Filistin’e Özgürlük Platformu, Gazze’de süren saldırılara, ateşkes ihlallerine ve yaşanan insani krize dikkat çekmek amacıyla İzmir’in Alsancak semtinde basın açıklaması yaptı. Alsancak’ta ÖSYM binası önünde bir araya gelen platform üyeleri, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının ateşkes döneminde de devam ettiğini vurgulayarak uluslararası kamuoyunu ve Türkiye hükümetini daha somut adımlar atmaya çağırdı.
Basın açıklaması sırasında “İsrail’i tanımama ve tam ambargo uygulama” yazılı pankart açılırken, katılımcılar sık sık slogan attı. Eylemde “Filistin’e özgürlük, İsrail’e boykot”, “Nehirden denize özgür Filistin”, “ABD Ortadoğu’dan defol”, “Her yer Filistin, her yer direniş” ve “Siyonizm yenilecek, direnen Filistin kazanacak” sloganları öne çıktı. Açıklamaya çeşitli demokratik kitle örgütleri ve Filistin’le dayanışma içinde olduklarını belirten yurttaşlar da katıldı.
Grup adına okunan basın metninde, Gazze’de ilan edilen ateşkesin fiilen işlemediği savunuldu. Açıklamada, 11 Ekim’de başlayan ateşkesten bu yana en az 406 Filistinlinin yaşamını yitirdiği, yaralı sayısının ise 1.118’e ulaştığının açıklandığı hatırlatıldı. Ateşkes sürecinin “soykırımın yavaş çekimi” olarak tanımlandığı açıklamada, bombardımanların yanı sıra kuşatma politikalarının da sürdüğü ifade edildi.
Gazze’de insani durumun giderek ağırlaştığına dikkat çekilen açıklamada, Aralık ayı başından bu yana evlerin çökmesi sonucu 18 kişinin hayatını kaybettiği, şiddetli soğuklar nedeniyle hipotermi sonucu yaşamını yitirenlerin sayısının 13’e yükseldiği aktarıldı. Yakıt, ilaç, barınma malzemeleri ve insani yardım girişlerinin engellenmesinin ateşkes ihlali olduğu vurgulandı.
Açıklamada, İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinli esirlerin durumuna da yer verildi. Damon Hapishanesi’ndeki kadın mahkûmların hücre baskınları, fiziksel şiddet ve hak ihlallerine maruz kaldığı belirtilirken, Gazze ile dayanışma amacıyla oluşturulan filolara katılan aktivistlere yönelik cinsel saldırı iddiaları da gündeme getirildi. Bu saldırıların münferit değil, sistematik olduğunun altı çizildi.
Metinde, ABD başta olmak üzere emperyalist ülkelerin ve bölgesel güçlerin yaşananlara rağmen “hayat normalmiş gibi” davrandığı ifade edilerek, Gazze’nin geleceğine ilişkin planların Filistin halkının iradesi dışında şekillendirildiği savunuldu. Kasım ayında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin destek verdiği ve kamuoyunda “Trump Planı” olarak anılan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına eleştiriler yöneltildi. Bu kararın, Gazze’nin yönetimini Filistinlilerden alarak uluslararası bir yapıya devretmeyi ve Filistin direnişini silahsızlandırmayı hedeflediği iddia edildi.
Filistin’deki direniş örgütlerinin söz konusu kararı reddettiği hatırlatılan açıklamada, bu yaklaşımın Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ihlal ettiği savunuldu. Türkiye’ye çağrıda bulunulan metinde, Ankara’nın bu tür kararlara verdiği desteği geri çekmesi ve Filistin halkının iradesini esas alan bir tutum alması istendi.
Basın açıklamasında ayrıca, İsrail’in yalnızca Gazze’de değil Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’de de saldırgan politikalarını sürdürdüğü belirtilerek, yerleşimlerin genişletildiği ve Filistinlilerin yaşam alanlarının daraltıldığı ifade edildi. İsrail’in şimdiye kadar etkili bir yaptırımla karşılaşmamasının yeni suçların önünü açtığı savunuldu.
Açıklamanın sonunda, küresel dayanışmanın büyütülmesi çağrısı yapıldı. “İsrail’i tanıma, tam ambargo uygula” sloganı öne çıkarılırken, Türkiye’nin İsrail ile siyasi, askeri, ekonomik, ticari ve kültürel tüm ilişkileri sonlandırması istendi. Gazze’ye insani yardım geçişlerinin tamamen serbest bırakılması, İsrail yönetiminin uluslararası mahkemelerde yargılanması ve İsrail’in uluslararası alanda tecrit edilmesi talepleri dile getirildi.
Eylem, sloganlar eşliğinde sona erdi.
