Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) İzmir Şubesi, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kamu görevinden ihraç edilen emekçilerin işlerine geri dönmesi talebiyle yürüttüğü oturma eylemlerinin 346’ncısını gerçekleştirdi. Karşıyaka Çarşı girişinde yapılan eylemde, “İhraç tecrittir, tecrit insan hakları ihlalidir. Hak ihlallerine hayır, işimize geri döneceğiz” yazılı pankart açıldı.
Eylem boyunca sık sık “Hak, hukuk, adalet” ve “KHK’ler gidecek, biz kalacağız” sloganları atıldı. Oturma eylemine kentteki çeşitli siyasi parti temsilcileri, demokratik kitle örgütleri ve yurttaşlar da destek verdi.
Basın açıklamasını Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir 2 No’lu Şube TİS Hukuk Sekreteri Fatma Çayır yaptı. açıklamanın tam metni şöyle:
“Basına ve Kamuoyuna
Oturma eylemimizin 346. haftasında, bir gecede çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) işlerinden, mesleklerinden ve hayatlarından koparılan kamu emekçileri için yine alanlardayız.
Temel insan haklarını yok sayarak KESK’e bağlı sendikaların üye ve yöneticilerine yönelik sayısız soruşturma, sürgün, gözaltı ve tutuklama gerçekleştirerek bağlı sendikalarımızın işyerlerinde ve alanlarda engelleyemedikleri mücadelesini yıpratmayı hedeflediler.
Bu mücadelenin önünü kesmek için ise iktidar ve iktidar eşlikçisi anlayış; emniyetiyle, yargısıyla el ele vererek elindeki bütün olanakları kullandı.
Tüm bu gerçekliklere rağmen bizler; adalet arayışımızdan, emeğimize ve onurumuza sahip çıkma kararlılığımızdan vazgeçmedik, vazgeçmiyoruz.
Hiçbir somut delil, hiçbir yargı kararı olmadan on binlerce kamu emekçisi ihraç edildi ve KHK’lar, bu ülkenin tarihine bir hukuk lekesi olarak geçti.
OHAL bitti ama OHAL hukuku kalıcılaştı; yargı, adeta iktidarın sopasına dönüştürüldü.
Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmazken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları görmezden gelindi.
Bugün yalnızca KHK’lılar değil, toplumun her kesimi aynı baskı iklimiyle karşı karşıya:
Kayyum politikalarıyla halkın iradesi gasp ediliyor; seçilmişler yerine atanmışlar yönetiyor.
Gazeteciler, öğrenciler, sanatçılar ve yurttaşlar düşüncelerinden dolayı yargılanıyor.
Ekonomik kriz, emekçilerin sofrasındaki ekmeği küçültüyor, işsizlik ve yoksulluk her geçen gün büyüyor.
Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılarak korunmasız bırakılıyor, yaşam güvenceleri gasp ediliyor.
Doğa, sermaye uğruna talan ediliyor; işçiler, taşeron cenderesinde güvencesizliğe mahkûm ediliyor, deprem bölgeleri bile rantın konusu haline getirilebiliyor.
Barış isteyenler susturuluyor; savaş ve yoksulluk politikaları derinleşiyor.
Eğitim ve sağlık ticarileştiriliyor; sosyal devletin yerini sadaka düzeni alıyor.
Biz biliyoruz ki bütün bu tablo birbirinden bağımsız değil.
KHK’larla yaratılan hukuksuzluk, bugün her alana yayılmış durumda.
Kayyum atamaları, adaletsiz yargı kararları, ihraçlar, tutuklamalar… hepsi aynı baskı mekanizmasının parçaları.
Bizler, KESK olarak, KESK’li KHK’lılar olarak, yalnızca kendi haklarımız için değil; bu ülkenin tüm emekçileri, kadınları, gençleri ve çocukları için mücadele ediyoruz.
Adaletin, emeğin, barışın ve eşitliğin hüküm sürdüğü bir ülke için direnişimizi sürdürüyoruz.
Her hafta olduğu gibi bu hafta da diyoruz ki:
Biz bu hukuksuzluk duvarını dayanışmayla, kararlılıkla, umutla aşacağız.
Kayyumları, haksız ihraçları, adaletsizliği kabul etmiyoruz!
Bu ülkenin sokaklarında, meydanlarında, işyerlerinde adaletin sesi olmaya devam ederek güvenli gelecek talebimizden vazgeçmiyoruz!
Barış içinde yaşama talebimizden vazgeçmiyoruz!
Şiddetsiz bir yaşam, eşitlik, özgürlük, adalet, demokrasi, barış mücadelemizden vazgeçmiyoruz!
Son sözü hep direnenler söyler şiarıyla, bütün üyelerimiz görevlerine dönene kadar, yaşanan bu hukuksuzluklar karşısında mücadele kararlılığı içinde olacağımızı buradan bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz.
YAŞASIN ONURLU VE ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ
YAŞASIN EĞİTİM SEN
YAŞASIN KESK”
