İzmir Kadın Platformu’ndan Kadın Cinayetlerine Karşı Yürüyüş: “Katledilen Kadınlar İsyanımızdır”

İzmir Kadın Platformu, kadın cinayetlerine ve erkek şiddetine karşı “Katledilen kadınlar isyanımızdır” şiarıyla sokağa çıktı. ÖSYM önünde bir araya gelen kadınlar, “İzmir’de 3 günde 3 kadın cinayeti. Koruma, aklama, yargıla!” pankartı açarak Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne (TSKM) yürüdü.

Yürüyüş boyunca “Yaşasın kadın dayanışması”, “Jin jiyan azadî”, “Kadın yaşam özgürlük”, “Erkek devlet yıkacağız elbet”, “Erkek vuruyor, devlet koruyor”, “Kadın cinayetleri politiktir” ve “Şiddete inat yaşasın hayat” sloganları atıldı.

TSKM önünde yapılan basın açıklamasını İzmir Kadın Platformu adına Rabia Taşdemir okudu.

Açıklamanın tam metni şöyle:

“Değerli basın emekçileri, değerli İzmir halkı basın açıklamamıza hoş geldiniz.

Bugün buraya 2026’nın ilk ayında yaşanan vahşi kadın cinayetlerini ve kadın düşmanlığını size anlatmaya geldik.

Geride bıraktığımız 2025 yılında Erkek Şiddeti Çetele verilerine göre erkekler, 225’te en az 299 kadını ve 64 çocuğu öldürdü. Yine aynı dönemde erkekler en az 16 kadına tecavüz etti, 772 kadını seks işçiliğine zorladı, 131 kadını taciz etti, 229 çocuğu istismar etti.

Bu ülkede kadınlar sistematik olarak öldürülüyor. Hiç biri münferit değil, kader değil. Tesadüf hiç değil.

Bunlar ataerkinin, erkek devlet şiddetinin, cezasızlığın, uygulanmayan koruma kararlarının ve kadınların yaşamını hiçe sayan kadın düşmanı politikaların sonucudur. Ve bunların tamamının sorumlusu saraydır.

Sadece son bir haftada; Sibel Külah boşanmak istediği erkek tarafından bağlandı, bedenine kezzap döküldü. Gözde Akbaba, hakkında uzaklaştırma kararı olan erkek tarafından sokak ortasında katledildi. Mihriban Yılmaz kaybedildi, boğuldu, toprağa gömüldü. Durdona Khakımova bıçaklandı, parçalandı, çöpe atıldı. Dilan Geyik öldürüldü ve ardından intihar süsü verildi.

Bu yaşananların adı vahşettir. Bu vahşetin adı erkek şiddetidir ve bu vahşetin sorumlusu; kadınları korumayan, şiddeti önlemeyen, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkan, 6284 Sayılı Yasayı uygulamayan Saray.

Erkekler bu şiddeti cezasızlıktan aldığı cesaretle işliyor. Çünkü arkalarında cezasızlık var. “İyi hal” var, “tahrik” var, kravat var, takım elbise var. Devlet erkek şiddetini durdurmadığı her gün, yeni faillere açıkça cesaret vermektedir.

Bu ülkede sadece failler değil, erkek şiddetini aklayan, normalleştiren dil de suç ortağıdır. Şiddet her gün eril dillerinde tekrar üretiliyor. “Kıskançlık”, “tartışma”, “aile meselesi” denilerek kadın cinayetleri normalleştirilmektedir. Biz bu dili reddediyoruz.

Savaş, erkek egemen düzenin kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştırdığı en kanlı zeminlerden biridir. Kadınlar bu zeminlerde birer insan olarak değil, ganimet olarak görülür. Ait oldukları halkı aşağılamak, sindirmek ve cezalandırmak için cinsel saldırıya uğrar; bedenleri parçalanır, teşhir edilir.

Bir kadının saçının zorla kesilip kayda alınarak paylaşılması anlık bir öfke ya da bireysel bir sapkınlık değildir. Bu, kadına yönelik şiddetin tarih boyunca etnik kimlik üzerinden de kurulan, sistematik ve örgütlü halidir.

Kadınların saçlarının zorla kesilmesi, ganimet olarak alınması kadın kimliğini, onurunu ve bedensel bütünlüğünü hedef alan bilinçli bir şiddet yöntemidir. Verilmek istenen mesaj açıktır:

“Seni aşağılıyorum. Seni insanlıktan çıkarıyorum.”

Bu zihniyeti tanıyoruz. Düşmanımızı tanıyoruz. Ve onunla mücadele etmekten korkmadığımızı buradan bir kez daha haykırıyoruz.

Bir kadının saçını kesip pişkin pişkin sallayanlardan değil, saçını ören kadınlardan rahatsız olanların niyetini biliyoruz. Neden rahatsız olduklarını da biliyoruz. Şunu herkes bilsin: Rahatsız olmaya devam edeceksiniz.

Çünkü biz buradayız. Alanlardayız, meydanlardayız, sokaklardayız. Birbirimize sahip çıkıyoruz ve çıkmaya devam edeceğiz. Bizi göz altılarla susturamazsınız. Tutuklamalarla durduramazsınız. Yıldıramazsınız.

Kocaeli’nde saç örme eylemine katıldığı için gözaltına alınan  ve hemen ardından görevden alınan hemşire kız kardeşimizle gurur duyuyoruz. Buradan söz veriyoruz: Bu kavgayı büyüteceğiz.

Kadınlar yoksullukla, güvencesizlikle, işsizlikle kuşatılmış durumdalar. Ekonomik bağımsızlıkları ellerinden alınmış durumda. Bu düzen kadınları hem yoksul bırakıyor hem de şiddete mahkûm ediyor.

“Aileyi koruyoruz” diyen bu düzen, kadınları aile içinde şiddete terk ediyor. Kadınlar yaşasın diye değil, aile dağılmasın diye politika üretiyorlar. Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz.

6284’ü uygulamayanlara, koruma kararlarını hiçe sayanlara, kadınların yardım çığlıklarını duymayanlara sesleniyoruz: Bu Saray Rejimi kadın düşmanı politikalarıyla erkeklere cesaret vermektedir.

Kadınları aile içine hapsedenlere, “önce aile” deyip kadınları mezara gönderenlere, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanlara sesleniyoruz:

Bu kanlı düzeni kabul etmiyoruz.

Öldürülen her kadının hesabını soracağız.

Biz İZMİR KADIN PLATFORMU olarak buradayız. Öfkeliyiz, isyandayız ve haklıyız. Biliyoruz ki kurtuluş tek başına değil; kurtuluş yan yana gelmekte, kurtuluş örgütlü kadın mücadelesinde

Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz. Hesap soruyoruz.

Ve bu mücadeleden bir adım bile geri atmıyoruz.”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.