Kuzey Ege’den yükselen ses: Ekmek, toprak, adalet ve ekolojik demokratik cumhuriyet

Ege Çevre ve Kültür Platformu’nun (EGEÇEP) organize ettiği Ege Ekoloji Kervanı, son gününde İzmir’den yola çıkıp Aliağa Termik Santrali, Bergama/Ovacık Altın Madeni ve Ayvalık’taki Doğuş Prina Fabrikası önünde durdu; her durakta ekolojik talan ve hukuksuzluk vurgusuyla açıklamalar yapıldı.
Aynı günün devamında bu kez Balıkesir Burhaniye Cumhuriyet Meydanında, Körfez Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla “Ekmek, Toprak ve Adalet için Halk Buluşması” gerçekleştirildi. Kervanın gündüz durakları ile Burhaniye’deki miting, Kuzey Ege hattından yükselen ekoloji, emek ve demokrasi taleplerini ortak bir zeminde buluşturdu.Meydana yürüyüşte “Halklara özgürlük, inançlara eşitlik”, “Doğayı ve yaşamı savunuyoruz”, “Ekmek, barış, özgürlük için saray düzenine son” pankartları ve “Havama, suyuma, toprağıma dokunma”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Jin, jiyan, azadî” sloganları öne çıktı.

AYM kararına rağmen çalışan santral
Kervanın ilk durağı, Aliağa’daki İzdemir Termik Santrali oldu. EGEÇEP bileşenleri ve Foça Tarih ve Doğa Talanına Hayır Platformu, termik santral önünde yaptıkları açıklamada, santralin Anayasa Mahkemesi’nin faaliyeti durdurmaya dönük kararına rağmen çalışmaya devam ettiğini vurguladı.Platform Başkanı Mevlüt Ülgen, Aliağa Termik Santrali’nin halk sağlığını doğrudan tehdit ettiğini belirterek, “Bu santral derhal kapatılmalı, AYM kararı koşulsuz uygulanmalıdır” çağrısında bulundu. EGEÇEP Eşsözcüsü Arif Ali Cangı ise, mahkeme kararlarına rağmen termik santrallere verilen ÇED olumlu kararlarının, idare tarafından işlenen bir hukuksuzluk olduğunu söyledi.
Termik santral önünde taşınan “İklimi değil yasayı değiştir” ve “Anayasa Mahkemesi kararı uygulansın, Aliağa Termik Santrali kapatılsın” pankartları, çevre mücadelesinin hukuki boyutunu görünür kıldı. Artık tartışma, sadece yeni projelere izin verilip verilmemesi değil, mevcut yargı kararlarının uygulanıp uygulanmaması noktasında düğümleniyor.

Ovacık’ta 30 yıllık direnişin gölgesinde
Kervan, Aliağa’nın ardından Bergama’nın Ovacık Mahallesine geçti. Altın madenine birkaç yüz metre mesafedeki mahalle muhtarlığı önünde yapılan açıklamada, Bergama Çevre Platformu üyesi Erol Engel, 1990’larda başlayan madencilik faaliyetlerini ve buna karşı gelişen yerel direnişi anlattı.
Engel, “Bergama mücadelesi, çok uluslu şirketlerin Türkiye’yi talan etmesini en az 10 yıl geciktirdi” diyerek, bu sürecin ülke çapındaki etkilerine dikkat çekti.  Erol Engel, “Bütün bu dava ve kararlara rağmen, 200 metre ilerdeki maden hâlâ çalışıyor” diyerek tabloyu şöyle özetledi:

“Nasıl çalışıyor? Haksız, hukuksuz, adaletsiz bir Türkiye’de, çıkan yargı kararları yok sayılarak çalışıyor.”

Bergama durağı, kervanın yalnızca bugünün çevre sorunlarına değil, 30 yıllık bir mücadele hafızasına yaslandığını gösterdi. Yargı kararları, bilirkişi raporları ve köylü eylemleriyle sembolleşen Ovacık, bugün de ekolojik ve hukuki mücadelenin bitmediğini hatırlatıyor.

Ayvalık’ta “nefes alamıyoruz” isyanı


Üçüncü durak Ayvalık’taki Doğuş Prina Fabrikası oldu. Ayvalık Tabiat Platformu ve bölge halkı, fabrikanın bacasından çıkan duman ve kokuya karşı “Nefes alamıyoruz, yetkililer göreve”, “Doğuş Prina’nın zehirli baca dumanına son” pankartlarıyla ses yükseltti.
Platform üyesi Yücel Kurşun, yıllardır Çevre ve Şehircilik Balıkesir İl Müdürlüğü’ne başvurduklarını hatırlatarak, “Her seferinde akredite kuruluş ölçüm sonuçlarının ‘normal’ olduğu söyleniyor, ama sorun hâlâ devam ediyor” dedi. Kurşun, “Yaşam savunucuları olarak yetkililerin sermaye sahiplerini kollamak yerine TÜBİTAK MAM (Tübitak Marmara Araştırma Merkezi)’ ile denetimleri yenilemesini ve Ayvalık halkına karşı sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyoruz” çağrısında bulundu.
Ayvalık’taki tablo, teknik raporların “sorun yok” dediği noktada halkın “nefes alamıyoruz” demeyi sürdürdüğü bir çelişkiye işaret ediyor. Kervan, böylece termik santral ve altın madeninin yanı sıra, gündelik yaşamı etkileyen bir endüstriyel tesisin yarattığı halk sağlığı sorununu da görünür kıldı.

Kervanın ardından Balıkesir Burhaniye Cumhuriyet Meydanında, Körfez Emek ve Demokrasi Güçlerinin çağrısıyla “Ekmek, Toprak ve Adalet için Halk Buluşması” düzenlendi. Eski Kütüphane önünden meydana yürüyen kortejlerde “Toprağımızı vermiyoruz”, “İşgal yasasına geçit yok” dövizleri taşındı; kervanın gündüz sloganları mitingde de yankı buldu.

Körfez Emek Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını Çiğdem Avcu okudu.

“Bugün bu ülkede üç beş yandaş, bankalar, tekelci sermaye karlarına kar katıyor. Emekçiler, emekliler kan ağlıyor. Halk düşmanı AKP gerici iktidarı yasaları, Anayasayı tanımıyor. Devlette liyakat ortadan kalkmış durumda. Her taraftan lime lime dökülüyorlar. Soma maden faciası, Yenidoğan çetesi, sahte diploma çeteleri, daltonlar, casperler, çocuk çeteleri bu iktidarın eseri.

“Uyuşturucu baronları, uluslararası çeteler memlekette fink atıyor. Tarikat, cemaat yapılanmaları tüm devlet kurumlarını ele geçirmiş durumda. Laikliğin yerine şeriatçı bir düzen kurmak için dört bir yandan saldırıyorlar. Tarikatlar, Ülkü Ocakları, gericiler, Mili Eğitim Bakanlığıyla el ele ülkeyi ortaçağ karanlığına çeviriyor. Laik, bilimsel, demokratik eğitim kavgamız sürüyor. Şeriatçı düzene asla izin vermeyeceğiz. Hesap soracağız, yargılayacağız.”

“19 mart AKP darbesi ülkede karşı devrimi tamamlama sürecinin son aşamasıdır. Tüm hesaplar Recep Tayyip Erdoğan’a ömür boyu başkanlık, emperyalizme sonsuz hizmet üzerine kuruludur. Bu oyunu mutlaka bozacağız, Birleşik Mücadelemizle bozacağız. Bugün bu ülkenin devrimcileri, demokratları tüm toplumsal güçleri birleşmeli, faşizme karşı omuz omuza vermelidir. Bu gerici rejimi yenmenin tek yolu halkın birleşik mücadelesidir. Memleketin emekten, demokrasiden, Cumhuriyetten yana olan siyasi partileri, sendikaları demokratik kitle örgütleri amasız, fakatsız bir araya gelerek Demokratik cumhuriyet programını oluşturmalı, bu program doğrultusunda ülkenin her yanında oluşturulacak eylem birlikleriyle mücadeleyi en üst seviyeye taşımalıdır.

“Mahallelerde, köylerde, üniversitelerde halkın olduğu her yerde toplumsal muhalefeti örgütlemeli, halk ve mahalle inisyatiflerini güçlendirmeliyiz. Gelin Burhaniye’de gerçekleştirdiğimiz bu buluşmaları, ülkenin her yanına yayalım, gerici rejimi gönderelim Bu memleket bizim! Hesap soracak, yaptıklarını yanlarına bırakmayacak, Devrimci Demokratik Halk Cumhuriyetini birleşik mücadelemizle omuz omuza kuracağız. Bu kötülüğün iktidarını mutlaka gönderecek, karanlığa teslim olmayacağız!” dedi.

Körfez Çevre Örgütleri adına Sıdıka Elibol açıklamaya yaptı. Bölgedeki enerji ve maden şirketlerinin yarattığı doğa talanına karşı mücadele edeceklerini vurguladı.  Elibol, “Her gün öldürülen kadın, çocuk, işçi, gazeteci, hayvan için adalet arayışından nasıl vazgeçmiyorsak, doğaya karşı işlenen suçların da ‘Ekokırım’ kapsamına alınmasını istiyoruz”

“Su ve gıda kıtlığı, kuraklık, çölleşme, seller, suyun ticarileşmesi, orman yangınları, bunlara bağlı olarak biyolojik çeşitliliğin azalması, iklim göçleri, savaşlar, artan nüfus, kontrolsüz kentleşme, ekosistemde var olan tüm canlıların yaşama hakkını yok etme tehlikesiyle yüz yüze bırakıyor”

“Lapseki’de ve Madra’da Burhaniye içme suyu kaynağına 2.5 km mesafedeki işletmesiyle ve Alamosgold’dan devraldığı projeyle Kaz Dağlarında Tümad Altın Madeni, Balya’da Eczacıbaşı, Türkmen Dağında CVK Altın Madeni, Bigadiç’te ve Sındırgı’da Zenit Altın Madeni, Bigadiç’te Polimetal ve Eti Maden, Kozak yaylasında Çukuralan Altın Madeni, , Madra Barajı’nın dibinde Bilfer Demir Madeni, Bayramiç Halilağa’da Cengiz’in altın madeni, Karlık’ta LİMAK Altın madeni. Üçü Biga’da, ikisi Çan’da olmak üzere beş adet termik santral. Bölgemiz onlarca metalik madencilik, taş ocağı, granit ve mermer ocağı, RES’ler ve GES’lerle, jeotermal enerji santrallerle yağmalanmaya devam ediyor” dedi.

Mitinge  CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili İbrahim Akın, Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan ve çok sayıda siyasi parti, sendika, kadın ve ekoloji örgütü katıldı.

CHP’ Milletvekili Serkan  Sarı konuşmasına “Denizlere, Mahirlere selam olsun” diyerek başladı.
Sarı, ülkenin dört bir yanında benzer mitinglerin gerçekleştiğini hatırlatarak, “Baskıya, sömürüye, faşizme karşı birlikte mücadele edeceğiz ve bu saray düzenini yıkacağız” dedi.

EMEP Milletvekili Bayhan, iktidarın “kutsal vatan” ve “adalet” söylemini eleştirerek, “Onlar için ‘kutsal vatan’, emek ve alın terinin sömürülmesi demek. Toprak, altıyla üstüyle madenlere peşkeş çekilecek zenginlik demek. Adalet ise kayyım, iş cinayetleri ve cezasızlık demek”,  “Milyonlar asgari ücret altında yaşamaya mahkûm edildi.”,  “Onlar için adalet, partilerinin adında kalan bir kavramdır. Halkın iradesine kayyumla el koymak onların adaletidir.” dedi.

DEM Parti İzmir Milletvekili Akın ise, hem emek sömürüsüne hem de doğa talanına dikkat çekti:

“Bu ülkede sadece emek sömürüsü yok; doğa da talan ediliyor. Suyumuz, toprağımız kirleniyor. Emeğimize yönelik sömürüye, ekolojik saldırılara karşı kendimizi korumak zorundayız.”

Akın, partisinin hedefini de şöyle ifade etti:

“DEM Parti olarak kadın özgürlükçü, ekolojik demokratik cumhuriyeti kuracağız. Barışı getireceğiz. Kadınların olmadığı bir yerde direniş başarısız oluyor.”

Türkiye’nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı  (COP31)  ev sahipliği yapacağının altını çizen Akın, iktidarın iklim söylemi ile sahadaki fosil yakıt ve maden politikaları arasındaki çelişkiye işaret ederek, “Fosil yakıt tüketimine karşı ortak mücadele etmemiz lazım. Sermayeye karşı mücadele etmek bizim meşru mücadelemizdir. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” dedi.

“Eşitlik olmadan adalet olmaz”

Mitingte konuşan Körfez Bağımsız Kadın Dayanışması üyesi İffet Taylı ise, hakları kısıtlayan “yargı paketleri” ne, laikliğin aşındırılmasına ve kadın emeği üzerindeki yükün artmasına tepki gösterdi. Ev içi bakım emeğinin kamusal hizmetlerle paylaşılması gerektiğini vurgulayan Taylı, yaklaşan 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Gününe de işaret ederek, “Kadına yönelik şiddete karşı çıkmakla kalmamalı, hayatın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmeliyiz. Çünkü eşitlik olmadan adalet olmaz” dedi.

Aliağa’dan Ovacık’a, Ayvalık’tan Burhaniye’ye uzanan bu hat, Kuzey Ege’deki mücadelenin yalnızca çevre koruma değil; ekmek, toprak ve adalet talebiyle, kadın özgürlüğü ve demokratik bir cumhuriyet arayışıyla iç içe geçtiğini gösteriyor.

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.