İzmir Karşıyaka’da Eğitim Emekçilerinden Ortak mücadele Çağrısı: “Ne baskıya boyun eğeceğiz, ne hukuksuzluğa alışacağız”

KESK’e bağlı Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube tarafından Karşıyaka Çarşı girişinde düzenlenen 374. Hafta Oturma Eylemi’nde KHK ile ihraç edilen kamu emekçilerinin yaşadığı zorluklar, sıkıntılar, haksızlıklar, eğitim emekçilerinin güvencesizlik koşulları ve Ankara’da hakları için direnen öğretmenlere yönelik polis saldırıları protesto edildi. Yeşil Sol Parti, Dem Parti ve İmece-Der’in de destek verdiği eylemde, OHAL rejiminin yarattığı yıkımın hâlâ sürdüğü vurgulanırken, ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesi ve eğitim emekçilerinin taleplerinin karşılanması istendi.

Yaklaşık yedi yılı aşkın süredir her hafta aynı noktada buluşan eğitim emekçileri, “KHK’ler gidecek biz kalacağız”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganlarıyla hukuksuzluklara karşı mücadele kararlılıklarını bir kez daha ortaya koydu.

“374 haftadır adaletsizliği teşhir ediyoruz”

Eylemde yapılan konuşmalarda, 374 haftadır sürdürülen oturma eyleminin yalnızca ihraç edilen kamu emekçilerinin değil, ülkede baskı ve güvencesizlik politikalarına maruz bırakılan tüm emekçilerin sesi olduğu vurgulandı.

Katılımcılar, OHAL döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle on binlerce kamu emekçisinin hiçbir adil yargılama süreci işletilmeden hukuksuzca işlerinden atıldığını, aradan geçen yıllara rağmen mağduriyetlerin giderilmediğini belirtti.

Emekçiler, KHK’lerle yalnızca işlerini değil, sosyal güvencelerini, mesleklerini ve geleceklerini de kaybettiklerini ifade ederek mücadeleyi son ihraç edilen emekçi görevine dönene kadar sürdüreceklerini dile getirdi.

Jiyan Tosun: “Bu yalnızca ihraç meselesi değil, demokrasi meselesidir”

Eylemde söz alan İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Jiyan Tosun, KHK’lerle gerçekleştirilen tasfiyelerin yalnızca kamu çalışanlarını hedef almadığını, toplumun tamamını etkileyen bir demokrasi krizine dönüştüğünü söyledi.

Tosun, on yıldır KHK mağdurlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirterek şunları söyledi:

“Aradan geçen yıllara rağmen ihraç edilenlerin büyük bölümü görevlerine iade edilmedi. Akademinin içi boşaltıldı, eğitim sisteminin içi boşaltıldı. Kadın çalışmaları yapan akademisyenlerin ihraç edilmesiyle birlikte bu alandaki üretimler durdu. Bu yalnızca bir ihraç meselesi değil sivil alanın daraltılması, demokrasinin geriletilmesi ve insan hakları mücadelesinin baskı altına alınmasıdır.”

Tosun, televizyonların ve gazetelerin kapatılması, akademisyenlerin ve kamu emekçilerinin ihraç edilmesiyle ortaya çıkan tablonun fiili bir darbe dönemini andırdığını belirterek, hukuksuzluklara karşı alanlarda olmanın tarihsel bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Eğitim Sen: “Güvencesizlik rejimi eğitim emekçilerini hedef alıyor”

Eğitim Sen Genel Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım da yaptığı konuşmada eğitim emekçilerinin ağır bir güvencesizlik rejimi altında yaşamaya zorlandığını ifade etti.

Özel sektör öğretmenlerinin yıllardır taban maaş hakkı için mücadele ettiğini, mülakat mağduru öğretmenlerin ise adalet, liyakat talebiyle alanlarda olduğunu belirten Yardım, bu taleplerin yalnızca öğretmenlerin değil tüm emekçilerin ortak talepleri olduğunu söyledi.

Meclis’te okullardaki şiddeti araştırma komisyonu toplandığı sırada eğitim emekçilerinin Meclis kapısı önünde polis şiddetiyle karşı karşıya bırakıldığını hatırlatan Yardım, “Eğitim emekçilerine yönelik baskılara son verilmelidir. Eğitim Sen olarak bu mücadeleyi sahipleniyoruz” dedi.

Konuşmasında OHAL rejiminin yarattığı tahribata da değinen Yardım, ihraçların, basının susturulmasının ve akademinin tasfiye edilmesinin Türkiye’de demokratik alanı daralttığını belirtti.

KHK mağdurlarından barış ve demokrasi vurgusu

Eylemde yapılan değerlendirmelerde, KHK mağduriyetlerinin yalnızca işe iade talebinden ibaret olmadığı vurgulandı.

Barışın, demokratik toplumun inşasının, hasta tutukluların serbest bırakılmasının ve temel demokratik hakların güvence altına alınmasının KHK’lıların işe iade edilmesi talebiyle doğrudan bağlantılı olduğu ifade edildi.

Konuşmalarda, demokratikleşme olmadan adaletin tesis edilemeyeceği, OHAL uygulamalarının yarattığı tahribatla gerçek anlamda hesaplaşılmadığı sürece hukuksuzlukların devam edeceği belirtildi.

Ankara’daki öğretmen direnişine destek

Eylemin önemli gündemlerinden biri de Ankara’da günlerdir hakları için direnen özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenlere yönelik polis saldırıları oldu.

Katılımcılar, öğretmenlerin taleplerinin karşılanması yerine polis barikatlarıyla, göz altılarla ve şiddetle karşılandığını belirtti.

Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına, eğitim emekçilerinin güvencesizliğe ve düşük ücretlere mahkûm edilmesine, mülakat adı altında yaratılan adaletsizliğe karşı mücadele etmek suç değildir. Suç olan, anayasal haklarını kullanan öğretmenlerin karşısına polis gücüyle çıkmaktır.”

Ankara’da gerçekleştirilen eylemler sırasında çok sayıda öğretmenin gözaltına alındığı, ters kelepçe, darp ve biber gazı uygulamalarına maruz bırakıldığı belirtilirken, dayanışma amacıyla bölgede bulunan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ile TİS ve Hukuk Sekreteri Özlem Tolu’nun da gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldığı aktarıldı.

“Öğretmenlerin mücadelesi madencilerin mücadelesidir”

Basın açıklamasında yalnızca eğitim emekçilerinin değil, hakları için direnen tüm işçi ve emekçilerin mücadelelerinin ortak olduğu vurgulandı.

Yeraltında ölüm pahasına çalışan madencilerin güvenli çalışma koşulları ve insanca yaşam taleplerinin de baskıyla bastırılmak istendiğine dikkat çekilen açıklamada, “Öğretmenlerin, madencilerin ve tüm emekçilerin mücadelesi ortaktır” denildi.

Deniz Poyraz unutulmadı

Eylemde, İzmir’de beş yıl önce katledilen Deniz Poyraz da anıldı.

Kadınların yaşam hakkını savundukları, eşitlik talep ettikleri ve erkek şiddetine karşı mücadele ettikleri için hedef haline getirildiği belirtilirken, Deniz Poyraz şahsında özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anıldı.

Katılımcılar, “Bu topraklarda barışı, özgürlüğü ve eşitliği savunmaya devam edeceğiz” mesajı verdi.

“Son ihraç edilen emekçi görevine dönene kadar mücadele sürecek”

Basın açıklamasının sonunda OHAL döneminin hukuksuz uygulamalarıyla hesaplaşılması, siyasi gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin görevlerine ve tüm özlük haklarına eksiksiz olarak iade edilmesi talep edildi.

Eylem, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Yaşasın KESK”, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganlarıyla sona erdi.

Karşıyaka’daki oturma eyleminin ardından katılımcılar, Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube’nin çağrısıyla İZBAN önünde gerçekleştirilen ve Ankara’da öğretmenlere yönelik gözaltıları protesto eden dayanışma eylemine katılarak mücadeleyi büyüttü. İmece-Der’de dayanışmacı olarak yerini aldı.

Emekçiler, gerek KHK’lıların işe iadesi gerekse öğretmenlerin haklı talepleri karşılanıncaya kadar alanları terk etmeyeceklerini bir kez daha ilan etti.

İZBAN Önünde Öğretmenlerle Dayanışma: “Haklarımızı Almadan Bu Mücadeleden Vazgeçmeyeceğiz”

Karşıyaka Çarşı girişinde gerçekleştirilen 374. Hafta Oturma Eylemi’nin ardından emek ve demokrasi güçleri bu kez İZBAN Karşıyaka İstasyonu önünde bir araya gelerek Ankara’da günlerdir direnen Özel Sektör Öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenlerle dayanışma eylemi gerçekleştirdi.

Eğitim Sen İzmir 2 No’lu Şube’nin çağrısıyla yapılan eylemde, Ankara’da öğretmenlere yönelik gözaltılar ve polis saldırıları protesto edilirken, eğitim emekçilerinin taleplerinin haklılığına vurgu yapıldı.

Eylem boyunca sık sık “Öğretmenler yalnız değildir”, “Birleşe birleşe kazanacağız”, “Öğretmenin birliği patronları yenecek”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları yükseldi.

“Dört Günün Üçünde Gözaltına Alındık

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası adına yapılan konuşmada, Ankara’da sürdürülen direnişin dördüncü gününde de baskılarla karşı karşıya kalındığı belirtildi.

Öğretmenler adına yapılan açıklamada, bugüne kadar Meclis’teki siyasi partilerle, milletvekilleriyle ve ilgili kurumlarla defalarca görüşüldüğü, taleplerinin haklı olduğunun herkes tarafından kabul edildiği ancak somut bir adım atılmadığı ifade edildi.

Konuşmada şu değerlendirmeye yer verildi:

 “Biz öğretmeniz. Yıllardır çözüm için tüm yolları denedik. Herkes haklı olduğumuzu söylüyor ama sorunlarımız çözülmüyor. Dört günün üçünde gözaltına alındık. Ters kelepçelerle karşılaştık. Ancak hakkımızı almadan bu mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”

Öğretmenler, 2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri verilmesini, özel sektör öğretmenlerinin kamudaki meslektaşlarıyla eşit haklara kavuşmasını ve güvenceli çalışma koşullarının sağlanmasını talep ettiklerini belirtti.

Mülakat Mağduru Öğretmenler: “Adalet İstiyoruz”

Eylemde söz alan öğretmenler, mülakat sisteminin eğitim alanındaki en büyük adaletsizliklerden biri olduğunu vurguladı.

Atamalarda liyakat yerine keyfiliğin ve siyasi tercihlerin belirleyici hale geldiğini ifade eden öğretmenler, mülakat uygulamasının kaldırılmasını ve tüm atamaların objektif kriterlere göre yapılmasını istedi.

Mülakat mağduru öğretmenlerin mücadelesinin özel sektör öğretmenlerinin mücadelesiyle birleştiği belirtilerek, eğitim emekçilerinin ortak talepler etrafında kenetlendiği ifade edildi.

“Meclis Kapısında Öğretmenlere Şiddet Uygulandı”

Konuşmalarda, Ankara’da TBMM önünde gerçekleştirilen eylemler sırasında öğretmenlerin polis saldırısıyla karşılaştığına dikkat çekildi.

Okullardaki şiddeti araştırmak üzere toplanan komisyona seslerini duyurmak isteyen öğretmenlerin gözaltına alınmasının kabul edilemez olduğu belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Eğitimde şiddeti araştıranlar, öğretmenlere şiddet uyguluyor. Taleplerimizi dinlemek yerine karşımıza polis barikatları çıkarılıyor.”

Ankara’da gerçekleştirilen müdahalelerde çok sayıda öğretmenin darp edildiği, ters kelepçeyle gözaltına alındığı ve demokratik haklarını kullanmalarının engellendiği ifade edildi.

Eğitim Sen ve Eğitim-İş’ten Dayanışma Mesajı

İZBAN önündeki eylemde, daha önce Karşıyaka’daki oturma eyleminde konuşan Eğitim Sen Genel Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım’ın ve Eğitim-İş temsilcileri de mesajlarıyla eğitim emekçilerine dönük hukuksuz uygulamaları, baskı, şiddet, işkence ve kötü muamele uygulamalarını protesto  ederek kınayan mesajlar verdiler.

Eğitim emekçilerinin yaşadığı sorunların yalnızca öğretmenlerin değil toplumun tamamının sorunu olduğu vurgulanırken, güvencesiz çalışma, düşük ücretler, mülakat uygulaması ve sendikal baskıların eğitim sistemini çöküşe sürüklediği ifade edildi.

Dayanışma çağrılarında, öğretmenlerin mücadelesinin işçilerin, madencilerin, kamu emekçilerinin ve tüm çalışanların ortak mücadelesinin bir parçası olduğu vurgulandı.

Basın Açıklaması: “Öğretmenlerin Talepleri Meşrudur”

Eylemde okunan basın açıklamasında, Ankara’da devam eden direnişin yalnızca öğretmenlerin ekonomik taleplerini değil, kamusal ve nitelikli eğitim hakkını da savunduğu belirtildi.

Açıklamada şu talepler öne çıktı:

  • Özel sektör öğretmenleri için taban maaş hakkının güvence altına alınması,
  • 2014 yılında kaldırılan hakların geri verilmesi,
  • Mülakat sisteminin kaldırılması,
  • Öğretmenlere yönelik gözaltı ve baskı politikalarına son verilmesi,
  • TBMM’de bekleyen düzenlemelerin derhal yasalaştırılması,
  • Eğitim emekçilerinin sendikal ve demokratik haklarının güvence altına alınması.

Basın açıklamasında ayrıca şu ifadeler yer aldı:

“Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasına, eğitim emekçilerinin güvencesizliğe ve düşük ücretlere mahkûm edilmesine karşı mücadele etmek suç değildir. Suç olan, haklarını arayan öğretmenlerin karşısına polis gücüyle çıkmaktır.”

Mücadele Kararlılığı

Eylem, Ankara’da gözaltına alınan öğretmenlerin serbest bırakılması talebi ve dayanışma çağrılarıyla sona erdi.

Katılımcılar, öğretmenlerin talepleri karşılanıncaya, mülakat mağduriyetleri giderilinceye ve özel sektör öğretmenlerinin hakları güvence altına alınıncaya kadar mücadelenin süreceğini vurguladı.

Karşıyaka’da başlayan ve İZBAN önünde büyüyen dayanışma eylemi, eğitim emekçilerinin mücadelesinin yalnızca bir meslek grubunun değil, güvenceli çalışma, eşitlik ve insanca yaşam isteyen tüm emekçilerin ortak mücadelesi olduğunun altını bir kez daha çizdi

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.