125 Kurumdan “Doğa İçin Adalet” Çağrısı: “Çevre Davalarının Masraflarını Devlet Karşılasın”

Türkiye genelinde 125 sivil toplum kuruluşu ve meslek örgütü, kent ve çevre davalarında artan yargılama masraflarına dikkat çekmek amacıyla “Doğa İçin Adalet” kampanyası başlattı. Kampanya kapsamında İzmir’de, Konak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde imza standı açılarak basın açıklaması yapıldı.

Basın açıklamasını Ege Çevre ve Kültür Derneği (EGEÇEP) Eş Sözcüsü ve çevre hukuku avukatı Arif Ali Cangı okudu. Cangı, kent ve çevre davalarının kamusal nitelikte olduğunu vurgulayarak, “Bu davalar bireysel değil, toplumun ve doğanın ortak çıkarı için açılıyor. Dolayısıyla dava masrafları devlet tarafından karşılanmalıdır” dedi.

Cangı, enerji ve maden şirketlerinin neden olduğu “eko kırım” suçlarının arttığını, buna karşı adalet arayışında köylüler ve yaşam savunucularının “astronomik” bilirkişi ücretleri nedeniyle zorlandığını belirtti.

Basın açıklamasına İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası ve çok sayıda demokratik kitle örgütü de destek verdi.

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, çevre mücadelesinin adaletle doğrudan ilişkili olduğunu belirterek, “Ne yazık ki yurttaşlar, köylüler ve çevreciler, doğayı birilerinden korumak zorunda bırakıldı. Adalete erişim yurttaşları çöküntüye uğratacak kadar ağırlaştı” dedi.
Yılmaz, sağlıklı bir çevrede yaşamanın anayasal bir hak olduğunu hatırlatarak, çevre savunucularının “suçlu” ilan edilmesini eleştirdi: “Çevreye, ekolojiye ve kente sahip çıkmak isteyen herkes, iktidarın gözünde potansiyel suçlu haline getirildi. Ama biz, hukuksuzluğun olduğu her yerde olmaya devam edeceğiz.”

İzmir Tabip Odası Başkanı Yüce Ayhan ise doğa mücadelesinin toplum sağlığıyla doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekerek, “Yaşam hakkını ve sağlıklı çevreyi savunmak aynı mücadelenin parçasıdır. Bu kampanyanın bir bileşeni olmaktan onur duyuyoruz, mücadeleyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, yıllardır ekoloji mücadelesi yürüten ve sokak ortasında öldürülen gazeteci Hakan Tosun da anıldı.

Av. Arif Ali Cangı’nın okuduğu açıklamanın tam metni şöyle:

“DOĞAYA ADALET ÇAĞRISI

Kapitalist endüstriyel sistemin doğayı metalaştıran politikalarının sonucu olarak dünya bugün artık Antroposen (insan çağı) ya da Kapitalosen (sermaye çağı) dönemini yaşamaktadır. İklim krizi, gezegene karşı işlenen eko-kırım suçları, ekolojik yıkımlar yeryüzündeki yaşamın devamını tehlikeye atmaktadır. Kapitalizmin yarattığı çevre ve ekoloji sorunları ile baş etmek insanlığın varlık ya da yokluk meselesi durumdadır. İnsanlığın iki seçeneği bulunmaktadır; ya çevre ve ekolojiye uygun yaşayacak ya da küresel yok oluşa sebep olacak! Onun için, bugünkü ve gelecek nesillerin sağlıklı yaşam hakkını savunmak, iklimi, doğayı korumak tarihsel ve vicdani bir sorumluluk halini almıştır. Bu sorumluluk uluslararası ve ulusal hukuk normlarıyla aynı zamanda hukukilik kazanmıştır.

Bu çerçevede oluşan çevre ve  ekoloji hukukunun en önemli hukuksal normu olan 1972 Stockholm Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı Sonuç Deklarasyonunun 1.maddesiyle “İnsanın bugünkü ve gelecek nesiller için çevreyi korumak ve geliştirmek için ciddi bir sorumluluğu olduğu” kabul edilmiştir. Buna paralel olarak T.C. Anayasası’nın 56. Maddesi, herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını güvence altına almanın yanında, devlete ve yurttaşa çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevrenin kirlenmesini önleme ödevini yüklemiştir.

Uluslararası ve ulusal hukukun yüklediği bu ödevi yerine getirebilmek için önünde sonunda yargıya başvurmak gerekmektedir. Fakat kamusal yönü olan bu davaların mali yükü katlanılamaz hal almıştır. Milyon liralara ulaşan keşif ve bilirkişi incelemesi masrafları, her geçen gün artan harç ve diğer giderler ile davanın kaybedilmesi halinde, devlet memuru olan idare vekiline ödenmek zorunda kalınan avukatlık ücretleri ile Anayasanın yüklediği ödevi yerine getirmek imkânsız hale gelmiştir.

Çevre hakkı ve çevreyi koruma ödevinin olmazsa olmaz güvenceleri bilgiye erişim ve karar süreçlerine katılımın yanında mahkemeye başvurabilme koşullarının sağlanmasıdır. Katlanılamaz ve karşılanamaz boyutlara ulaşan yargılama giderleri, hak arama özgürlüğünü ve adalete erişimi engellemektedir. Mahkeme tarafından belirlenen yüksek yargılama giderleri adalete erişim hakkının önüne fiili bir engel olarak konmaktadır. Bu durum aynı zamanda T.C. Anayasası’nın 36. Maddesine de aykırılık teşkil etmekte ve hak ihlaline sebebiyet vermektedir. Yargılama giderlerinin yüksek olması sebebiyle ulaşılamayan adalet konusunda gerek Anayasa Mahkemesi gerekse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihlal kararları mevcuttur.

Oysa bu sorunu bertaraf edecek, çevre hakkına ilişkin “Çevresel Bilgiye Erişim, Karar Vermede Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru” konulu Aarhus Sözleşmesi adlı uluslararası hukuk metni mevcuttur. Sözleşme, çevresel bilgiye erişimi, karar alma süreçlerine katılımı, kararların yargısal denetimini güvenceye almakta; sözleşmede kent, çevre ve ekoloji gibi tüm insanlığı ilgilendiren kamusal davaların yargılama giderlerinin devletçe karşılanması gerektiği düzenlenmiştir. Bu önemli sözleşme, ne yazık ki Türkiye tarafından bir türlü imzalanmamıştır. Sözleşme imzalanmamış olsa da sözleşme düzenlemeleri, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından uluslararası çevre hukukunun genel ilkeleri olarak değerlendirilmektedir.

İnsan ve diğer canlıların sağlıklı yaşam hakkının korunabilmesi için kapanan adalete erişim yolunun açılması gerekmektedir. Bu önemli soruna çözüm bulmak için; kenti, çevreyi ve doğayı korumakta kararlı bugün için 120 sayısına ulaşan imzacı kurum, örgüt, hareket, oluşumlar olarak Doğa İçin Adalet Kampanyasını başlatıyoruz.

TALEPLERİMİZ;

– Kent ve çevre hakkının, doğal ve kültürel varlıkların, tüm ekosistemin korunmasına ilişkin davaların harç ve masraflarıının, anayasal ödevi olan devlet tarafından adli yardım veya suçüstü ödeneğinden karşılanmasını,

-Bunun Anayasal güvence altına alınması için “Çevresel Bilgiye Erişim, Karar Vermede Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru” konulu Aarhus Sözleşmesi’nin bir an önce imzalanıp, usulüne uygun yürürlüğe konulmasını istiyoruz.

DOĞA İÇİN ADALET KAMPANYASI ÇAĞRICILARI”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.