26 mayıs 1980’de yitirdiğimiz arkadaşımız, Fahrettin Haldun Erkuş’un mezarı yakınlarıının yardımıyla bulundu.
26 mayıs Pazar günü yakınlarının da katılımıyla anacağız. Dostlarımıza duyururuz.

Oca 12
26 mayıs 1980’de yitirdiğimiz arkadaşımız, Fahrettin Haldun Erkuş’un mezarı yakınlarıının yardımıyla bulundu.
26 mayıs Pazar günü yakınlarının da katılımıyla anacağız. Dostlarımıza duyururuz.

Oca 12
İBRAHİM ÖZTAŞ’I ANIYORUZ !
İbrahim Öztaş, 1950 yılında Şereflikoçhisar ilçesinin Dereköy’ünde doğdu. Babası Ali Efendi, aydın bir insandı. Dereköy’de sekiz yıl muhtarlık ve izleyen yıllarda Şereflikoçhisar?da arzuhalcilik de yapmıştı. Türkiye İşçi Partisi ilçe örgütünün kuruluşunda öncülük etmişti. Annesi Melek hanım ev kadınıydı. Köyde sevgi ortamında büyüdü, iri kıyım, gösterişli bir çocuktu. İlkokulu köyünde okudu. İlkokulu bitirince İstanbul Vefa Lisesi yatılı bölümünü kazandı. Vefa Lisesi’nin, orta ve lise kısmını yatılı ve burslu okudu.
Altı yıl İstanbul’da okuyarak hem kent yaşamını hem de kollektif yaşamayı öğrendi. Halk oyunlarını çok severdi ve iyi oynardı. Çok güzel türkçe ve ingilizce şarkılar söylerdi. Ortaöğrenim dönemindeki öğrencilik yılları, İbrahim’e paylaşmayı ve dayanışmayı öğretti. Yaz tatillerinde tanıdığı öğrencilere yardımcı olur, ders verirdi. Çocukluğundan beri, zayıfları kollayan, koruyan, sevecen, sorumluluk duygusu yüksek bir kişiydi. Güçlü kuvvetli boylu poslu, yakışıklı bir devrimciydi, boyu 1.90’ı aşıyordu. Ama bu gücünü gereksiz gösteriye dönüştürdüğüne okul arkadaşları hiç tanık olmamıştı. Onun belirgin özelliği kararlılığı ve cesaretiydi, sevimliliğiydi.
Vefa Lisesini bitirdikten sonra, 1967-1968 öğrenim yılında ODTÜ Matematik Bölümünü dereceye girerek kazandı ve kayıt yaptırdı. ODTÜ’de Hazırlık sınıfında bir yıl okudu. Bölümünü beğenmedi ve 1969 -1970 öğrenim yılında yeniden üniversite sınavlarına girdi ve İTÜ İnşaat Fakültesine kayıt yaptırdı. Lise yıllarında çok okuyan bir öğrenciydi, eline ne geçerse okurdu. Politik ve toplumsal olaylara ilgi duyuyor ve çürümüş düzenin ezilenlerden yana değiştirilmesi gerektiğini kavramaya başlıyordu.
ODTÜ Hazırlık sınıfında Deniz Gezmişler’le tanıştı. Denizler’le birlikte hareket etti. Kadir Manga da yakın arkadaşıydı. Gençliğin ,İşçi sınıfın ve ezilenlerin toplumsal mücadelelerine katıldı. 15-16 Haziran İşçi sınıfının büyük kitlesel direnişine katıldı. Tutuklandı, Deniz ve Cihan Alptekinler’le Sağmalcılar Cezaevinde kaldı. Şereflikoçhisar’da Dev-Genç’i örgütledi ve kurucularındandı. Köyleri dolaştı yoksul köylüleri ve üreticileri mücadele için örgütlemeye çalıştı. Bu dönemde 1969-1970 dönemindeki tüm toplumsal mücadelelere omuz verdi , katıldı. Anti-emperyalist gençlik eylemlerinin; Natoya ve 6. Filoya hayır eylemlerinin örgütleyicilerindendi. Akhisar ve çevre köylerde tütün üreticileri arasında çalıştı, örgütleme faaliyeti yürüttü, 2. Akhisar tütün mitinginin örgütleyici ve destekleyicilerindendi, tütün üreticileriyle tütün mitingi için omuz omuza çalıştı.
1971’lerde Cihan Alptekin ve Ömer Ayna arkadaşlarıyla birlikte döneme damga vuran THKO’nun kurucularındandı. İstanbulda Cihan Alptekin grubunun kamulaştırma eylemlerinde yer aldı. Aranmaya başladı. İzmir’e politik örgütlenmeyi gerçekleştirmek amacıyla gelmişti. Halilrıfatpaşa semtinde kaldığı ev polis tarafından 21 Mayıs gecesi basıldı. Çıkan çatışmada, dört polis yaralandı. İbrahim Öztaş da ağır yaralandı ve devlet hastahanesinde yaşamını yitirdiği devlet yetkilileri tarafından açıklandı. Yakınları tarafından ağır yaralı yakalandığı ancak öldürüldüğü; İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi duruşma tutanaklarında, avukatı tarafından ağır yaralandıktan sonra öldürüldüğü, ifade edilmişti.
İbrahim’in cenazesi memleketine götürülmek üzere ailesine verilmedi, ölümünden dört gün sonra Karabağlar Paşaköprüsü Mezarlığına gömüldü. Bağımsızlık,demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin yılmaz ve inançlı bir neferiydi; kararlılığı, cesareti, alçak gönüllüğü, mücadele azmi ve direnmeyi miras bıraktı.İbrahim’in hasletleri bugün de yol göztericidir.. Onun bağımsızlık özgürlük ve sosyalizm hasletleri emeğin ve halkın kurtuluşu mücadelesinde sürecektir.
Anısı ve mücadelesi bağımsızlık demokrasi sosyalizm mücadelesine ışık tutsun!
Oca 12
Sömürünün,zulmün,baskının,eşitsizliğin,adaletsizliğin
Ve savaşların olmadığı bir dünya hala mümkün..
Ortak özlemlerimizi haykırmak üzere
HAYDİ İMECE PANKARTI ARKASINA!
1 Mayıs çarşamba sabahı saat 10.00 da İmece’de sabah
çaylarımızı birlikte yudumlayıp, gevreğimizi,
boyozumuzu paylaşmak üzere..
Sevgi ve Dostlukla.
Oca 12

Oca 12
Yılmaz Pehlivanoğlu
(27.6.1955-2.4.1998)
27 Haziran 1955 İzmir ?Yenifoça doğumlu.. Ama bu günün Yenifoça?sı değil?Şirin ,sevimli bir deniz kasabası.Tütüncü bir ailenin çocuğu olarak tam da sarısıcak kıvamında yaşanan , Haziran sonunda , tütün tarlasında bir taş evde dünyaya geldiğini söylerdi.. Ve onu doğaya geri verdiğimiz 2 Nisan 1998 yılına kadar yüreği insan sevgisiyle dolu, dürüst yiğit bir devrimci sosyalist olarak yaşamını sürdürdü. İlkokulu Yenifoça? da bitirdi. O yıllarda ortaokul olmadığı için öğretmeninin ısrarı ile Buca Ortaokulu ve ardından Bornova Suphi Koyucuoğlu Lisesi ile eğitimi devam eder. Okumak için İzmir?e geldiğinde ayakkabılarını bağlayamayacak kadar küçük olması ve sürekli bağcıklarına basarak düşmesini gülerek anlatırdı. Kısa ve onurlu yaşamı boyunca hep yaptığı gibi espirili ve şakacı yapısı onu hep sevilen ve aranan bir dost konumuna getirmişti. Onun espirilerini, şakalarını çok özlüyoruz.
E.Ü yıllarında fırtına çocuklardandı. Dönemin toplumsal mücadelelerinin genç bir komünistiydi. Üniversite yaşamında maden mühendisliği eğitimi çok isteyerek yaptığı, bilincli bir tercih değildi .O yıllarda pek çoğumuzun yaptığı gibi ..Onu tanıdığımda yanında iki can dostu vardı. Asım Dağlı ve Sezai Emiral..Bu gün de birlikteler. Yitirdiğimiz pek cok canımızla birlikte.
Madencilerin yaşam koşullarının çok zor olduğunu biliyoruz.Ülkenin pek çok dağlarındaki şantiye koşullarında , ?Benim meskenim dağlar ? diyerek tuturduğu türküsünü, ? Haydar, Haydar? diyerek te bir akşam masasında tamamlamak yaşamından aldığı en büyük keyiflerden birisiydi. Mühendis mi ,işçi mi olduğunu anlamak zordu çalışırken ve yaşam boyu savunduğu işçi haklarını savunma fırsatı bulduğu mesleği aynı zamanda farkında olmadan tutkusu olan özgürlüğüydü,devrimci bilinciydi. Gözünün içine baktığı oğlu Canda ile sohbet etmek ise başka bir tutkusu.
Başka ne yazılır ki bir sevdanın ardından.
Oca 12
1961 Bingöl-Karlı ova ilçesi Tuzluca?a doğdu. İlk ve ortaokulu Elazığ?da okudu.
Okulunda başarılı bir öğrenciydi. Ortaöğrenim dönemi yeni sömürge ülke halklarının bağımsızlık ve özgürlük için; ülkemizde de işçi sınıfinın ve halk gençliğinin emperyalizme ve faşizme karşı mücadeleye atıldığı yıllardı. Bu mücadelelerden etkilenen ülkemiz çocuklarından biri de Gürsel Alp?di
1970?li yıllarda ortaokuldaydı. Okullarda düzene karşı mücadele eden işçilerin ve gençlerin eylemleri konuşulur, tartışılırdı. Gürsel soran sorgulayan ve öğrenme merakı ve isteği içinde olanlardan biriydi. Denizlerin, Mahirlerin, Sinanların katledilişlerinin hemen sonrasında GÜRSEL gelişen gençlik mücadelesinde yerini alacaktı. Dönemin ortaokul öğrencileri de politikleşme sürecine girmişti. Ortaöğrenimliler de memleket sorunlarını tartışırdı. Aynı dönemde sivil faşist güçler de okullarda etkili olmaya çalışıyor ve örgütleniyordu. Yer yer çatışmalar da yaşanıyordu. Faşist güçlerin okullarda saldırılarının artması sonucu, devletin kolluk güçleri sivil faşistlerin arkasında olduğundan, koşullar yurtsever,devrimci, demokrat gençliğe, can güvenliği açısından savunma amaçlı silahlanma sürecini de getirmişti. Gürsel Alp silahla yakalanıp okuldan uzaklaştırılacak, ancak yılmayarak okuma isteği ile Erzincan?da bir yakınının yanında kalacak, ortaokuldan başarıyla mezun olacaktı.
1975 yılında Gürsel?in ailesi İzmir?e göç etti. 1975-1976 Öğrenim döneminde Gürsel Eşrefpaşa Lisesi?ne kayıt yaptırdı. Eşrefpaşa Lisesinde yurtsever devrimci gençlerle tanışan Gürsel, bu yıllarda yurtsever devrimci gençliğin örgütlü faaliyetinin aktif bir militanı olacaktı. Gürsel, Eşrefpaşa Lisesinde, Yeşilyurt, Bahçelievler semtinde Halkın Kurtuşu gazetesinin dağıtıcısı ve örgütleyicisiydi. Bu dönemde İzmir Liseliler Birliği (İZLB)?nin kurucusu ve aktif bir üyesi oldu. Gürsel diktatörlük tarafından defalarca gözaltına alındı, işkence gördü ama yılmadı, gördüğü zulümler onu mücadeleden koparamadı. Okumaya meraklıydı. Edebiyat eserlerine roman, şiire düşkündü, klasikleri edebiyat eserlerini ve bilimsel sosyalizmin klasik kitaplarını okur ve tartışırdı. Revizyonizm, reformizme, her türden grupçuluğa karşı mücadelenin önemini kavramıştı ve çevresine de kavratmaya çalışırdı. Bütün yaşamı boyunca doğal, gösterişsiz, içten ve kendinden emin; politik pratiğini teoriyle bütünleştirmeye çalışan bir militandı. Siyasal birikimi genişti.
Arkadaşları onu paylaşımcı ve üretken bir kişi olarak tanımlıyor. Zorlukları, zenginlikleri, sıkıntı ve sevinçleri paylaşırdı.
Liseyi bitirdikten sonra, hem semt çalışmasında, hem emekçiler içerisinde aydınlatma çalışmaları yaptı, hem de yurtsever devrimci gençliğin mücadelesi içerisinde yer aldı. 1978 yılında Yeşilyurt Belediye işçilerinin daha iyi yaşama, çalışma ve sendikal talepleri mücadelesinin örgütleyicilerindendi. O dönem işçiler belediyeyi işgal etmiş ve haklı talepleri için mücadele etmiş ve yöre halkının desteğini de almışlardı.
İzmir?de sıkıyönetimin ilanı ile birlikte artan faşist saldırılara karşı mücadele etti. 11 Eylül?ü 12 Eylül?e bağlayan gece toplantı yaptıkları evde arkadaşlarıyla birlikte gözaltına alındı. YDGD üyesi olmaktan yargılandı. 2.5 yıla yakın Şirinyer Askeri Cezaevinde yattı.
Cezaevinden çıktıktan sonra değişik işlerde çalıştı. Bir yıla yakın Foça?da Habaş Demir Çelik İşletmesinde işçi olarak çalıştı. Ağır koşullarda çalışan demir-çelik işçileri üzerindeki sömürüyü açığa çıkarmaya, sınıfı aydınlatmaya ve sosyalizm bilinci vermeye çalıştı.
Gürsel işçi sınıfının devrimci gücüne olan inancıyla ? dışarıdan gazel okumakla olmaz bir fiil işçi sınıfı içerisinde çalışmak gerekir? diye düşünürdü. Her fabrikada, her işletmede aydınlatma ve örgütlenme faaliyeti yürütmenin önemini anlatırdı. O, dayanışmaya ve kollektif çalışmaya şu örneği verirdi; ?Habaş?ta çalıştığımız bölüm çok özel bir bölüm, kazan dairesinin hemen yanında ve sıcaklığın çok yoğun olduğu demirin sıvı haldeyken ilk demire dönüştüğü yer; haddehanede çalışan işçiler birbirine son derece bağlı bu bağlılık sanki yoldaşça bir bağlılık, o kızgın demiri kim daha önce tutacak ve ardından o demiri ondan çok kısa bir süre içerisinde alıp yerine yenisini koyacak burada kaytarma olamaz, en ufacık bir dalgınlık bir işçi arkadaşımızın zarar görmesine neden olabilir?
12 Eylül sonrası yaşanan proleter devrimci hareketin dağınıklığı döneminde işçi sınıfı partisinin programı doğrultusunda bulunduğu her alanda aydınlatma faaliyeti yürüttü. 1986 yıllarında proleter devrimci hareketin örgütlenme çalışmalarına katıldı. 87 yılı sonunda tekrar gözaltına alındı. İki yılı aşkın bir süre Buca ve Çanakkale Cezaevlerinde kaldı..
80?li yılların sonu aynı zamanda Kürt ulusal hareketinin ivme kazandığı bir dönemdi. Buna kayıtsız kalmadı. Kürt halkına yönelik zor politikalarına; faili meçhullere, kayıplara, köy yakmalarına-boşaltmalarına ve doğal yaşamın tahrip edilmesine karşı mücadele etti. Coğrafyamızdaki Kürt, Türk ve Arap ve diğer halkların emperyalizme, faşizme ve şövenizme karşı kardeşliğini ve birliğini ve ulusların kendi kaderini tayin hakkını kayıtsız şartsız savundu. Tüm ezilen ulus ve milletlerin ulusal dil ve hak eşitliğini elde etmesi ve kullanmasının kararlı bir savunucusuydu. Ulusların özgürlük ve eşitlik temelinde kardeşçe birliğinden yana oldu.
89 yılında cezaevinden çıktıktan sonra Almanya?ya gitti ama fazla kalmadı. Kısa süre sonra politik mücadelesini artık, gerilla olarak sürdürmeye karar vermişti. Öyle de yaptı ve Almanya?dan Kürdistan?a geçerek yeni bir sürece yolculuk yapacaktı. Ve bu yolculuğu ( Ülkesine, doğduğu topraklara yeniden dönüşü ) Van?ın Çaldıran ilçesinin, Tendürek dağlarında belirsiz bir zamanda ( 1995 olduğunu tahmin ediliyor) son buldu.
Bingöl de başlayan yaşamı 1995 Van Çaldıran Tendürek dağlarındaki çatışmada sona erdiğinde 34 yaşında idi. Ve bu güne kadar katledilen binlerce mezarsız Kürt gencinden biri olarak ölümsüzleşti.
Oca 11
Dostlar;
Sorunlarımız ortaksa eğer çözüm yolunu da birlikte bulacağız.
Sorunları çözmek örgütlenmekten geçer.
Örgütlenmekten korkmak sömürenleri ve yönetenleri güçlendirir.
Tarihten dersler çıkararak, öğrenerek, örgütlenerek,
güçlerimizi birleştirerek mücadele edelim.
8 Mart 1857 den 156 yıl sonra hala
yaşamın yarısı bizleriz. Bizler ezilenler, ezilenin ezileni kadınlar
. Ulusal,cinsel,sınıfsal sömürüye ve
. Kadına yönelik her türlü şiddete karşı, direneceğiz.. Yetinmeyeceğiz
özgürlük, eşitlik ve barış için geçmişte olduğu gibi ellerimizin, bedenlerimizin
yanması bedeline prometheus gibi ateşi biz çalacağız ve mücadelemiz sürecek
?yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!?
İmece Dostluk Dayanışma Derneği
08.03.2013

Oca 10
Basın Duyurusu;
Sinop ve Samsun İllerini ziyaret eden muhalif milletvekillerine yapılan saldırılar tesadüfi ve kendiligindenci tepkisel hareketler değildir. Siyasi iktidarın ve emniyet güçlerinin saldırganlara karşı tutumu, davranışı açıktır. Saldırganlar görmezden gelinmiş ve önleri açılarak yüzlercesinin toplanmasının zemini yaratılmış ve milletvekillerinin bulunduğu binanın camlarının kırılması ve içeriye girme teşebbüsleri ve araçların tahrip edilmesi ve şiddet kullanmaları teşvik edilmiştir. Yaşananlar ve saldırganlara karşı devletin gösterdiği davranış biçimi olayın kontr-gerilla birimlerinin harekete geçtiğini göstermektedir. Saldırganlıklardan siyasi iktidar ve hükümet sorumludur. Siyasi iktidarın sorumluluğu görmezden gelinerek kontrol edilemeyen faşist bir güruhun veya türk milliyetçisi gençlerin tepkisi biçiminde yorumlamak doğru değildir. Muhalif bir siyasi partinin temsilcilerinin, milletvekillerinin Karadeniz illerinde toplantı yapmasını, düşüncelerini açıklamasını sağlamayan siyasi iktidardır. Çetelerin muhalif parti binalarına, kişilere saldırmasını engellemeyen ve önünü açan siyasi iktidardır.
Siyasi iktidar Sinop ve Samsun?da yaşananları sözde barış sürecinin parçası olarak göstermekte ve sisteme ve düzene muhalif partilere ve milletvekilerine gözdağı vermekte seçim bölgesinde etkisizleştirme ve ırkçı-milliyeçi sözde grubların üzerinden de kapitalist düzen partilerini teşhir ederek hükümetin kamuoyunda etkisi artırıcı,olayları manipüle edici faşist bir siyaset tarzı izlemektedir.
İşçi sınıfının mücadelelerine, öğrencilerin demokratik parasız eğitim mücadelelerine, kürt halkının örgütlerine, çağdaş avukatlara, kamu sendikaları yöneticileri ve üyelerine, ev, sendika ve kitle örgütlerini basarak yüzlerce kişiyi gözaltına alan, şiddet kullanan emniyet güçlerinin Sinop ve Samsun?daki saldırgan provakatif eylemlere hoşgörülü yaklaşımı siyasi iktidarın göstermelik gözaltılarıyla geçiştirilemez.
Siyasi iktidar muhaliflere, sosyalistlere yönelik pasifikasyon hareketine son vermelidir. Kontrgerilla çeteleri dağıtılmalı, işbirliği yapan devlet görevlileri görevden alınmalıdır.
Halkların eşitliğini ve kardeşliğini savunmak herkesin görevidir.
Kardeşliğe ve birliğe yönelik ırkçı, şöven faşist saldırganlığı kınıyoruz. 20.02.2013
İmece Dostluk Dayanışma Derneği
Yönetim Kurulu
Oca 10
TARİŞ İŞÇİLERİNİN DİRENİŞLERİNİ DESTEKLEME EYLEMLERİNDE
YİTİRİLEN CEMİL ORAL?I ve İSKENDER GÜL?Ü SAYGIYLA ANIYORUZ
Tarih Şubat 1980. Tariş işçileri İzmir?de, işten çıkarmalara, faşist kadrolaşmaya, faşist baskı ve zulme karşı direnişe geçmişti. Tariş işçilerinin mücadelesine destek veren Çimentepe?de oturan lise öğrencisi Cemil Oral?ı ve eğitim emekçisi İskender Gül?ü 31 yıl önce bu süreçte yitirdik.
İşçilerin hak ve taleplerini desteklemek için öne çıkan ve mücadeleye atılan genç Cemil Oral polis panzerinden gelen kurşunla can verirken; ailesi Gültepe?de oturan, Kula?da öğretmenlik yapan ve yarı yıl tatilinde olması nedeniyle İzmir?de bulunan eğitim emekçisi İskender Gül de hala aydınlatılamayan bir biçimde kurşunlanarak yaşamını yitirdi.
Tariş direnişinden geriye işçi sınıfının sermayeye ve faşizme; reformist ve revizyonist sendikacılığa karşı işçilerin ve demokrasi güçlerinin birliği ve mücadelesi deneyimleri ve dersleri kaldı. Devrimci komünist ruhla donanmış İskender Gül ile Cemil Oral?ın işçi sınıfının haklı mücadelesini desteklemek için bu mücadele içerisinde yer almaları, ileri atılmaları direniş mevzilerindeki işçileri her alanda desteklemenin ve saf tutmanın örneğini oluşturmaktadır. Türkiye İşçi Sınıfı?nın mücadele tarihinde Cemil Oral ile İskender Gül sınıfa destekleri ve mücadeledeki kararlılıkları ile yerlerini almış ve devrimci belleğe adlarını yazmışlardır.
İşçi sınıfının sermayeye ve faşizme karşı 12 Eylül askeri faşist darbesi öncesi fabrikaları kuşatan militarizme karşı fabrika ve işyerlerini terk etmeyerek, barikatlarla korudukları belleklerdedir. Bu biçimde gelişen aktif direniş işçi sınıfının ve demokrasi güçlerinin de birlik ve dayanışmasını da beraberinde taşımıştı. Yaşanmış olan zaaf, hata ve eksikliklerine karşın Tariş işçileriyle Çimentepe (Çiğli-Güzeltepe), Maraş Mahallesi (Yamanlar) ve Gültepe halkının dayanışma mücadelesi, diğer ezilen sınıf ve katmanlardan aldığı destek bugün de demokrasi güçlerinin birliğinin önemini hatırlatmaya devam ediyor..
Oca 10

Tariş işçileri faşist teröre, kadrolaşmaya, işten çıkarılmalara ve baskılara karşı sınıfın talepleri ve ortak çıkarları doğrultusunda işçilerin birliğini örmenin sayılı örneklerinden birini gerçekleştirdi. Tariş direnişi her koşulda eğiten, seferber eden, sürdürülebilir sağlamlıkta ve esneklikte birleşik bir mücadele anlayışını, deneyimini siyasal tarihimize bıraktı. Tariş işçileri 1975-1980 yılları arasında kendi talepleri temelinde örgütlenmenin ve birliği sağlamanın önemini yaşamıştı. 1975-1977 Milliyetçi Cephe (MC) dönemlerinde yüzlerce Tariş işçisi işten atılmış ve yerlerine faşist kadrolar yerleştirilmişti. Tüm işçiler haraca bağlanmış, zor yöntemleri uygulanır hale gelmiş; işten çıkarmaları ve baskıları görmüştü. 2. MC iktidarının düşme sürecinde faşist kadroların çoğunluğu çıkışlarını almış ve 1978?den sonra işçiler haraç vermekten kurtulmaya başlamış ve aralarındaki devrimci, sosyalist işçilerle kaynaşarak mücadele kararlığı ile önemli kazanımlar sağlanmışlardı. Bu süreçte üretim de önemli ölçüde artmıştı. İşte Tariş direnişi bu süreçte öğrenilenler üzerinden ilerledi.