen dayanışması”, “Patronların bakanı Yusuf Tekin istifa”, “Gözaltılar tutuklamalar baskılar bizi yıldıramaz”, “Öğretmenler burada Yusuf Tekin nerede?”, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Korkumuz yok hakkımızı almadan geri dönüş yok” sloganları attı.
Yürüyüşe TİP, Yeşil Sol Parti, Tüm Emekliler sendikası, Özgür Üniversite, İmece-Der ve Kaldıraç dergisi çevresi de katılarak dayanışma gösterdi. Karşıyaka Çarşısı boyunca yurttaşların alkışlarıyla karşılanan öğretmenler, mücadelelerinin yalnızca kendi ücretleri için değil, kamusal ve nitelikli eğitim hakkı için sürdüğünü vurguladı.
“NATO için bizlere yasak var, öğretmenin yaşamı için çözüm yok”
Karşıyaka Çarşı girişinde yapılan ortak basın açıklamasında, Ankara’da sürdürülen direniş ve açlık grevinin NATO Zirvesi gerekçe gösterilerek ilan edilen yasaklar nedeniyle zorunlu olarak sonlandırıldığı hatırlatıldı.
Açıklamada, Ankara Valiliği’nin yayımladığı genelgenin yalnızca bir güvenlik tedbiri olmadığı, anayasal hakların fiilen askıya alınmasının yeni bir örneği olduğu belirtilerek şu ifadeler öne çıktı:
“Öğretmenin gündemi NATO’nun gündeminden önemsiz değildir. Ama öğretmenin hayatı NATO’dan daha önemlidir.”
Öğretmenler, günlerdir maruz kaldıkları polis ablukasının, gözaltı tehditlerinin ve eylem yasaklarının NATO bahanesiyle tüm topluma yaygınlaştırılmaya çalışıldığını belirterek, demokratik hak ve özgürlüklerin iktidar eliyle baskı altına alındığını ifade etti.
“Bu mücadele yalnızca öğretmenlerin değil, kamusal eğitimin mücadelesidir”
Öğretmenler Sendikası ve ğitim-Sen’in Ortak açıklamasında, 1 Haziran’da başlayan mücadelenin özel sektör öğretmenlerinin insanca yaşayabilecekleri bir ücret talebinin ötesinde bir anlam taşıdığı vurgulandı.
Özel okul patronlarının kâr hırsı uğruna öğretmenleri yoksulluk ücretlerine mahkûm ettiği, güvencesiz ve esnek çalışmanın olağan hale getirildiği belirtilen açıklamada, eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıkarılarak piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirildiğine dikkat çekildi.
Öğretmenler, taleplerinin yalnızca çalışma koşullarını iyileştirmeyi değil, eğitim alanındaki sömürü düzenini geriletmeyi hedeflediğini belirterek, “Öğretmenliği yaşatacağız” kararlılıklarını yineledi.
İktidara ve patronlara çağrı
Basın açıklamasında, öğretmenlerin taleplerinin toplumda geniş karşılık bulduğu, buna karşın siyasi iktidarın çözüm üretmek yerine patronlardan yana tavır aldığı ifade edildi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AKP iktidarı ve özel okul patronları, taban maaş güvencesi başta olmak üzere öğretmenlerin haklı taleplerini karşılamaya çağrıldı.
Öğretmenler, Temmuz ayı boyunca mücadelenin Türkiye’nin birçok kentinde süreceğini belirterek, taleplerin karşılanmaması halinde çok daha güçlü bir birliktelikle yeniden Ankara’da olacaklarını ilan etti.
Mücadele büyüyor
Karşıyaka’da yükselen ses, özel sektör öğretmenlerinin yalnız olmadığını bir kez daha ortaya koydu. Eğitim emekçilerinin yürüyüşü, yalnızca düşük ücretlere karşı bir tepki değil; eğitimin ticarileştirilmesine, emeğin değersizleştirilmesine ve kamusal hakların piyasa koşullarına teslim edilmesine karşı yükselen ortak bir itiraz oldu.
Öğretmenlerin taban maaş ve güvenceli çalışma mücadelesi, emek ve demokrasi güçlerinin dayanışmasıyla büyümeye devam ediyor. Eğitim emekçileri ise kararlı: “Öğretmenler pes etmeyecek, mücadele kazanacak.”
