Sendikalı oldukları için işten atılan Temel Conta işçilerinin 595 gündür fabrika önünde sürdürdüğü onurlu direniş, emek ve demokrasi güçlerinin geniş katılımıyla gerçekleştirilen basın açıklamasının ardından sonlandırıldı. Ancak işçiler, “Direniş çadırını kaldırıyoruz ama sermayeye karşı mücadeleyi bırakmıyoruz. Haklarımızı mahkeme salonlarında da sonuna kadar savunacağız” mesajını verdi.
Basın açıklaması öncesinde fabrika önü, “Yaşasın sınıf dayanışması”, “Direne direne kazanacağız”, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganlarıyla inledi. Yüzlerce gün boyunca işçilerin direnişine omuz veren sendikalar, siyasi partiler, meslek örgütleri ve emek dostları, Temel Conta işçilerini bu son günde de yalnız bırakmadı.
“Patron masaya oturmadı, mücadele şimdi adliyede sürecek”
Basın açıklamasında ilk sözü alan Türk-İş Ege Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, patronun 595 gün boyunca işçilerin taleplerine kulak tıkadığını belirterek, direnişin biçim değiştirdiğini ancak sona ermediğini söyledi.
“595 gündür işçi düşmanı işveren vekilini masaya oturtmaya çalıştık. Başaramadık. Patron bugün buradan ayrılacağımızı, davamızdan vazgeçeceğimizi sanıyor. Yanılıyor. İçeride bayram havası estirdiklerini duyuyoruz. Biz de haklı davamızı kazandığımız gün adliye koridorlarında halay çekerek kutlayacağız. Bu davanın peşini asla bırakmayacağız.”
Çakmak, direnişi omuzlayan işçilerin büyük bir fedakârlık gösterdiğini vurgulayarak, “Yağmur demeden, çamur demeden, ailesinden, çocuklarından fedakârlık ederek bu mücadeleyi namus meselesi yapan kardeşlerimizi yürekten kutluyorum. Çadırda yaşamak kolay değildir. Buna rağmen bu direnişi hiçbir leke sürdürmeden tamamladılar.” dedi.
İşçilere seslenen Çakmak, “Siz asla yalnız değilsiniz. Türk-İş’e bağlı sendikalar olarak dün olduğu gibi bundan sonra da yanınızda olacağız. Bu bizim boynumuzun borcudur.” ifadelerini kullandı.
Dayanışmayı büyütenlere teşekkür
Karaca, konuşmasında direniş boyunca destek veren emek ve demokrasi güçlerine de özel olarak teşekkür etti. Emek Partisi başta olmak üzere siyasi partilerin, sendikaların, meslek örgütlerinin ve dayanışma gösteren tüm emek dostlarının Temel Conta işçilerini hiçbir zaman yalnız bırakmadığını söyledi.
İzmir Barosu: “Haklı mücadele hukuk önünde de savunulacak”
Ardından söz verilen İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, Temel Conta işçilerinin mücadelesinin yalnızca bir işyeri direnişi olmadığını, sendikal haklar ve örgütlenme özgürlüğü açısından bütün işçi sınıfını ilgilendiren önemli bir mücadele olduğunu vurguladı.
Yılmaz, işçilerin anayasal haklarını kullandıkları için baskıya uğradığını belirterek, hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını ifade etti.
Petrol-İş: “Bu direniş işçi sınıfının hafızasında yaşayacak”
Daha sonra söz alan Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan, Temel Conta direnişinin Türkiye işçi sınıfı mücadelesinde unutulmayacak bir yere sahip olduğunu söyledi.
Toptan, patronların sendikal örgütlenmeye yönelik saldırılarının ancak örgütlü mücadele ve sınıf dayanışmasıyla püskürtülebileceğini belirterek, Temel Conta işçilerinin gösterdiği kararlılığın birçok işçiye cesaret verdiğini ifade etti.
Sinem Kaya: “Teslim olmuyoruz”
Direnen işçiler adına konuşan Sinem Kaya, 595 günlük direniş boyunca geri adım atmadıklarını belirterek, fabrika önünden ayrılmalarının teslimiyet anlamına gelmediğini söyledi.
Sinem Kaya’nın açıklaması şöyle:
” Bugün, 10 Aralık 2024’te başlayan ve tam 595 gün süren mücadelemizin bu kapıdaki son günündeyiz.
595 gündür yaktığımız grev ateşinin başında, hukuku çiğneyenlere, emeği yok sayanlara rağmen Temel Conta’nın kapısındaki nöbetimizi bugün sonlandırıyoruz.
16 kişi çıktığımız bu yolda, yine 16 arkadaşımın ortak iradesiyle bugün bu fabrikanın önündeki grev nöbetimizi bitiriyoruz. Ama bilin ki bu bir geri çekiliş değildir. Bu, mücadelenin biçim değiştirmesidir. Kapıdaki nöbetimiz sona eriyor, fakat hak ve adalet mücadelemiz devam ediyor.
Biz Temel Conta işçileri olarak anayasal hakkımız olan sendika hakkını kullandık. Karşımıza, toplu iş sözleşmesi masasına oturmayan bir patron çıktı. Ardından grev kırıcılığı, baskı, mobbing, yalan ve iftiralar geldi. Savcıyı, polisi, jandarmayı üzerimize saldılar. Temel Conta patronu Tamer Kip ve Arife Sezerman, yalnızca güçlerini değil, bu ülkenin kurumlarını da işçiyi susturmak için kullandı.
Ama biz ilk günden beri tek bir cümleden vazgeçmedik:
“Asla boyun eğmeyeceğiz.”
Bize edilen o sözü de unutmadık, unutturmayacağız:
“Allah topunuzun belasını versin işe yaramaz işçiler”
İşte bu söz, bu mücadelenin utanç hanesine kazınmıştır.
Yıllarca en ağır, en sağlıksız, en düşük ücretli koşullarda çalıştık. Torbalı Pancar’daki bu fabrikanın her köşesinde bizim alın terimiz, emeğimiz ve ömrümüz var. Siz servetinizi bizim emeğimizle büyüttünüz. Sonra da bizi yok saydınız, ezdiniz, bize sanki sahibi olduğunuz insanlar gibi davrandınız.
595 gündür tek bir gerçeği haykırıyoruz:
Biz sizin köleniz değiliz.
Bu mücadele bize bir gerçeği daha gösterdi. Bu ülkede sendika hakkı da grev hakkı da kağıt üstündedir. Eğer yoksulsanız, emeğinizle evinize ekmek götürüyorsanız karşınızda koca bir patron düzeni var. Biz gördük ki işçisiyle, öğretmeniyle, doktoruyla, beyaz yakalısıyla, mavi yakalısıyla emekçiler birleşmedikçe bu düzen değişmeyecek.
Bugüne kadar bizi yalnız bırakmayan sendikalara, siyasi partilere, demokratik kitle örgütlerine ve en çok da omuz veren dostlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Siz olmasaydınız bu 595 günü ayakta tamamlayamazdık.
Bugün bize “Bu grevde en zor an neydi?” diye sorarlarsa…
Ne soğuk derim…
Ne açlık derim…
Ne yağmur derim…
En zor an, bir anne olarak kızımın elinden tutup grev çadırına gelmekti.
İlk günlerde ne çadırımız vardı ne de bizi ısıtacak bir sobamız. Kızım soğuktan titreyerek uyudu. Ben ise onun üzerini örterken, bir yandan da “Acaba doğru mu yapıyorum?” diye kendime sordum. Ama sonra onun yüzüne baktım ve anladım ki susarsam ona bırakacağım gelecek daha karanlık olacaktı.
Yağmur yağdığında slogan atmak için dışarı çıktığımızda çocuklarımız da peşimizden koştu. Sırılsıklam oldular. Patron arabasıyla yanımızdan geçerken o küçücük gözlerdeki ıslak bakışları ömrüm boyunca unutmayacağım.
Jandarma çadırımıza girip “Alın bunları.” dediğinde, üç yaşındaki bir çocuğun “Ben gitmek istemiyorum.” diye ağlamasını da unutmayacağım.
İşte bizim grevimiz sadece bir ücret kavgası değildi.
Bu; çocuklarımızın geleceği, annelerin onuru ve insan gibi yaşayabilme mücadelesiydi.
Biz haklıydık.
Ama haklı işçileri yalnız bırakan, hukuku işletmeyen bu düzen karşısında ağır bir bedel ödedik.
Yine de kimse bizim boyun eğdiğimizi sanmasın.
Çünkü boyun eğmedik.
Değerli dostlar
Bugün, grev hakkımızı var edebilmek için 595 gündür sürdürdüğümüz grev nöbetini sonlandırma kararı alıyoruz.
Ancak herkes bilsin ki;
Bugün biten yalnızca grev nöbetidir.
Mücadelemiz bitmiyor.
Temel Conta patronu da bilsin…
Onu koruyan idare de bilsin…
Onu koruyan yargı da bilsin…
Onu koruyan siyasi parti temsilcileri de bilsin…
Onu koruyan siyasal iktidar da bilsin
Biz bu mücadeleden vazgeçmiyoruz.
Bundan sonra mücadelemiz mahkeme salonlarında devam edecek.
Fabrikalarda devam edecek.
Yeni örgütlenmelerde devam edecek.
Sendikal hakları savunan her işçinin yanında devam edecek.
Bu mücadelede yanımızda olan, bir gün olsun desteğini esirgemeyen herkese yürekten teşekkür ediyoruz.
Yaşasın sınıf dayanışması!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın Petrol-İş Sendikası!”
Kaya, “Direniş alanından ayrılıyoruz ama haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Mücadelemiz başka alanlarda devam edecek. Bu süreçte yanımızda duran tüm emek dostlarına, sendikalara, hukukçulara ve dayanışmayı büyüten herkese teşekkür ediyoruz.” dedi.
Çadır kalktı, mücadele sürüyor
Basın açıklaması, “Direne direne kazanacağız”, “Birleşe birleşe kazanacağız” ve “Yaşasın sınıf dayanışması” sloganlarıyla sona erdi.
595 gün boyunca patronun sendikasızlaştırma politikalarına karşı direnen Temel Conta işçileri, direniş çadırını kaldırırken geride yalnızca uzun bir nöbet değil, Türkiye işçi sınıfı mücadelesine yazılmış önemli bir direniş deneyimi bıraktı.
Temel Conta direnişi fabrika önünde sona ermiş olabilir. Ancak işçilerin de vurguladığı gibi, sermayeye karşı hak ve adalet mücadelesi şimdi mahkeme salonlarında ve yaşamın her alanında devam edecek.

