Filistin’e Özgürlük Platformu, İsrail’in Filistin halkına yönelik sürdürdüğü soykırım politikalarına, hukuksuz tutuklamalara ve Gazze’de devam eden insanlık suçlarına karşı İzmir’de bir kez daha sokağa çıktı. Platform bileşenleri, İzmir TSKM önünde düzenlenen basın açıklamasında, hem Gazze’de yaşanan yıkıma hem de İsrail hapishanelerinde tutulan binlerce Filistinli tutsak için yükselen çığlığa dikkat çekti.
Eylemde; hukuksuzca kaçırılan çocuklar, sesleri susturulan gazeteciler, çocuklarından koparılan anneler, ameliyat odalarından rehin alınan doktorlar, karanlık hücrelerde yaşamını yitiren tutsaklar ve İsrail zindanlarında sistematik işkenceye maruz bırakılan siviller için adalet talebi yükseltildi. Platform, kendilerine herhangi bir suç isnat edilmeden, mahkeme süreci işletilmeden özgürlüklerinden mahrum bırakılan tüm Filistinli tutsaklar için “tüm dünyayla birlikte ses çıkarmaktan asla vazgeçmeyeceğiz” vurgusu yaptı.
Basın açıklamasını platform adına Ezgi Yaşar okudu.
“Artık soykırımcı olduklarını kendileri de kabul ediyor”
Açıklamada, İsrail’de yayınlanan bir gazetede yer alan iki habere dikkat çekildi. Buna göre Batı Şeria’da yerleşimciler Filistinlilerin evlerini ateşe verirken, artan saldırılar nedeniyle Filistinliler yaşadıkları köyleri terk etmek zorunda kalıyor. Diğer haberde ise İsrail’in Doğu Kudüs’te Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) genel merkezini yıkmasına yönelik uluslararası tepki hatırlatıldı. Fransa, İngiltere, Kanada ve bazı ülkelerin saldırıyı kınadığı, saldırının İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in bizzat nezareti altında gerçekleştiği vurgulandı.
Platform, ateşkes günlerinde dahi İsrail’in Filistinlilere yönelik şiddetinin aralıksız sürdüğünü belirtti. İsrail’in 26 ay boyunca reddettiği ölüm sayılarını kabul etmek zorunda kaldığı ifade edilerek, Gazze Sağlık Bakanlığı verilerine göre 71 binden fazla Filistinlinin yaşamını yitirdiği bilgisi paylaşıldı. Açıklamada, “Artık soykırımcı olduklarını kendileri de kabul ediyorlar” denildi.
İsrail hapishanelerinde binlerce tutsak, yüzlerce çocuk var
Basın açıklamasında Filistinli tutsakların durumu özel bir başlık altında ele alındı. İsrail’in 3400 Filistinliyi hiçbir suçlama yöneltmeden, ‘gizli dosya’ gerekçesiyle hapiste tuttuğu, tutuklu çocuk sayısının en az 350, toplam Filistinli tutsak sayısının ise 9400 olduğu belirtildi.
İsrail’in yalnızca soykırımcı değil, aynı zamanda cinsel şiddeti bir savaş stratejisi olarak kullanan bir devlet olduğu vurgulandı. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütlerinin 2024 ve 2025 raporlarına atıf yapılarak, Filistinlilere ve Gazze ile dayanışanlara yönelik cinsel şiddetin sistematik bir aşağılama ve sindirme yöntemi olarak uygulandığı ifade edildi.
Ateşkes kapsamında serbest bırakılan Filistinli tutsakların bedenlerindeki işkence izleri, açlık ve güçten düşürülmüşlük halleri, İsrail zindanlarında yaşananların somut kanıtı olarak gösterildi.
Gazze’de çadırlar yıkılıyor, soğuk öldürüyor
Açıklamada Gazze’deki insani felaketin boyutlarına da dikkat çekildi. Gazze’de hükümetin bu ay yaptığı açıklamaya göre, yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı 135 bin çadırın 127 bini, fırtına ve yağışlar nedeniyle artık barınmaya elverişsiz durumda. Soğuktan ölümlerin yaşandığı Gazze’de battaniye, yatak ve ısıtıcı eksikliğinin yüzde 70 seviyesinde olduğu belirtildi.
Ateşkes anlaşmasına göre günde 600 tır yardım girmesi gerekirken, İsrail’in en fazla 200 tırın girişine izin verdiği, hatta önümüzdeki dönemde yardımların daha da azaltılmasının planlandığı ifade edildi. Gazze halkının, ısınabilmek için çadır kumaşlarını ve plastik atıkları yakmak zorunda kaldığı vurgulandı.
Trump’ın “Gazze planı”na sert tepki
Platform, ABD eski Başkanı Donald Trump’ın Gazze’yi uluslararası sermayeye açmayı hedefleyen imar ve turizm planlarını da sert bir dille eleştirdi. Trump’ın Gazze planlarının, İsrail işgalini meşrulaştırmaktan başka bir anlam taşımadığı belirtilerek, Türkiye başta olmak üzere bölge ve dünya ülkelerinin bu planlara karşı net bir tutum alması gerektiği vurgulandı.
Trump’ın ABD’de göçmenlere yönelik baskı ve şiddet politikalarına dikkat çekilen açıklamada, “Bu işgalci ve saldırgan planların hiçbir parçası olunmamalıdır” denildi.
“Petrol değil, kan akıyor”
Açıklamanın en sert bölümlerinden biri, İsrail’e yönelik enerji sevkiyatlarına ayrıldı. Platform, soykırım süresince İsrail’in petrol ithalatının en az yüzde 40’ının Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattı üzerinden sağlandığını hatırlattı. Bu petrolün İsrail ordusunun savaş uçaklarında, tanklarında ve askeri araçlarında yakıta dönüştüğü vurgulandı.
Türkiye’nin imzaladığı Bogota Ortak Bildirisi ve Lahey Grubu çerçevesinde, İsrail ordusunun kullanımına gidebilecek enerji sevkiyatlarını durdurma yükümlülüğü olduğu ifade edildi. Buna rağmen, Mayıs 2024’te ticaretin askıya alındığı açıklanmasına karşın, Ceyhan Limanı’ndan İsrail’in Aşkelon Limanı’na petrol taşıyan tankerlerin seferlerine devam ettiğinin belgelendiği aktarıldı.
Platform, “Bunu kabul etmiyoruz. Derhal son verin” çağrısı yaptı.
“Her yer Gazze, her yer direniş”
Basın açıklaması, küresel intifada vurgusuyla son buldu. Platform, İran’da sivilleri katleden rejime, ABD’nin saldırgan politikalarına, Suriye’de Kürtlere yönelik saldırılara ve tüm baskıcı rejimlere karşı halkların eşitliği ve barış temelinde ortak bir direniş çağrısı yaptı.
