SÖYLEŞİ: KÜBA GEZİ NOTLARI

SÖYLEŞİ VE SAYDAM GÖSTERİSİNE DAVET!

26 ARALIK CUMARTESİ günü gerçekleştireceğimiz “Küba Gezi Notları” başlıklı söyleşi ve saydam gösterisine davetlisiniz.
H.Cem Çelik ( Öğretim Üyesi)
Saat: 14.00
Yer:İmece-Der

Kübayı gezen Cem Çelik?in ??Gezi Notlarını?? dinlemek ve izlemek bizlere güzellik katacaktır.Bilgiyi hepimize ulaştırabilmenin aracı olarak düzenlediğimiz söyleşi ve saydam gösterisine dostlarımızı ve gençlerimizi bekliyoruz.

Küba?yı anlatmak Fideli, Che Guverayı ve yoldaşlarını anlamak değilmidir? Aynı zamanda Kübanın büyük devrimcilerinden emperyalizme ve oligarşiye karşı mücadelenin kararlılığını , direncini, sabrını, fedakarlıklarını öğrenmektir. Emperyalizme ve kapitalizme karşı Küba Halkının kazanımlarını savunmak ve bunları geliştirmenin önemi açıktır. Dünyanın ezilen halklarının ve emekçilerinin direnişçi sesi Fidel etkileyici bir biçimde onlara soruyor: ?Devrimler, yıkılmak için çağrıda mı bulunurlar yoksa devrimleri insanlar mı yıktırırlar? Engel olabilirler mi yoksa insanlar engelleyemezler mi? Devrimlerin yıkılmasını toplum engelleyemez mi yoksa engellenebilir mi? Hemen sizlere bir soru daha sorabilir miyim? Bu sosyalist devrimci sürecin, yıkılacağına ya da yıkılabileceğine inanıyor musunuz? Bunu hiç düşündünüz mü? Bunu derinden düşündünüz mü?? Ve devam ediyordu: ?Bizim başlangıçta en büyük hatalarımızdan biri, devrim süresince birçok kez, birilerinin sosyalizmin nasıl inşa edileceğini bildiğine inanmaktı. Ama bugün bir fikir sahibiyiz. Sosyalizmin nasıl kurulması gerektiği konusunda, benim düşüncem yeterince açık. Fakat daha net fikirlere ve sosyalizmin gelecekte nasıl korunacağı veya korunabileceği hakkında, sorumlu olan sizlere yönelik birçok soruya gereksinimimiz var.?

??Küba?da, gelecek nesillerin, Moncada neslinin anlayışı ile ülkeyi ileriye taşımasının, tek gerçek önlem olduğu gözden kaçırılmış değil. Devrim devam edebilir…
Küba Devrimini yalnızca Küba halkının kendisi yıkabilir: ?Bu ülke kendi kendini yıkılabilir. Bugün Devrimi yıkmak istemeyenler bu Devrimi yok edebilirler; evet bizler, bizler yıkabiliriz ve bu kendi suçumuz olur.? Raul Castro, gecen ocak ayında, Santiago de Cuba şehrinde düzenlenen devrimin ellinci yıl kutlama etkinliğinde, Fidel?in Havana Üniversitesi?nde yaptığı bu konuşmayı tekrarladı.
Raul, ?günümüzde, Devrimin her zamankinden daha fazla güçlü olduğuna, en zor zamanlarında bile asla prensiplerinden bir milimetre bile ödün vermediğine? işaret etti. Bunun, ?birkaç kişinin yorulmasına ve hayatın sonsuz bir mücadele olduğunu unutarak tarihi geçmişini inkâr etmesine engel olmadığını? da söyledi. Sonra açıkça belirtti: ?Bu yarım yüzyıllık zafer kutlamaları, geleceğe dair bir yansımayı ve önümüzdeki elli yılda da mücadelenin kalıcı olacağını gösteriyor. Günümüz dünyasının mevcut kargaşası ortadayken daha kolay olacağını düşünmemelisiniz. Bunu kimseyi korkutmak için söylemiyorum, bu katıksız bir gerçektir?. 2005 Kasımında Fidel tarafından yapılan ?Devrimi, sadece Küba halkının kendisi yıkabilir? uyarısı hakkında onlara sordu: ?Bu kadar kötü bir şeyin, bizim insanlarımızın başına gelmemesinin garantisi nedir? Yeniden zafere ulaşmak ve kendimizi kurtarmak için çok zamana ihtiyaç duyacağımız bu inanılmaz darbeyi, nasıl önleyeceğiz??

??Daha sonra, Küba Başkanı, yarının yöneticilerini asla unutmamaları gereken konularda uyarmaya başladı. ?Bu, alçakgönüllüler için alçakgönüllüler tarafından yapılan mütevazı bir devrimdir. Partiyi yok etmezseniz; militanlığa sekte vuramazsanız; bizim işçilerimizi, köylülerimizi ve halkımızın geri kalanını asla birbirinden ayırmazsanız; düşmanın hainliğini, egemenlik kurmayı ve saldırgan olmayı asla bırakmayacağını ve de bunun onun karakteri olduğunun bilincinde olursanız ve o düşmanın siren sesleri ile sinmezseniz, eğer böyle davranırsanız, daima halkın güvenine sahip olursunuz. Hatta temel prensipleri ihlal etmeden, sorunlarda hata yaptığınız zaman bile.? Bununla birlikte, ?Kübalıların çeşitli kuşaklarının fedakârlık yaptığı ve kanın ürünü olan bu eseri korumakta? ehliyetsiz olduğunuzu gösterirseniz, halk ?kendini mücadeleye adayacak? ve ?kılıcının düşmesine? izin vermeyecektir, dedi.
Che Bolivya?ya giderken son mektubunda; ??Fidel, Dünyanın başka ülkeleri benim mütevazı çabalarımın yardımını istiyor. Ben senin Küba’ya olan sorumluluğunun sana imkân vermediği şeyi yapabilirim. Ayrılmamızın zamanı geldi.

Bunu acı ve sevincin karışımıyla yaptığım bilinsin; burada benim kurucu umutlarımın en safını ve sevdiklerim arasında en sevgili olanı bırakıyorum ve beni evladı gibi kabul eden bir halkı bırakıyorum. Bu, benim ruhumdan bir parça koparmaktır. Yeni savaş alanlarında bana vermiş olduğun inancı, halkımın devrimci ruhunu, görevlerin en kutsalı olan nerede olursa olsun emperyalizme karşı mücadele etme görevini yerine getirme duygusunu taşıyacağım.

Başka gökler altında son saatim geldiğinde benim son düşüncem bu halk ve özellikle sen olacaksın. Öğrettiklerin için ve eylemlerimin en son sonuçlarına dek sadık olmaya çalışacağım, örneğin için sana teşekkür ettiğimi, devrimimizin dış politikası ile her zaman özdeşleştiğimi ve buna devam edeceğimi, sonumun geldiği herhangi bir yerde Kübalı devrimci olmanın sorumluluğunu duyacağımı ve öyle davranacağımı, çocuklarıma ve karıma maddi hiçbir şey bırakmadığımı ve bundan üzüntü duymadığımı, aksine sevindiğimi, onlar için hiçbir şey istemediğimi çünkü devletin onlara yaşama ve eğitim görmeleri için gereken her şeyi vereceğini biliyorum.

Her zaman zafere kadar!

Ya vatan ya ölüm! ?? demişti.

 

KONFERANS – TARİH VE MİLLİYETÇİLİK

KONFERANSA DAVET !

05 ARALIK CUMARTESİ günü gerçekleştireceğimiz “Tarih ve Milliyetçilik” başlıklı konferansa davetlisiniz.

Konuşmacı: ERDOĞAN AYDIN (Yazar)
Tarih: – Saat: 05 ARALIK CUMARTESİ / 14.00 – 16.00
Yer: Ahmet Priştina Kent Arşivi Müzesi Araştırma Salonu

“Milliyetçilikle sorunlarımıza çözüm üretilemeyeceği bir yana, dünya ve insanlık da süreğen bir gerilime mahkum edilmektedir. Modern çağ tarihinin de gösterdiği gibi milliyetçilik, insanlığa, ortaçağdaki dinsel ideolojilerle kıyaslanacak denli büyük felaketler getirmiştir. Haksız savaşlar, artan silahlanma, eğitim, sağlık ve kalkınma bütçelerinin kısılması, hep milliyetçilikle meşrulaştırılmıştır. Milliyetçilik insanı, halkları ve haklarını dinin yerini alan yeni bir kolektif kimlikle ezmenin ve burjuvazinin çıkarlarına feda etmenin aracı olmuştur.
Sorunlarımızın çözümünü sağlayacak bilinç ve sağduyumuzu tahrip ederek, bizi öteki inaç ve halklara düşman etmekte dincilik nasıl olumsuz bir misyon görmüşse, milliyetçilik de modern koşullarda aynı misyonu göstermektedir. Milliyetçiliğin bu evrensel gerçekliğini anlamak için ötekilerin milliyetçiliğine bakmak yeter.”

Yazar Erdoğan Aydın eserlerinde ”milliyetçiliğin sanılanın aksine milletini sevmek demek olmadığını, aksine hak ve özgürlüklerimize yabancılaşıp güdülen koyunlara dönüştürülmemizi sağlayan temel bir ideolojik araç olduğunu göstermekte ve milliyetçiliği irdelemektedir.”

Bilgiyi hepimize ulaştırabilmenin aracı olarak düzenlediğimiz konferans yaşadığımız dönem ile milliyetçiliğin çıkmazı arasındaki bağı irdeleyecektir. İlgilenen dostlarımızı ve gençlerimizi bekliyoruz.

MÜRSEL CEYLAN

      MÜRSEL CEYLAN (1954-10.041994)

Mürsel Ceylan, aslen Erzurum Hınıs’lı olup, yoksulluk nedeniyle ailesi İzmir Çiğli Çimentepe’ye (semtin yeni adı Güzeltepe) yerleşmiştir. Ocak 1980 Tariş  Çiğli İplik fabrikasında da başlayan direnişte önde olan işçilerden biridir. Hem fabrikada hem yaşadığı semt olan Çimentepe de direnişin içinde olan yoldaşımız, direnişin kırılması ile birlikte gözaltına alınır ve yoğun işkencelere maruz kalır.

Cezaevinden çıktıktan sonra gördüğü işkenceler nedeniyle sağlığında sorunlar başlar.  Son konulan teşhis kemik kanseridir. Ama o mücadeleyi bırakmaz, sağlık sorunlarına rağmen 1987- 1990 lı yılların yükselen işçi hareketinin içinde yer almaktan geri durmaz.

Ancak hastalığı ilerlediği için, 1991 yılında yatağa bağımlı hale gelir. Bu durumuna rağmen, onun mücadele isteği son bulmaz.  Yitirdiğimiz  güne kadar  işçi sınıfının ve emekçilerin iş ekmek ve özgürlük mücadelesi içerisinde olur.
Sevgi saygı ve özlemle..

EMOS KAYA GÜLTEKİN

                                                                    EMOS KAYA GÜLTEKİN (01.01.1951-03.01.2003)

Elazığ doğumlu.  İnşaat ustası Rıza ve ev kadını Besime’ nin kızı.  Yoksul bir ailenin çocuğu. Güçlükler içerisinde Elazığ’da ilkokulu ve ortaokulu bitirir.  1978 yılında İzmir’de Hüsnü Gültekin ile tanışır.  1988 yılında  evlenir.  Bir kız çocukluları olur.  PTT de  kamu emekçisi olarak çalışır. Siyasal düşüncelerinden dolayı çeşitli defalar kurum tarafından sürgün cezasına çarptırılır.  Memurların sendikal haklarını kazanma mücadelesinde  aktif olarak faaliyet gösterir. Kalp kapağındaki rahatsızlık sonucu  hastanede ameliyatta yaşamını yitirir.  Selçuk Mezarlığı’nda uğurlandı.

Bizlerle yaşayacak. Sevgi saygı ve özlemle.

 

FİKRİ HEPSEVER

                                                                                    FİKRİ HEPSEVER (1953-17.12.2002)

Fikri Hepsever, Mekodonya İskip doğumlu bir arkadaşımızdı. Ailesi İzmir’e göç etmişti. İlkokulu 27 Mayıs İlkokulu’da okudu. İzmir Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra E.Ü İktisadi Ticari ilimler Akademisi’nde İşletme Bölümünde  okudu. Öğrencilik yıllarında  Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesiydi. Hertürden emperyalizme ve faşizme karşı  ve demokratik özerk üniversite mücadelesinde yer aldı.

Üniversiteyi bitirdikten sonra serbest muhasebe mali müşavirlik yaptı. Aktif olarak İdadik Dağcılık Kulubünde görevler aldı. 49 yaşında dağcılık faaliyeti yürüyüşü sırasında kalp krizi geçirmesi sonucu vefat etmiştir. İzmir Pınarbaşı Mezarlığında  uğurlandı..

CAHİT AKSAN

 

                                                                             CAHİT AKSAN (31.10.1952-15.09.2006)

Ödemiş Adagide doğumlu; ismini doktoru Cahit Denktaş’tan alıyor.  Babası kamu çalışanı,  annesi ev hanımı. İlkokulu Karşıyaka Ankara İlkokulu’nda başladı Tire’ de  tamamladı.   İzmir’de  Hacı Şakir Eczacıbaşı Orta Okulunda okudu; Lise öğrenimini ise  Namık Kemal Lisesi ve sonrasında Türkay Koleji’nde tamamladı.  Ege Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi İnşaat Bölümü’nü kazandı ve bitirdi.

Cahit lise öğrenimi döneminde  1947’li kuşağın 1960 – 1970 yılları arasında  okullarda, fabrikalarda ve tarlalarda demokrasi, bağımsızlık ve sosyalizm  mücadelesinden etkilendi.  Bu dönemde,  gençlik kitleleri de Vietnam’ın ABD emperyalizminin işgaline karşı  ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelesinden etkilenmiş; 1967  Haziranında yaşanan  ABD emperyalizminin  desteğiyle altı gün süren Arap-İsrail savaşı sonunda 6 Filoya ait gemilerin   1967-1969  yıllarında  İzmir ve İstanbul limanlarını ziyaret etmesi gençlik yığınları tarafından protesto ve kitlesel  eylemlere karşılanmış ve Amerikan deniz piyadeleri denize de  dökülmüştü.   Liseli ve Üniversiteli devrimci-demokrat gençlik kitleleri  “yankee go home”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, ” Bir iki üç daha fazla Vietnam, Ernestoya bin selam” sloganlarıyla anti emperyalist mücadeleyi  yükseltiyordu.

İzmir Atatürk Lisesi ‘den  bir öğrencinin İzmir  Amerikan Lisesi  öğrencileri tarafından dövülmesi, aşağılanması, hakaret edilmesi üzerine,  Atatürk ve Namık kemal Lisesi öğrencileri  Amerikan Lisesi  önüne giderek bu durumu protesto etmişti.  Bu öğrencilerden biriydi Cahit.   12 Mart yarı-askeri faşizm döneminde Denizlerin idamı, devrimci öğrencilerin evlerde sokaklarda infaz edilmesi,  Mahirlerin Kızıldere’de infazı gençlik yığınlarında derin bir öfkeyle deprem etkisi yaratmıştı..

Cahit üniversiteye başladığı yıl  yurtsever devrimci gençlik içerisinde yer aldı.  İzmir Yüksek Öğrenim Derneği’nin kuruluş çalışmalarına katıldı.  Onun  faaliyetten men edilmesinin arkasından açılan Yurtsever Demokrat Gençlik Derneği   ve Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği’nin kuruluş çalışmalarına katıldı.   Basılıp dağıtılan bir bildiri nedeniyle gözaltına alındı. YDGD Yönetim Kurulu’nda görev aldı.  Devrimci-demokrat faaliyetlerinden dolayı soruşturmalara uğradı.  YDGD’nin bir bildirisinden dolayı açılan bir dava sonucu ceza aldı.

1980 yılında uluslararası komünist  gençlik toplantısına  katıldı. Ailesinin,  davaları olduğunu öne sürerek yurt dışından dönmemesini istemesine karşın İzmir’e döndü.

Cahit 1978 yılında Hülya ile evlendi.  Büyük oğlu  23 Mart 1980 de doğdu.  İsmail Gökhan Edge’nin anısına  Gökhan adı verildi, Küçük oğlu 17 Ekim  1987 doğumlu  Taylan Özgür’e atfen  Taylan adı verildi.

12 Eylül  askeri faşist cunta döneminde  aranmaya başlandı.  1983 de Kiraz ilçesinde öğretmenlik yapan eşini ve oğlunu görmeye gidince yakalandı. İki yıl ceza evinde kaldı.  Cezaevinden çıktıktan sonra 2006 yılına kadar aile şirketinde  çalıştı. Geçirdiği  kalp krizi sonucu Urla Kalabak’ta   inşaatını kendi yaptığı evde yaşamını yitirdi.  Arkadaşları ve halkın  katılımı ile Urla  İskele Mezarlığı’na uğurlandı.

Saygı, sevgi, özlemle anıyoruz.

 

 

 

ISRAFİL HODUL

ISRAFİL HODUL (14.02.1955-06.08.2017

İktisadi Ticari Bilimler  Fakültesinden  arkadaşımız, dostumuz İsrafil’i kalp krizi sonucu kaybettik.  Develi lisesini bitirdikten sonra  İTBF’de öğrenimi döneminde  İzmir Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği’nde bağımsızlık demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde omuz omuza birlikte olduğumuz  yoldaşımıza sevgi ve özlemle..

Olcay Çınar


OLCAY ÇINAR
10.08.1952 De Mardin’in Cizre ilçesinde doğdu.
Babası jandarma astsubayı, annesi ev hanımıdır. Dört kardeşin en büyüğüdür. Babasının mesleği dolayısıyla ilk okulu Bingöl ün Kığı, Mersin in Gülnar ilçelerinde, ortaokulu Kütahya da; liseyi İzmir Eşrefpaşa Lisesinde okudu.
Liseden sonra Ege Üniversitesi Makine Mühendisliğini kazandı. İlk yıllarında yurtsever devrimci hareketle tanıştı. Buca da özerk demokratik üniversite mücadelesi verirken bir yandan da faşizme ve emperyalizme karşı mücadelede Halkın Kurtuluşu saflarında yerini aldı.
Üniversiteyi bitirdikten sonra DSİ’de makine mühendisi olarak çeşitli görevlerde bulundu.
Kamu çalışanlarının sendika hakkı için mücadele etti ve KESK in İzmir deki yapılanması için çok emek verdi; Kamu İktisadi Teşebbüsü kurumların özelleştirilmesine;TEK in özel şirketlere devrine karşı mücadelede ön saflarda yer aldı.
Sevgili eşi Şenol la üniversite yıllarında anti faşist mücadele içinde tanıştı, mücadelede birlikleri evlilikle sonuçlandı. Bir erkek çocukları oldu.
Yakalandığı amansız hastalık nedeniyle 09.08. 2016 da aramızdan ayrıldı.
Bizlerle yaşayacak.

ŞAHİN TURGUT

S                                                                           ŞAHİN TURGUT (28.08.1958-16.05. 2016)

Şahin Turgut, Aksaray’ın Taşpınar köyünde doğdu. Babasını erken yaşta kaybetti. Şahin’i annesi büyüttü.1977 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünü  kazandı. 1978 yılı  kasım ayında, Ege Üniversitesi’ne yatay geçiş yaptı.  Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD)  üyesi bir arkadaşımızdı.    1983 yılında okulu bitirdi. Milli Eğitim Bakanlığına öğretmen olarak tayini için başvurdu. Ancak sakıncalı diye 1991 yılına kadar öğretmen olarak tayini yapılmadı. Önce Iğdır ilinde sınıf öğretmenliği yaptı. .Daha sonra Mersin’de kendi branşında öğretmenlik yaptı. Amansız bir hastalık  olan gırtlak kanserinden kaybettik. Şahin’in bilgisayar mühendisi bir kızı var. Şahin yaşamı boyunca  devrimci demokrat  düşüncelerinden taviz vermeyen bir dostumuzdu.

Sevgi ve özlemle anıyoruz.

 

 

 İLKNUR YILMAZ

                                              

                                                                         İLKNUR YILMAZ  (1961-22 Ocak 2016)

1961 yılında Balıkesir’de doğdu. Genç yaşlarda devrimci mücadelenin içinde oldu. Buca Yurtsever Gençlik Derneğinde yoldaşlarıyla birlikte halkın kurtuluşu mücadelesine katıldı.  12 Eylül Faşist askeri darbesi gerçekleştiğinde 9 Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fransızca Bölümü’nde öğrenciydi. 1980 yılında Tariş işçilerinin direnişiyle dayanışma amacıyla yapılan Gültepe semt dayanışma direnişine katıldı.  Faşist cunta koşullarında kaçak olarak yaşamak zorunda kaldı.  İşçi yaşamını öğrendi. Emekçi sendikalarında çalıştı. 2007 yılında Hayat Televizyonunun  Ankara bürosunda kameranlık ve muhabirlik yaptı. Belgesel filmler çekti. Sağlık sorunları ilerledi. İlerleyen yıllarda Kanserle kanser tedavisi gördü, hastalığın geçirdiği bir atak sonucu Gönen Devlet Hastanesinde yaşamını yitirdi.

“Yönetmenliğini Yaptığı Belgesel Filmler

Malakanlar – 2014
Eylül’de Bile Gülmek – 2012
Ninnilerin Göçü – 2010
Bir Macahel Ezgisi – 2008
Kapı ve Kilitlerin Öyküsü – 2008

Yönetmenliğini Yaptığı Kısa Filmler

Anlamak – 2013 …. Kurmaca
Ankara Tabip Odası Kısa Film Yarışması, Teşvik Ödülü. 2013
 SETEM Akademi BAK Ödülleri, Kurmaca Dalı, Finalist. 2013
Sinetopya Kısa Film Gösterim Seçkisi. 24 Ekim 2013″ **

**Kameraarkası.org