Ankara Gar Katliamı’nın 129. Ay Anması İzmir’de Yapıldı: “Adalet Mücadelemiz Sürecek”

10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen Barış Mitingi’ne yönelik IŞİD saldırısında yaşamını yitiren 104 kişi, katliamın 129. ayında İzmir’deki 10 Ekim Anıtı önünde anıldı. Her ay Ankara Garı önünde gerçekleştirilen anma, bu ay Ankara’da NATO Zirvesi nedeniyle getirilen etkinlik yasakları sebebiyle İzmir’e taşındı.

Anmaya katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri, yaralılar, emek ve demokrasi örgütlerinin temsilcileri, siyasi parti üyeleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

Programın sunumunu, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda ağır yaralananlardan 10 Ekim Barış Derneği İzmir temsilcisi, Mustafa Özdağ yaptı.

 10 Ekim Katliamında yaralanan Murat Akçadağ Ahmet Telli’nin Şiiriyle Andı. 

Etkinliğin başında, 10 Ekim Katliamı’nda yaralananlardan Murat Akçadağ, kısa bir konuşma yaptı. Ahmet Telli’nin yoğun bakımda tedavi gördüğünü hatırlatan Akçadağ, aynı gün Gezi Direnişi’nde yaşamını yitiren Ali İsmail Korkmaz’ın ölüm yıldönümü olduğunu da anımsattı.

Akçadağ, Ahmet Telli’nin 2015 yılında Ankara Gar Katliamı sonrasında kaleme aldığı şiirden bölümler okuyarak katliamda yaşamını yitirenleri andı ve konuşmasını “Ahmet Telli’ye buradan selam olsun.” sözleriyle tamamladı.

Şiirin ardından katılımcılar uzun süre “10 Ekim’i unutma, unutturma”, “Gün gelecek, devran dönecek, katiller halka hesap verecek” sloganlarını attı.

Saygı Duruşu

Programın devamında Mustafa Özdağ, yaptığı konuşmada katliamın üzerinden 129 ay geçtiğini belirterek, “Biz unutmadık, unutmayacağız ve affetmeyeceğiz. 129 aydır yitirdiğimiz canlarımıza sözümüz var. Onları unutmadığımızı her ay haykırmak bizler için bir onurdur.” dedi.

Özdağ, Ankara’daki yasaklar nedeniyle bu ay anmanın İzmir’de yapıldığını belirterek, katılımcıları 10 Ekim’de yaşamını yitirenler ile Türkiye’nin demokrasi ve barış mücadelesinde hayatını kaybedenler anısına bir dakikalık saygı duruşuna davet etti.

Saygı duruşunun ardından Özdağ, “Anıları mücadelemize ışık olsun.” sözleriyle programı sürdürdü.

İshak: “NATO’ya Karşı Çıkmak Barışı Savunmaktır”

Daha sonra konuşan 10 Ekim Barış Derneği Başkanı İshak Kocabıyık, Ankara’daki yasaklar nedeniyle anmanın İzmir’de gerçekleştirildiğini belirterek, NATO’nun kuruluşundan bu yana savaşların ve yıkımların parçası olduğunu savundu.

İshak, “NATO demek savaş demektir. NATO demek halkların birbirine boğazlatılması demektir. NATO demek yıkım ve yoksulluk demektir. NATO; halklara, işçilere ve emekçilere ölümden ve zulümden başka hiçbir şey getirmemiştir.” dedi.

NATO’ya karşı çıkmanın aynı zamanda savaşa, katliamlara ve IŞİD’e karşı çıkmak anlamına geldiğini ifade eden İshak, “Barışı savunuyoruz. Bu yüzden NATO’ya karşıyız.” diye konuştu.

“Yargı Gerçek Sorumluları Ortaya Çıkarmadı”

Ankara Gar Katliamı davasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan İshak, son duruşmada ilk kez tutuklu bir IŞİD sanığının mahkemeye çıkarıldığını hatırlatarak, sanığın mahkemedeki ifadelerinin resmî açıklamalarla çeliştiğini ileri sürdü.

“En son 28 Nisan’da görülen davada önemli bir gelişme yaşandı. Altı yıldır boş duran sanık sıralarına ilk kez tutuklu bir IŞİD sanığı getirildi.

Bu kişinin yakalandığını Anadolu Ajansı’nın haberlerinden öğrendik. Yapılan açıklamalarda, MİT ile Suriye’deki yetkililerin ortak operasyonuyla yakalanarak Türkiye’ye getirildiği söylendi ve buna inanmamız istendi.

Ancak mahkeme salonunda dinlediğimiz ifadeler bambaşka bir tablo ortaya koydu.

Sanığın getirildiği yer İdlib’di; Türkiye’nin fiilen kontrol ettiği bölgeydi. Mahkemedeki sorgusunda da açıkça söyledi: Herhangi bir operasyon yapılmamıştı. Kendisini tanımadığı kişiler HTŞ’nin kontrolündeki hapishaneden alıp Türkiye’ye getirmişti.

Mahkemede etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini söyledi. Oysa etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen bir kişinin örgütü, örgütün faaliyetlerini ve işlenen suçları bütün yönleriyle anlatması gerekir.

Fakat bu sanık, kendi ifadesine göre hiçbir eyleme katılmamıştı ama her şeyi biliyordu. “Kim yaptı?” sorusuna ise ya ölmüş ya da artık bulunması mümkün olmayan IŞİD mensuplarının isimlerini verdi.

Daha da acısı, sorgusunun sonunda dönüp bizlere “Başınız sağ olsun.” dedi.

Biz de kendisine şunu söyledik:

‘Keşke bu başsağlığını bugün dilemek yerine, pişmanlığını on bir yıl önce gösterseydin de Ankara Garı önünde 104 arkadaşımız, Suruç’ta 33 arkadaşımız ve Amed’de katledilen arkadaşlarımız bugün aramızda olsaydı.’

Mahkeme heyeti bu sözlere dahi tahammül edemedi. Bizi salon dışına çıkarmakla, duruşmayı boşaltmakla tehdit etti.

Oysa bu mahkeme heyeti şunu bilmiyor: Biz on yılı aşkın süredir bu davada her türlü hukuksuzlukla karşılaştık. Neler yaşadığımızı, nelerle mücadele ettiğimizi çok iyi biliyoruz.

On yıldır yargının yaptığı tek bir şey var.

Adaleti tesis etmek değil.

Gerçek suçluları ortaya çıkarmak değil.

Katliamın bütün sorumlularını yargılamak değil.

Tek amaçları var: Devletin bu katliamdaki sorumluluğunu gizlemek; ihmali ve sorumluluğu bulunan kamu görevlilerini korumak; birkaç IŞİD mensubuna ceza vererek dosyayı kapatmak.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar, bizi yıldırmayı başaramayacaklar.” Dedi.

Yargılamanın on yıldır gerçek sorumluları ortaya çıkarmadığını savunan İshak, mahkeme sürecinin devlet görevlilerinin sorumluluğunu ortaya çıkarmak yerine dosyayı sınırlı sayıda IŞİD sanığı üzerinden sonuçlandırmayı amaçladığını öne sürdü.

İshak, “Ne yaparlarsa yapsınlar, bizi nasıl sindirmeye çalışırlarsa çalışsınlar mücadelemiz sürecek. Bu mücadele yalnızca mahkeme salonlarında değil; sokakta, işyerinde, yaşamın her alanında devam edecek.” ifadelerini kullandı.

Bizim Yaşadığımız Ömür, 104 Arkadaşımızdan Kalan Ömürdür”

Konuşmasının son bölümünde  İshak  Kocabıyık, yaşamını yitirenlerin anısını yaşatmanın kendileri için bir sorumluluk olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Biz zaten öldük. Bizim yaşadığımız ömür, o 104 arkadaşımızdan bize kalan ömürdür. O bize bırakılmış bir borçtur. Biz o borcu adalet ve barış mücadelesiyle ödemeye kararlıyız.”

Konuşmasında yoğun bakımda tedavi gören şair Ahmet Telli’ye geçmiş olsun dileklerini ileten İshak, Gezi Direnişi’nde yaşamını yitiren Ali İsmail Korkmaz’ı da ölüm yıldönümünde andı.

25 Eylül Duruşmasına Çağrı

İshak, Ankara Gar Katliamı davasının bir sonraki duruşmasının 25 Eylül’de Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüleceğini belirterek, aileler, yaralılar ve dayanışma gösteren tüm kesimlerle birlikte duruşmada olacaklarını söyledi.

Konuşmasının sonunda “Gerçek failler ortaya çıkıncaya ve adalet sağlanıncaya kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.” diyen İshak, katılımcılara teşekkür etti.

Sloganlarla Sona Erdi

Konuşmaların sırasında ve bitiminde katılımcılar;

“10 Ekim’i unutma, unutturma”,

“Gün gelecek, devran dönecek, katiller halka hesap verecek”,

“Susmuyoruz, unutmuyoruz, affetmiyoruz”,

“Faşizme karşı omuz omuza” sloganlarını attı.”

Mustafa Özdağ, anmanın sonunda katılımcılara teşekkür ederek, “Bu ayki anmamız burada sona ermiştir. Katılan bütün arkadaşlarımıza yüreğine sağlık, emeğine sağlık.” dedi.

Katılımcılar, gelecek ay yeniden Ankara Garı önünde buluşma umutlarını dile getirerek anma programını tamamladı.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.