Faşizm, demokratik siyaseti halkın iradesiyle değil baskı, yasak ve yargı kıskacıyla yönetmeye çalışıyor. “Mutlak Butlan” kararı, hukuki bir karar olmanın ötesinde, seçme ve seçilme hakkına, örgütlenme özgürlüğüne ve siyasal örgütlenmeye, faaliyete dönük açık bir müdahaledir. Bu karar, gerçekte faşizmin demokratik siyaset alanını tasfiye etmeye, dizayn etmeye yönelik önemli saldırılarından biridir ve bir “yargı darbesi” niteliği taşımaktadır. Halk iradesini yok sayan, seçme- seçilme hakkını, siyaset yapmayı mahkeme kararlarıyla düzenlemeye çalışan bu anlayış kabul edilemez.
Demokratik hak ve özgürlüklerin hedef alındığı böylesi dönemlerde sessizlik değil, birleşik mücadele zorunludur. Faşizmin baskı politikalarına karşı; emekçilerin, gençlerin, kadınların, halkların ve tüm demokrasi güçlerinin ortak bir direniş hattında buluşması tarihsel bir sorumluluktur. Çünkü bugün hedef alınan yalnızca belli bir siyasi yapı değil, toplumun örgütlenme hakkı, ifade özgürlüğü ve geleceğini belirleme iradesidir.
Demokrasi mücadelesi mahkeme salonlarına, kararlarına sıkıştırılamaz, halkın iradesi yargı eliyle gasp edilemez. Temel hak ve özgürlükleri savunmanın yolu, faşizme karşı birleşik mücadeleyi büyütmekten, dayanışmayı güçlendirmekten ve demokratik siyaseti her alanda savunmaktan geçmektedir. Halkın iradesine yönelik hiçbir darbe meşru değildir; meşru olan halkın özgür kararı, örgütlü demokratik mücadelesidir.
Faşizme Karşı Omuz Omuza!
