Prof. Dr. Gürel Nişli’yi Uğurlarken: Bilimin, Aydınlanmanın ve Mücadelenin İzinde. Küçük Bedeni, Kocaman Yüreğiyle Bir Ömür.

İzmir Mimarlık Merkezi, yalnızca bir uğurlama törenine değil; bilime, aydınlanmaya, toplumsal sorumluluğa ve mücadeleye adanmış bir yaşamın tanıklığına ev sahipliği yaptı.

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu tarafından düzenlenen törende Prof. Dr. Gürel Nişli’nin öğrencileri, meslektaşları, dostları ve mücadele arkadaşları bir araya geldi. Aralarında Ege Üniversitesi Mühendislik Bilimleri Fakültesi ve Fen Fakültesi’nden yetişmiş, bugün 65 yaşını aşmış mühendislerin de bulunduğu çok sayıda kişi, yıllar sonra yeniden hocalarını uğurlamak için aynı çatı altında buluştu. Bilimi, aydınlanmayı, dayanışmayı ve toplumsal mücadeleyi yaşamının ayrılmaz bir parçası haline getiren; İmece Dostluk ve Dayanışma Derneği’nin de dostu, destekçisi ve yol arkadaşı olan Gürel Hocamıza son vedamızı etmek için biz de o anlamlı buluşmadaydık.

Konuşmalarda yalnızca bir akademisyenden değil, yaşamını toplum yararına adamış bir aydından söz edildi.

Ege Üniversitesi’nin amfilerinde başlayan öğretmenliği, binlerce öğrencinin yaşamına dokundu. Öğrencileri onu yalnızca Genel Kimya dersinin hocası olarak değil; düşünmeyi, sorgulamayı ve toplumsal sorumluluk almayı öğreten bir eğitimci olarak anlattılar. Birçok meslektaşı, bugün sahip oldukları mücadele bilincinde Gürel Hoca’nın payının büyük olduğunu dile getirdi.

Kimya Mühendisleri Odası’nda, TMMOB çatısı altında ve demokratik kitle örgütlerinde yıllarca yürüttüğü çalışmalarla meslek alanının toplumsal sorumluluğunu savundu. Oda çalışmalarında görev alan birçok mühendis, örgütlü mücadeleye onun teşvikiyle katıldığını anlattı. Yorulmak bilmeyen enerjisiyle toplantıdan toplantıya koşan, yağmurda, karda, gecenin ilerleyen saatlerinde bile mücadeleden geri durmayan bir insan olarak hafızalarda yer etti.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ndeki çalışmaları ise yaşamının en önemli parçalarından biriydi. Laik, bilimsel ve çağdaş eğitim mücadelesinin ön saflarında yer aldı. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim mücadelesinden demokratik eğitim hakkının savunulmasına kadar birçok alanda iz bıraktı. Mütevazılığı nedeniyle çoğu zaman yaptığı çalışmaların önüne geçmese de, mücadele tarihine önemli katkılar sundu.

Çevre mücadelesi ise onun yaşamında ayrı bir yer tuttu. Bergama’dan Kaz Dağları’na, Çal Dağı’ndan Uşak Kışladağ’a kadar doğayı ve yaşam alanlarını savunan mücadelelerde yer aldı. Bilimsel verileri rehber edinerek, rant projelerine ve ekolojik yıkıma karşı kararlılıkla mücadele etti. Üniversite arazilerinin kamusal niteliğinin korunmasından çevre talanına karşı yürütülen kampanyalara kadar birçok başlıkta öncü rol oynadı.

Ancak törende en çok anlatılan, onun insan yanıydı.

Konuşan herkes onu farklı sıfatlarla tanımlıyordu: “Hocamız”, “ablamız”, “annemiz”, “yol arkadaşımız”, “dostumuz”… Birçok kişi, onun yalnızca kendi ailesinin değil, çevresindeki herkesin ailesinden biri haline geldiğini anlattı. İnsanlara dokunma biçimi, sıcaklığı, içtenliği ve paylaşmayı bilen karakteri, onu tanıyan herkesin ortak hafızasında yer etmişti.

Yaklaşık kırk yıllık dostluklarını anlatanlar, onun toplumun her sorununa duyarlılıkla yaklaşan bir eylem insanı olduğunu söylediler. Öğrencileri ise, sınıfta başlayan ilişkinin yıllar boyunca süren bir dostluğa dönüştüğünü anlattılar. Kimileri onu rol modeli olarak gördüğünü, kimileri hayatındaki dönüm noktalarında yol göstericisi olduğunu ifade etti.

Törende sık sık aynı cümle tekrarlandı:

“İyi ki hayatımızda vardı.”

Gerçekten de Prof. Dr. Gürel Nişli’nin yaşamı, yalnızca kendi hayatını değil, dokunduğu binlerce insanın hayatını zenginleştiren bir yaşam oldu.

Bugün onu uğurlarken geriye yalnızca anılar değil; bilimsel düşünceye bağlılık, laik ve çağdaş eğitim mücadelesi, çevreyi ve kamusal değerleri savunma kararlılığı ve insan sevgisiyle örülmüş güçlü bir miras kalıyor.

Öğrencileri, dostları ve meslektaşları olarak biliyoruz ki onun açtığı yolda yürümeye devam edeceğiz.

Mücadelesi yolumuzu aydınlatmaya devam edecek.

Sevgiyle, saygıyla ve özlemle…

Işıklar içinde uyusun.

“Bizim İçin Bir Hocadan Çok Daha Fazlasıydı”

Uzun yıllar Ankara’da yaşamış eski öğrencilerinden, Kimya Mühendisleri Odası yöneticilerinden Cengiz Toygür,  Gürel Nişli ile ilişkisini “abla-kardeş ilişkisi” olarak tanımladı.

Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen her karşılaşmalarında sanki bir gün önce ayrılmış gibi sohbet ettiklerini anlattı. Yaşamına yön veren, hayatına dokunan nadir insanlardan biri olduğunu söyleyen  Toygür, onun halkı, öğrencileri ve meslektaşları için durmaksızın çalışan mütevazı bir insan olduğunu vurguladı.

Gürel Nişli hocamızı uğurlarken  hem öğrencileri hem de meslektaşlarının  onun için söyledikleri:


“Binlerce İnsan Onun Sayesinde Dönüştü”

Meslek odasında görev yapmış bir mühendis, Gürel Nişli’nin yalnızca kendi yaşamını değil, çevresindeki insanların yaşamlarını da değiştirdiğini anlattı.

2009 yılında oda çalışmalarına katılmak istediğinde kendisini yönlendiren kişinin Gürel Hoca olduğunu söyledi. O yıllarda akşam toplantılarına gitmekte zorlandığını, ancak hocasının yağmurda, karda, gecenin ilerleyen saatlerinde bile toplantıdan toplantıya koştuğunu görünce mücadeleye bakışının değiştiğini ifade etti.

“Öğretim alınabilir ama eğitim farklıdır” diyen konuşmacı, Gürel Nişli’nin yaşam tarzı, insan ilişkileri ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla birçok öğrenci için rol model olduğunu belirtti.


“Enerjisine Yetişmek Mümkün Değildi”

1984 yılında Ege Üniversitesi’nde öğrencisi olan bir meslektaşı, ilk kez Genel Kimya dersinde tanıdığı Gürel Nişli ile daha sonra meslek odasında birlikte çalıştığını anlattı.

“Biz hep onun enerjisine yetişmeye çalıştık” diyen konuşmacı, onun mücadeleci ruhunun ve çalışkanlığının birçok insanı etkilediğini söyledi.

Ailesinin de Gürel Nişli’yi kendi ailelerinin bir üyesi olarak gördüğünü belirterek, çocuklarının ve torunlarının da onu bir anneanne gibi sevdiklerini ifade etti.


“Küçücük Bedeniyle Salonun Enerjisi Olurdu”

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği adına yapılan konuşmalarda, Gürel Nişli’nin dernek çalışmalarındaki yeri ve etkisi anlatıldı.

Onun yalnızca bir üye ya da yönetici olmadığını, çağdaş eğitim ve aydınlanma mücadelesinin simge isimlerinden biri olduğunu belirten konuşmacılar, özellikle sekiz yıllık kesintisiz eğitim mücadelesindeki katkılarını hatırlattılar.

“Onu bir salonda gördüğünüzde bütün atmosfer değişirdi” diyen konuşmacılar, küçücük bedeni ama kocaman yüreğiyle herkese mücadele azmi verdiğini vurguladılar.


“Bir Son Değil, Yeni Bir Başlangıç”

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği yöneticileri, Gürel Nişli’nin yaşamı boyunca savunduğu bir sözü de paylaştılar:

“Her zaman haklılığımızı savunmaya, doğruları kanıtlamaya devam edeceğiz. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.”

Bu sözlerin onun yaşam felsefesini özetlediği belirtilirken, ölümünün bir son değil; bıraktığı mücadele mirasının yeni kuşaklar tarafından sürdürülmesinin başlangıcı olduğu ifade edildi.


“Hepimizin Annesiydi, Ablasıydı”

Yakın dostlarından biri konuşmasına gözyaşları içinde başladı.

“Ben onu annem, ablam, ailem olarak gördüm” diyen konuşmacı, törende söz alan insanların anlatımlarını dinledikçe Gürel Nişli’nin yalnızca kendi ailesine değil, yüzlerce insanın yaşamına aynı sıcaklıkla dokunduğunu fark ettiğini söyledi.

Konuşmasının sonunda, “Böyle bir insanın yokluğuna alışmak çok zor” diyerek duygularını ifade etti.


“Son Yıllarında Bile Mücadeleyi Bırakmadı”

Yaklaşık otuz yıllık dostlarından biri, son yıllarında hareket kabiliyeti azalmış olmasına rağmen ülke gündemini yakından takip ettiğini anlattı.

Birlikte içtikleri kahveleri, yaptıkları sohbetleri ve paylaştıkları anıları hatırlatan konuşmacı, onun yaşamının son günlerine kadar ülkesinin geleceği için kaygılanmaya ve mücadele etmeye devam ettiğini söyledi.

Ardından gülümseten bir anısını anlattı: Bir gün araçla giderlerken Gürel Nişli kırmızı ışıkta geçmiş, uyarıldığında ise “Çocuğum, demek bana gelen cezaların sebebi buymuş” diyerek herkesi güldürmüştü.


“Çevre Mücadelesinin Öncülerindendi”

Çevre hareketinden dostları ise onun doğa ve yaşam savunusundaki kararlılığını anlattılar.

Bergama altın madeninden Kaz Dağları’na, Çal Dağı’ndan Kışladağ’a kadar birçok çevre mücadelesinde yer aldığını belirttiler. Bilimsel verileri temel alarak yürüttüğü çalışmaların, çevre hareketinin gelişmesinde önemli rol oynadığını vurguladılar.

Üniversite arazilerinin ranta açılmasına karşı yürütülen mücadelelerden, ekolojik yıkıma karşı açılan davalara kadar birçok konuda ön saflarda yer aldığı anlatıldı.


“Mücadeleci Bir Bilim İnsanı”

Konuşmalarda sık sık tekrarlanan ortak bir değerlendirme vardı:

Prof. Dr. Gürel Nişli, yalnızca bir akademisyen değildi.

O; bilim insanıydı, eğitimciydi, çevre savunucusuydu, aydınlanma neferiydi, meslek örgütçüsüydü, yol arkadaşıydı.

Ama en önemlisi, insanlara umut veren, cesaret veren ve yaşamıyla örnek olan bir mücadele insanıydı.

Onu tanıyan herkesin hafızasında aynı cümle kaldı:

“İyi ki hayatımızdan geçti.”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.