İmece Dostluk ve Dayanışma Derneği olarak DİGEL işçilerini ziyaret ederek direniş alanında işçiler, işyeri temsilcileri ve Teksif Sendikası Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz, Şube Başkanı İbrahim İpek ile bir araya geldik. Görüşmelerde hem toplu sözleşme sürecindeki son gelişmeleri hem de 510. gününde direnişin geldiği noktayı değerlendirme fırsatı bulduk.
DİGEL işçilerinin mücadelesi, işyerinde hak arama mücadelesi olmanın ötesine geçmiş durumda. Bugün DİGEL direnişi, sermayenin baskılarına, sendikasızlaştırma politikalarına, kadın işçilere yönelik mobbinge, tacizlere, işçi ve kadınlık onurunu incitici davranışlara, işten atmalara ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı işçi sınıfının örgütlü duruşunun önemli örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
510 günü aşan mücadele boyunca işçiler yalnızca onurlarına, işlerine ve haklarına sahip çıkmadı aynı bu hak mücadelesi boyunca birlik olmanın, örgütlenmenin ve dayanışmanın yarattığı gücü de ortaya koydu. İşverenin işten atmalarla ve baskılarla dağıtmayı hedeflediği mücadele, tersine daha güçlü bir örgütlülüğe dönüşerek sendikayı toplu sözleşme masasına taşındı.
Bu nedenle DİGEL ‘de yaşananlar yalnızca DİGEL işçilerinin değil, tüm işçi sınıfının deneyimi ve kazanımı olarak değerlendirilmelidir. Çünkü her direniş, sermaye karşısında emeğin ortak hafızasına yazılan yeni bir deneyim, yeni bir birikim anlamına gelmektedir.
Sınıfa Karşı Sınıf Tutumu
DİGEL direnişinin en önemli sonuçlarından biri, işçilerin mücadele içinde kazandıkları sınıf bilinci ve dayanışmasıdır. Uzun direniş süreçleri yalnızca ekonomik talepler etrafında şekillenmez; işçiler mücadele içinde dostlarını ve karşılarında duran güçleri de daha net görmeye başlar.
DİGEL işçilerinin sözleriyle ifade edecek olursak: mücadele sürecinde yanlarında-saflarında duranları da yüzünü başka tarafa çevirenleri de unutmayacaklar.
Bu yönüyle DİGEL direnişi, işçi sınıfının bağımsız çıkarları temelinde yürütülen bir “sınıfa karşı sınıf” mücadelesinin örneklerinden biri olarak önem taşımaktadır. İşçilerin kararlılığı ve gücü, sendikanın çok yönlü mücadelesi sayesinde bugün toplu sözleşme süreci başlamış, işten atılan işçilerin işe dönüşü yeniden gündeme gelmiş ve işyerinde sendikal hakların tanınması yönünde önemli adımlar atılmıştır.
Bu kazanımlar yalnızca hukuki süreçlerin değil, yüzlerce gün süren kararlı direnişin, dayanışmanın ve örgütlü mücadelenin ürünüdür
İzmir Serbest Bölgesi’nde faaliyet gösteren DİGEL Tekstil işçilerinin 510 günü aşkın süredir devam eden direnişinde yeni bir aşamaya geçildi. Teksif Sendikası ile işveren arasında toplu iş sözleşmesi görüşmeleri resmen başlarken, işçiler işten çıkarılan 14 arkadaşlarının durumunun çözülmesini müzakerelerin öncelikli gündemi olarak görüyor.
Teksif Sendikası temsilcileri ile DİGEL yönetimi arasında gerçekleştirilen son görüşmede taraflar karşılıklı olarak beklentilerini ortaya koydu. Sendika temsilcileri, toplu sözleşme görüşmelerinin sağlıklı ilerleyebilmesi için öncelikle işten çıkarılan işçilerin durumuna ilişkin adım atılması gerektiğini vurguladı.
Sendika temsilcileri, işe iade davalarını kazanan işçiler bulunduğunu ancak mücadeleyi yalnızca dava kazananlarla sınırlı görmediklerini belirterek, “Biz iki arkadaşımızın değil, işten çıkarılan 14 arkadaşımızın tamamının durumunun birlikte değerlendirilmesini istiyoruz” mesajını verdi.
Toplu Sözleşmede 60 Günlük Kritik Süreç
2 Haziran’da toplu iş sözleşmesi taslağının işverene teslim edilmesinin ardından resmi müzakere süreci başladı. Tarafların önümüzdeki haftalarda yeniden bir araya gelmesi beklenirken, yasal olarak tanınan 60 günlük görüşme sürecinin sonunda anlaşma sağlanamaması halinde grev ya da hakem süreci gündeme gelebilecek.
İşçiler, fabrikada sendikal örgütlülüğün güçlendiğini ve görüşmelerin içeride büyük bir heyecanla takip edildiğini ifade ediyor. Sendika temsilcileri ise süreç boyunca tüm gelişmelerin işçilerle şeffaf biçimde paylaşıldığını belirtiyor.
Direniş Bir Okul Oldu
Direnişe destek veren demokratik kitle örgütleri ve emek dostları da DİGEL direnişinin yalnızca bir işyeri mücadelesi olmaktan çıktığını, işçi sınıfı açısından önemli bir deneyim birikimi yarattığını dile getiriyor.
Dayanışma ziyaretlerinde konuşan destekçiler, uzun süreli direnişlerin zaman zaman yıpratıcı olabildiğini ancak DİGEL işçilerinin mücadele sürecini bilinçlenme ve örgütlenme fırsatına dönüştürdüğünü belirtiyor.
Destekçilerden biri, “Direniş yalnızca hak arama mücadelesi değil, aynı zamanda bir okul işlevi görüyor. İnsanlar birlikte mücadele etmeyi, birbirine güven duymayı, dayanışmayı ve kolektif hareket etmeyi öğreniyor” değerlendirmesinde bulundu.
Dayanışma Ağları Mücadeleyi Ayakta Tuttu
510 günü aşan süreç boyunca çok sayıda sendika, dernek, öğrenci topluluğu ve emek örgütü DİGEL işçilerine destek verdi. İşçiler, özellikle ekonomik zorlukların arttığı dönemlerde gösterilen dayanışmanın mücadeleyi sürdürmelerinde önemli rol oynadığını ifade ediyor.
Direnişçiler, çocuklarının eğitim ve günlük ihtiyaçları için sağlanan küçük desteklerin bile büyük moral kaynağı olduğunu belirterek, kendilerini yalnız bırakmayan kişi ve kurumlara teşekkür etti.
Kadın Kurulu ve Performans Kurulu Talebi
510 Gündür Süren Digel Direnişinde Toplu Sözleşme Süreci Başladı
Toplu sözleşme görüşmelerinde öne çıkan başlıklardan biri de işyerinde oluşturulması planlanan “Kadın Kurulu” ve “Performans Kurulu” oldu.
Sendika temsilcileri, özellikle kadın işçilerin maruz kaldığı taciz, mobbing ve ayrımcılık iddialarına karşı kadın işçilerin söz sahibi olacağı bağımsız bir mekanizmanın kurulmasını talep ediyor.
Bunun yanı sıra performans değerlendirmelerinin yalnızca işveren inisiyatifine bırakılmaması, işçilerin de söz sahibi olacağı demokratik bir kurul aracılığıyla yürütülmesi isteniyor.
İşçi Komiteleri Vurgusu
Görüşmelerde sık sık işyeri komitelerinin önemi de gündeme geldi. Sendika temsilcileri, gerçek sendikal demokrasinin tabandan örgütlenme ile mümkün olduğunu belirterek, işçilerin karar süreçlerine doğrudan katıldığı komitelerin korunması ve güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
“Komiteler yalnızca işverene karşı değil, gerektiğinde sendikal yapıları da denetleyebilen mekanizmalardır” görüşü dile getirildi.
DİGEL Direnişi Yazılacak
Direnişin sona ermesinin ardından mücadele sürecinin kitaplaştırılması da planlanıyor. İşçiler ve sendika temsilcileri, 500 günü aşan bu deneyimin kayıt altına alınmasının gelecekteki işçi mücadeleleri açısından önemli bir kaynak oluşturacağını düşünüyor.
DİGEL işçilerinin direnişi, bugün yalnızca İzmir’deki bir fabrikanın mücadelesi olarak değil; işçi sınıfının örgütlenme, dayanışma ve hak arama deneyimlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Toplu sözleşme görüşmelerinin nasıl sonuçlanacağı ise önümüzdeki aylarda netlik kazanacak.
