NURHAK’ta ÖLÜMSÜZLEŞENLERİ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!

NURHAK’ta ÖLÜMSÜZLEŞENLERİ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!

Hatırlamak, hatırlatmak, unutturmamak değerlerimize sahip çıkmak ve onur duymaktır.

Katledilen üç devrimciyle Nurhak’ta karartılmak istenen; ancak yürekleri bilinçleri ışıtan

o güneş bugüne dek hiç batmadı !

SİNAN CEMGİL-KADİR MANGA ve ALPASLAN ÖZDOĞAN’ı ANIYORUZ!

31 MAYIS 2014 CUMARTESİ SAAT: 12. 30 Buca Eski Mezarlığı.

Gezi Direnişi’nin yıldönümünde, bu isyan ateşini sürdüren tüm emek ve özgürlük dostlarının

 
katılımını yürekten diliyoruz.

Alpaslan Özdoğan,Sinan Cemgil ve Kadir Manga ‘yı saygıyla anıyoruz.

Halka karşı sevgi ve güvenleri, emperyalizme karşı bilinçli öfkeleri, devrim için inançları, mücadele coşkuları
ve bağlılıkları ile onları kalbimizde yaşatıyoruz.

Alpaslan Özdoğan,Sinan Cemgil ve Kadir Manga ‘yı saygıyla anıyoruz.

Alpaslan ÖZDOĞAN

 

 

Kadir MANGA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sinan CEMGİL

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kamil SAĞIR

KAMİL SAĞIR (1961-24 Ekim 1979)

1961 yılının mart ayında Kars?ın Sarıkamış ilçesinin Micingirt köyünde doğdu. Az topraklı ailenin altı çocuğundan ikincisiydi. Köyde yaşam koşulları güçtü. Aile geçimini sağlamakta zorlanıyordu. Küçük yaşta ağabeysiyle birlikte izmir?e yerleşti. Bir taraftan okula gidiyor, diğer taraftanda inşaatlarda çalışıyordu. Kente göç etmenin zorluklarını başta beslenme, barınma, eğitim sağlık olmak üzere yoğun yaşadı. Eğitim yaşamıyla inşaat işçiliğini birlikte sürdürmek gerçekten çok zordu. Liseyi dışarıdan bitirme bitirme kararı alarak inşaat işçiliğini meslek seçmek zorunda kaldı.

Kamil Sağır bu süreçte 1977 yılında inşaat işçilerine yönelik olarak yürütülen bir örgütlenme faaliyetinde proleter devrimcilerle tanıştı. Çok küçük yaşta olmasına rağmen yaşamın zorluklarını aşma mücadelesi O’nu yaşının üzerinde olgulaştırmış ve yaşamı erken kavramasını sağlamıştı. Proleter devrimcilerin inşaat işçilerine yönelik yürüttüğü faaliyetlerden etkilenerek, onlarla birlikte mücadele etmeye karar verdi.

İnşaat işçilerinin ve gençliğin anti-faşist örgütlenmesinde aktif olarak görev aldı. İnşaat işçilerin örgütlenmesinde bir fiil faaliyetinin örgütleyicilerindendi. İnşaat işçilerinin örgütlenerek hak gasplarını ortadan kaldırmak ve yeni haklar elde etmek için Yeşilyurt semtindeki inşaatlarda 2 gün iş bırakma eylemini başlatmışlardı. İnşaat işçisi arkadaşlarıyla toplantılar yapıyor, örgütlü birlikteliğin ve daha iyi bir yaşam için mücadelenin önemini; örgütlü mücadele ile zorlukların üstesinden gelineceğini bilince çıkarmaya çalışıyordu.

Sade, yalın, içten, neşeli espirili bir kişiliğe sahipti. Kısacık yaşamı mücadele ile dolu geçti. Güzel bir sesi vardı arkadaşları özellikle ondan “kürdün gelini” ezgisini dinlemeyi severdi. Modern revizyonizmin gelişen proleter devrimci harekete yönelik saldırılarının bir parçası olarak 24 Ekim 1979 tarihinde Eşrefpaşa Lisesi öğrencilerinin okul çıkış saatinde Metaş sitesinde çatışmada yitirildi.

25.10.1979 tarihinde naaşını proleter devrimci hareket ve yurtsever devrimci gençlik görkemli bir kitlesel katılımla kaldırdı. Bu ülkenin onuruyla yaşayan ve mücadele eden genç proleter devrimcilerinden biri olarak ölümsüzleşti.

Muammer Bayçın

( 3 MAYIS 1954 – 3 AĞUSTOS 1996 )

Manisa’da doğdu. İlkokulu Üzümcüler İlkokulu, orta okulu Atatürk Orta Okulu, lise eğitimini ise Manisa Lisesi?nde tamamladı. 1970’li yıllarda  yurtsever devrimci hareketin saflarında her tür emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadele etti. Emperyalizme, faşizme, kapitalizme karşı sosyalizm mücadelesinin neferlerindendi. Proleter devrimci hareketin örgütlü, fedakar ve mücadeleci bir insanıydı. Proleter devrimci hareketin gençlik örgütünde ve ana ekseninde yöneticilik dahil  görev ayrımı yapmadan fedakarca çalıştı.

Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Kimya bölümünden mezun oldu. Askerliğini Çorlu Ulaş’ta asteğmen olarak yaptı. Ankara’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda uzman olarak göreve başladı. 1980 yılında ilk evliliğini yaptı. Doğan kızına Deniz adını verdi. Eşinden kızı 6 aylık iken ayrıldı. Bakanlıktaki görevinden de istifa etti. İzmir’e yerleşti. Aliağa Petkim’de çalıştı.Bu arada ikinci evliliğini yaptı. Gamze adında bir kızı daha oldu. Alman firması olan Hoest’te Yapı Kimya Malzemeleri bölümünde satış müdürü olarak görevine devam etti.1988-1990 yılları arasında TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölgesi Şube Başkanlığını yaptı. 3 Ağustos 1996 yılında yakalandığı mide kanserinden vefat etti. Mezarı Urla Çeşme altındadır. Hayatı boyunca iyilik sembolü oldu. İyiliksever, arkadaş canlısı, iyi bir baba , iyi bir eş , iyi bir evlat , iyi bir kardeş ve çok iyi bir yurtseverdi;yoldaşdı. İnsanlığa özgü değerleri içselleştirmiş bir yapısı vardı. Çökertme onunla bütünleşmiş bir türküydü. Sevgi dolu , hiç kimseyi incitmeyen bir kişiliğe sahipti. Bugün hala aynı sevgi ve özlemle ailesi, arkadaşları, dostları  ve çevresi tarafından hatırlanmaktadır.

Muammer Bayçın dostumuzu özlemle ve  saygıyla anıyoruz.

Bir dostundan, kardeşinden  Muammer?e:

Canım Ağabeyime Hitaben ;

Çocukluğumun en güzel anıları
Seninle geçti.
Bir film şeridi gibi
Hepsi gözümün önünde şimdi..
Küçük dar bir sokakta ;
Üstü beyaz, altı aşı boyalı ,
Minik bir evimiz vardı.
O zamanlar bu evde ,
Mutlu insanlar yaşardı.
Sokağımıza girmeden önce,
Ulu bir çınar vardı.
Altındaki çeşmenin suyu,
Sokağımızdan akardı
Ne güzeldi, o çeşmenin suyu
İçmeye doyamazdık.
Çınarın serin gölgesinde
Kuyu başında oynardık.
Sonbahar gelince;
Çınar yapraklarını döker
Sanki bize küserdi.
Sokağımızın içini,
Halı gibi süslerdi.
Kuruyan gazallarin üstünde gezdikçe
Çıtır çıtır ederdi.
Biliyor musun o çınar hala var
ama sen yoksun
Ne çeşme kaldı, ne de sen.
Çocukluğumuz  da mazide kaldı.
Seni hiç unutmadım. Unutmayacağım?
Rahat uyu canım Ağabeyim.

 

A.N

Fahrettin Haldun Erkuş Anma

Sevgili Arkadaşlar;

26 mayıs 1980’de yitirdiğimiz  arkadaşımız, Fahrettin Haldun Erkuş’un mezarı yakınlarıının yardımıyla bulundu.

26 mayıs Pazar günü yakınlarının da katılımıyla anacağız. Dostlarımıza duyururuz.

Yer :Karabağlar Paşaköprüsü  Mezarlığı Giriş Kapısı
Tarih; 26 mayıs 2013
Saat:18.30
Yaşasın Sosyalizm !
Yaşasın Mücadelemiz !
İmece-Der
Sevgi ve Dostlukla

İbrahim Öztaş

İBRAHİM ÖZTAŞ’I  ANIYORUZ !

İbrahim Öztaş, 1950 yılında Şereflikoçhisar ilçesinin Dereköy’ünde doğdu. Babası  Ali Efendi, aydın  bir insandı. Dereköy’de sekiz yıl muhtarlık  ve izleyen yıllarda Şereflikoçhisar?da  arzuhalcilik de yapmıştı. Türkiye İşçi Partisi ilçe örgütünün kuruluşunda  öncülük etmişti.  Annesi  Melek hanım ev  kadınıydı. Köyde sevgi ortamında büyüdü, iri kıyım, gösterişli  bir çocuktu.   İlkokulu köyünde okudu. İlkokulu bitirince İstanbul Vefa Lisesi   yatılı bölümünü  kazandı. Vefa Lisesi’nin, orta ve lise kısmını  yatılı ve burslu okudu.

Altı yıl İstanbul’da  okuyarak hem kent yaşamını  hem de kollektif yaşamayı  öğrendi. Halk oyunlarını çok severdi ve iyi oynardı.  Çok güzel türkçe ve ingilizce şarkılar söylerdi.  Ortaöğrenim dönemindeki öğrencilik yılları, İbrahim’e   paylaşmayı ve dayanışmayı öğretti.  Yaz tatillerinde   tanıdığı öğrencilere  yardımcı olur,  ders verirdi. Çocukluğundan beri, zayıfları kollayan, koruyan,  sevecen,  sorumluluk duygusu  yüksek  bir  kişiydi. Güçlü kuvvetli  boylu poslu, yakışıklı bir devrimciydi,  boyu 1.90’ı aşıyordu. Ama bu gücünü gereksiz gösteriye dönüştürdüğüne okul arkadaşları hiç tanık olmamıştı. Onun belirgin özelliği  kararlılığı ve cesaretiydi, sevimliliğiydi.

Vefa Lisesini bitirdikten sonra,  1967-1968 öğrenim yılında ODTÜ Matematik Bölümünü  dereceye girerek kazandı  ve kayıt yaptırdı.  ODTÜ’de Hazırlık sınıfında bir yıl okudu. Bölümünü beğenmedi ve 1969 -1970 öğrenim yılında yeniden  üniversite sınavlarına girdi ve  İTÜ İnşaat Fakültesine kayıt yaptırdı. Lise yıllarında çok okuyan bir öğrenciydi, eline  ne geçerse okurdu.  Politik ve toplumsal olaylara ilgi duyuyor  ve  çürümüş düzenin  ezilenlerden yana değiştirilmesi gerektiğini  kavramaya başlıyordu.

ODTÜ  Hazırlık sınıfında  Deniz  Gezmişler’le tanıştı. Denizler’le birlikte hareket etti. Kadir Manga da yakın  arkadaşıydı. Gençliğin ,İşçi sınıfın ve ezilenlerin  toplumsal mücadelelerine katıldı. 15-16 Haziran İşçi sınıfının büyük kitlesel direnişine katıldı. Tutuklandı,  Deniz ve Cihan Alptekinler’le  Sağmalcılar Cezaevinde kaldı. Şereflikoçhisar’da  Dev-Genç’i örgütledi  ve kurucularındandı. Köyleri dolaştı  yoksul  köylüleri  ve üreticileri  mücadele için  örgütlemeye çalıştı.  Bu dönemde  1969-1970 dönemindeki  tüm  toplumsal  mücadelelere omuz verdi , katıldı. Anti-emperyalist gençlik eylemlerinin; Natoya ve 6. Filoya hayır eylemlerinin  örgütleyicilerindendi.  Akhisar ve çevre köylerde  tütün üreticileri arasında çalıştı, örgütleme faaliyeti yürüttü, 2. Akhisar tütün mitinginin örgütleyici ve destekleyicilerindendi, tütün üreticileriyle tütün mitingi için omuz omuza çalıştı.

1971’lerde Cihan Alptekin ve Ömer Ayna arkadaşlarıyla  birlikte döneme damga vuran   THKO’nun  kurucularındandı.  İstanbulda  Cihan Alptekin  grubunun kamulaştırma eylemlerinde yer aldı. Aranmaya başladı.  İzmir’e  politik örgütlenmeyi gerçekleştirmek  amacıyla gelmişti.  Halilrıfatpaşa semtinde kaldığı ev  polis tarafından  21 Mayıs gecesi basıldı. Çıkan çatışmada,  dört polis yaralandı. İbrahim Öztaş da ağır yaralandı ve devlet hastahanesinde  yaşamını yitirdiği  devlet  yetkilileri tarafından açıklandı. Yakınları tarafından ağır  yaralı yakalandığı ancak  öldürüldüğü; İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi  duruşma tutanaklarında, avukatı tarafından  ağır yaralandıktan sonra öldürüldüğü, ifade edilmişti.

İbrahim’in cenazesi memleketine götürülmek üzere  ailesine verilmedi, ölümünden dört gün sonra Karabağlar Paşaköprüsü Mezarlığına gömüldü. Bağımsızlık,demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin yılmaz ve inançlı bir neferiydi; kararlılığı, cesareti,  alçak gönüllüğü, mücadele azmi ve direnmeyi  miras bıraktı.İbrahim’in hasletleri bugün de yol göztericidir.. Onun bağımsızlık özgürlük ve sosyalizm hasletleri emeğin ve halkın kurtuluşu mücadelesinde sürecektir.

Anısı ve mücadelesi bağımsızlık demokrasi sosyalizm mücadelesine ışık tutsun!

1 Mayıs’a Çağrı

Sömürünün,zulmün,baskının,eşitsizliğin,adaletsizliğin

Ve savaşların olmadığı bir dünya hala mümkün..

Ortak özlemlerimizi haykırmak üzere

HAYDİ İMECE PANKARTI ARKASINA!

1 Mayıs çarşamba sabahı saat 10.00 da İmece’de sabah

çaylarımızı birlikte yudumlayıp, gevreğimizi,

boyozumuzu paylaşmak üzere..

Sevgi ve Dostlukla.

18. İzmir Kitap Fuarında buluşuyoruz!

Bu yıl dostlarımızla 18. İzmir Kitap Fuarında
buluşuyoruz!
Gecenin karanlığında, gün ışığının yerküreyi
aydınlattığı şafak zamanını her dem düşleyip,
yüreğini umutla taşıyan bir kuşağın temsilcileri
olarak dostlarımızla buluşmak dileğimizdir.
Gelin eşit, özgür, kardeşçe bir dünya özlemini;
paylaşım ve dayanışma kültürümüzü genç
kuşaklara ve henüz tanışmamış olduğumuz
insanlara birlikte taşıyalım, tanışalım.
İlkbaharın yaza evrildiği bu günlerde, TÜYAP’ta
Salon 1A?da 606 numaralı standta olacağız.
Sevgi ve dostlukla.

Yılmaz Pehlivanoğlu

Yılmaz Pehlivanoğlu

(27.6.1955-2.4.1998)

27 Haziran 1955 İzmir ?Yenifoça doğumlu.. Ama bu günün  Yenifoça?sı değil?Şirin ,sevimli bir deniz kasabası.Tütüncü bir ailenin çocuğu olarak  tam da sarısıcak kıvamında yaşanan , Haziran sonunda ,  tütün tarlasında bir taş evde dünyaya geldiğini söylerdi.. Ve onu doğaya geri verdiğimiz 2 Nisan 1998 yılına kadar yüreği insan sevgisiyle dolu, dürüst yiğit bir devrimci sosyalist olarak yaşamını sürdürdü. İlkokulu Yenifoça? da bitirdi. O yıllarda ortaokul olmadığı için öğretmeninin ısrarı ile Buca Ortaokulu ve ardından Bornova Suphi Koyucuoğlu Lisesi ile eğitimi devam eder. Okumak  için İzmir?e geldiğinde ayakkabılarını bağlayamayacak kadar küçük olması ve sürekli bağcıklarına basarak düşmesini gülerek anlatırdı. Kısa ve onurlu yaşamı boyunca hep yaptığı gibi espirili ve şakacı yapısı onu hep sevilen ve aranan bir dost konumuna getirmişti. Onun espirilerini, şakalarını çok özlüyoruz.

E.Ü yıllarında fırtına çocuklardandı. Dönemin toplumsal mücadelelerinin genç bir komünistiydi. Üniversite yaşamında maden mühendisliği eğitimi çok isteyerek yaptığı, bilincli bir tercih değildi .O yıllarda pek çoğumuzun yaptığı gibi ..Onu tanıdığımda yanında iki can dostu vardı. Asım Dağlı ve Sezai Emiral..Bu gün de birlikteler. Yitirdiğimiz pek cok canımızla birlikte.

Madencilerin yaşam koşullarının çok zor olduğunu biliyoruz.Ülkenin pek çok  dağlarındaki şantiye koşullarında , ?Benim meskenim dağlar ? diyerek tuturduğu türküsünü, ? Haydar, Haydar? diyerek te bir akşam masasında tamamlamak yaşamından aldığı en büyük keyiflerden birisiydi. Mühendis  mi ,işçi mi olduğunu anlamak zordu çalışırken ve yaşam boyu savunduğu işçi haklarını savunma  fırsatı bulduğu mesleği aynı zamanda farkında olmadan tutkusu olan özgürlüğüydü,devrimci bilinciydi. Gözünün içine baktığı oğlu Canda ile sohbet etmek ise başka bir tutkusu.

Başka ne yazılır ki bir sevdanın ardından.

GÜRSEL ALP

1961 Bingöl-Karlı ova ilçesi Tuzluca?a doğdu. İlk ve ortaokulu Elazığ?da okudu.

Okulunda başarılı bir öğrenciydi. Ortaöğrenim dönemi  yeni sömürge ülke halklarının bağımsızlık ve özgürlük için; ülkemizde de işçi sınıfinın ve halk gençliğinin  emperyalizme ve faşizme karşı mücadeleye atıldığı yıllardı. Bu mücadelelerden  etkilenen  ülkemiz çocuklarından biri de Gürsel Alp?di

1970?li yıllarda ortaokuldaydı. Okullarda düzene karşı mücadele eden işçilerin ve gençlerin eylemleri konuşulur, tartışılırdı. Gürsel soran sorgulayan ve öğrenme merakı ve isteği içinde olanlardan biriydi. Denizlerin,  Mahirlerin, Sinanların katledilişlerinin hemen sonrasında  GÜRSEL gelişen gençlik mücadelesinde yerini alacaktı. Dönemin ortaokul öğrencileri  de politikleşme sürecine girmişti. Ortaöğrenimliler de memleket sorunlarını tartışırdı. Aynı dönemde sivil faşist güçler de okullarda etkili olmaya çalışıyor ve örgütleniyordu. Yer yer çatışmalar da yaşanıyordu.  Faşist  güçlerin okullarda saldırılarının artması sonucu, devletin kolluk güçleri sivil faşistlerin arkasında olduğundan, koşullar yurtsever,devrimci, demokrat gençliğe, can güvenliği açısından savunma amaçlı silahlanma sürecini de getirmişti. Gürsel Alp silahla yakalanıp okuldan uzaklaştırılacak, ancak yılmayarak okuma isteği ile Erzincan?da bir yakınının yanında kalacak, ortaokuldan başarıyla mezun olacaktı.

1975 yılında Gürsel?in ailesi İzmir?e göç etti. 1975-1976 Öğrenim döneminde Gürsel Eşrefpaşa Lisesi?ne kayıt yaptırdı. Eşrefpaşa Lisesinde yurtsever devrimci gençlerle tanışan Gürsel, bu yıllarda  yurtsever devrimci gençliğin örgütlü faaliyetinin  aktif bir militanı olacaktı. Gürsel, Eşrefpaşa Lisesinde, Yeşilyurt, Bahçelievler semtinde Halkın Kurtuşu gazetesinin dağıtıcısı ve örgütleyicisiydi. Bu dönemde  İzmir Liseliler Birliği (İZLB)?nin  kurucusu ve aktif bir üyesi oldu.  Gürsel  diktatörlük tarafından defalarca gözaltına alındı, işkence gördü ama yılmadı, gördüğü zulümler  onu mücadeleden koparamadı. Okumaya meraklıydı. Edebiyat eserlerine roman, şiire düşkündü, klasikleri edebiyat eserlerini ve bilimsel sosyalizmin klasik kitaplarını okur ve tartışırdı. Revizyonizm, reformizme, her türden grupçuluğa karşı mücadelenin önemini kavramıştı ve çevresine de kavratmaya çalışırdı. Bütün yaşamı boyunca doğal, gösterişsiz, içten ve kendinden emin; politik pratiğini  teoriyle bütünleştirmeye çalışan bir  militandı. Siyasal birikimi genişti.

Arkadaşları onu paylaşımcı ve üretken bir kişi olarak tanımlıyor. Zorlukları, zenginlikleri, sıkıntı ve sevinçleri paylaşırdı.

Liseyi bitirdikten sonra, hem semt çalışmasında, hem emekçiler içerisinde aydınlatma çalışmaları yaptı, hem de  yurtsever devrimci gençliğin mücadelesi içerisinde yer aldı. 1978 yılında Yeşilyurt Belediye işçilerinin daha iyi yaşama, çalışma ve sendikal talepleri mücadelesinin örgütleyicilerindendi. O dönem işçiler belediyeyi işgal etmiş ve haklı talepleri için mücadele etmiş ve yöre halkının desteğini de almışlardı.

İzmir?de sıkıyönetimin ilanı ile birlikte artan faşist saldırılara karşı mücadele etti.   11 Eylül?ü 12 Eylül?e bağlayan gece toplantı yaptıkları evde arkadaşlarıyla birlikte gözaltına alındı. YDGD üyesi olmaktan yargılandı. 2.5 yıla yakın Şirinyer Askeri Cezaevinde yattı.

Cezaevinden çıktıktan sonra değişik işlerde çalıştı. Bir yıla yakın  Foça?da Habaş Demir Çelik İşletmesinde işçi olarak çalıştı. Ağır koşullarda çalışan demir-çelik işçileri üzerindeki sömürüyü  açığa çıkarmaya, sınıfı aydınlatmaya ve  sosyalizm bilinci vermeye çalıştı.

Gürsel işçi sınıfının devrimci gücüne olan inancıyla  ? dışarıdan gazel okumakla olmaz bir fiil işçi sınıfı içerisinde çalışmak gerekir? diye düşünürdü.  Her fabrikada, her işletmede  aydınlatma ve örgütlenme faaliyeti yürütmenin  önemini anlatırdı. O, dayanışmaya ve kollektif çalışmaya şu örneği verirdi; ?Habaş?ta çalıştığımız bölüm çok özel bir bölüm, kazan dairesinin hemen yanında ve sıcaklığın çok yoğun olduğu demirin sıvı haldeyken ilk demire dönüştüğü yer;  haddehanede çalışan işçiler birbirine son derece bağlı bu bağlılık sanki yoldaşça bir bağlılık, o kızgın demiri kim daha önce tutacak ve ardından  o demiri ondan çok kısa bir süre içerisinde alıp yerine yenisini koyacak burada kaytarma olamaz, en ufacık bir dalgınlık bir işçi arkadaşımızın zarar görmesine neden olabilir?

12 Eylül sonrası yaşanan proleter devrimci hareketin dağınıklığı döneminde işçi sınıfı partisinin programı  doğrultusunda bulunduğu her alanda aydınlatma faaliyeti yürüttü. 1986 yıllarında proleter devrimci hareketin  örgütlenme  çalışmalarına katıldı. 87 yılı sonunda  tekrar gözaltına alındı. İki  yılı aşkın bir süre Buca ve Çanakkale Cezaevlerinde kaldı..

80?li yılların sonu aynı zamanda Kürt ulusal hareketinin ivme kazandığı bir dönemdi. Buna kayıtsız kalmadı. Kürt halkına yönelik zor politikalarına; faili meçhullere, kayıplara, köy yakmalarına-boşaltmalarına ve doğal yaşamın tahrip edilmesine  karşı  mücadele etti. Coğrafyamızdaki Kürt, Türk ve Arap ve diğer halkların emperyalizme, faşizme ve şövenizme karşı kardeşliğini ve birliğini ve ulusların kendi kaderini tayin hakkını kayıtsız şartsız savundu. Tüm ezilen ulus ve milletlerin ulusal dil ve hak eşitliğini elde etmesi ve kullanmasının kararlı bir savunucusuydu. Ulusların özgürlük ve eşitlik temelinde kardeşçe birliğinden yana oldu.

89 yılında cezaevinden çıktıktan sonra  Almanya?ya gitti ama fazla kalmadı. Kısa süre sonra  politik mücadelesini artık, gerilla olarak sürdürmeye karar vermişti. Öyle de yaptı ve Almanya?dan Kürdistan?a geçerek yeni bir sürece yolculuk yapacaktı. Ve bu yolculuğu ( Ülkesine, doğduğu topraklara yeniden dönüşü ) Van?ın Çaldıran ilçesinin, Tendürek dağlarında belirsiz bir zamanda ( 1995 olduğunu tahmin ediliyor) son buldu.

Bingöl de başlayan yaşamı  1995 Van Çaldıran Tendürek dağlarındaki çatışmada sona erdiğinde 34 yaşında idi. Ve bu güne kadar katledilen binlerce mezarsız Kürt gencinden  biri olarak ölümsüzleşti.