iBRAHİM DÖLEN (1953-03.09.2020)
İbrahim Dölen, 1953 yılı Silifke’nin eski adıyla Tekir köyünde, yeni adı ile Atayurt Mahallesinde doğmuştur. Babası çiftçidir, daha çok kendi toprağını işleyen zaman zaman da oralarda “ortak” denilen bir başkasının toprağını da kullanan, ürünü paylaşan, çalışkan bir üreticidir. Pamuk, susam ekerler, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için de inek besler; ailede küçük büyük demeden herkes gücü yettiğince her işi yapar. İbrahim’in annesi Zekiye de aynı köydendir, ev emekçisidir; her köylü kadını gibi yaşamın önlerine çıkardığı her zorlukla mücadele etmek, her gün kendisi dahil dokuz canı, beslemek, yaşamlarını her gün yeniden ve yeniden üretmek yani çok emek harcamak zorunda kalan fedakar bir kadındır. Aile ikisi kız yedi çocukludur çocuklar ile ana-baba birbirleriyle barışık, sıcak, sevgi yüklüdür.
İbrahim ilkokulu köyünde bitirir, köylük yerde işler bazen o kadar çok ve yoğun olur ki oyun oynamaya vakit bulamaz. Köyün içinde bir mera ‘çayırlık’ denilen alanda arkadaşlarıyla top oynar. Çoğu erkek çocuk gibi futbolu sever, oyunu da öyle.. bir de savaşmaca, esir almaca gibi kendilerince oyunlar..İbrahim ilkokuldayken ailesi mahallede Lara adında bir bakkal dükkanı da açar, işletme işi neredeyse İbrahim’in üzerindedir. Okulda da başarılı bir öğrencidir; okul tam gün eğitim yapmaktadır, kalan zamanda oyuna ayıracak zaman pek azdır.
Köyün ahalisi sağ eğilimlidir ancak gerici, radikal dinci yapılanmalar yok denecek kadar azdır. İbrahim in dedesi “Halil İbrahim dede” cumhuriyetçi ve laik yaşam düşüncesini benimsemiş bir kişidir. İlkokul yıllarında o siyasal dönemde CHP, Adalet Partisi ikilemi belirgindir. İki parti arasındaki rekabet çocuklarda iz bırakır, taraf olma eğilimi doğurur. 1970 li yılların ortalarından başlayarak sonraki yıllarda, gericilik artmaya başlar.
İlkokuldan sonra İbrahim Silifke Ortaokulu’na kaydolur; Silifke’de İbrahim’in ağabeyinin oturduğu bir evleri daha vardır. İbrahim de abisiyle birlikte kalır ve ortaokula devam eder. Ortaokul yıllarında buldukça klasik yerli romanlar okur. Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve diğerlerini.. Özellikle Orhan Kemal’in romanlarını okuduğunda zevkle ve heyacanla anlatmayı çok sever. Okul yılları İnönü’lü, Demirel’li yıllardır, sosyal adaletsizlik, yoksulluk vardır, tohumluk alma, ilaçlama, toprağı işleme, gübreleme, hem kolay değildir hem de pahalıdır. Vergi sistemindeki adaletsizlik de köylünün belini bükmektedir.
1963-1975 Yılları ABD ordusunun Vietnam’daki savaşa müdahil olduğu, savaş sırasında işkence, tecavüz, toplu infaz, sivillerin öldürülmesi ve kimyasal silah kullanmak gibi pek çok savaş suçu işlediği yıllardır. Bu yıllar ABD emperyalizmine karşı hem ülkemizde hem Avrupa’da hem de dünyanın birçok ülkesinde Amerikan karşıtı gösteriler, anti-emperyalist eylemlerin yaşandığı yıllardır. Ülkemizde de başta gençlik olmak üzere ezilen sınıflarda büyük bir uyanış, farkındalık, tepki yaşanmaktadır; İbrahim de kabaran bu anti emperyalist dalgadan etkilenir. Okulda, köyde, farklı alanlarda demokrasi, özgürlük bağımsızlık saflarında yerini alır.
Bu dönemde Silifke Lisesi’nde edebiyat öğretmeni Burhan Garip Şavlı ve Vecihi Timuroğlu (1965-1967 yıllarında lise müdürüdür) gibi aydın, ilerici öğretmenler vardır. Aydın, ilerici öğretmenler sayesinde gençler de büyük bilinçlenme ve aydınlanma süreci yaşarlar, edebiyatımızı tanır, okumaya yönlenirler, aralarında kitaplar, olaylar üzerine tartışırlar. Devrimci gençliğin, emperyalizme , 6.filoya karşı eylemleri, bağımsızlık yürüyüşleri, özgürlük mücadeleleri, topraksız köylülerin direnişlerinin, işçi grevlerinin, üreticilerin safında yer almaları ibrahim’i de etkiler. Denizlerin idamına giden süreçte, idamlarına karşı çıkan bildirileri lisenin bütün sınıflarında sıraların içine konur, örgütleyenlerin başını İbo çeker. Demirel’in iktidar sürecinde traktörlerinin römorklarına dolarak köy köy dolaşılır, iktidara, idamlara, infazlara, baskılara karşı çalışılır ve bu eylemlerin ön safında İbrahim vardır, yaptıklarına güvenli, kararlı ve ataktır.
O yıllarda Silifke’de devrimci gençliğin örgütlenmesi öyle yaygın ve güçlü hale gelir ki faşistler saldırganlaşır. Silifkeli devrimcilerden Murat Gökten öğretmen Erdemli’de öldürülür, faili bulunamaz. Cinayet faili meçhul kalır.
Silifke sanayinin olduğu bir ilçe değildir, ahalisi çoğunlukla tarımla uğraşır; 1960’ lı, 70’ li yılarda pamuk, çeltik yani pirinç, susam ile mevsimlik sebzeler yetiştirilir; aile işçiliği ağırlıkta olmakla birlikte topraksızlar ve işsizler için özellikle hasat zamanı yevmiyeli tarım işçiliği vardır, tarım işçileri sendikalı değildir. Bir de aynı dönemde SEKA Fabrika inşaatında çalışan “göçmen” işçiler vardır, çoğu kürt kökenlidirler; İbrahim arkadaşlarıyla onların yanına sıklıkla gider, sıcak dostluk bağları kurarlar, inşaat sektöründeki bu işçiler de sendikasız, örgütsüzdür. Bu dönemde ilçede devrimci demokrat içerikte bir dernek kurulur, bu örgütlenme demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinde çok önemli işlevler üstlenir. “Halk geceleri” adıyla ozanların da katılımıyla etkinlikler düzenlenir halkla bağ kurulmaya, bilinç aktarılmaya çalışılır, bu çalışmalarda da İbrahim ve arkadaşları ön planda örgütleyicidir.
1973 -74 Yıllarında Buca Mimarlık Mühendislik Kimya Bölümüne kayıt olur, üniversite gençliğinin özerk demokratik üniversite mücadelesinin yanı sıra emperyalizme ve faşizme karşı mücadelesi içinde de yer alır. 1974-75 Öğrenim yılında Buca Yüksek Öğrenim Derneği kuruluşunda yer alır; sonraki yıllarda Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği olarak adını değiştiren derneğin yıllarca başkanlığını sürdürür. Okuduğu ve yaşadığı Buca’da mahalli gençlik ve liseli gençlik örgütlenmesinde de örgütleyici, yöneticidir. Gecekondu yıkımlarına karşı mücadele eder. Gözü karalığı, cesareti, çalışkanlığı, yorulmak bilmez tarzıyla Buca’daki faşist örgütlenmelere karşı da mücadeyi örgütler. Tepecik’teki Motor Sanat Lisesinde bildiri dağıtımı sonrasında modern revizyonistlerin bıçaklı saldırısına uğrar, bıçak karaciğer zarını yırtmıştır ve bu nedenle bir hafta tıp fakültesi hastanesinde tedavi görür.
1967-1971 yıllarında İstanbul, İzmir, Ankara’da üniversitelerde özel yüksekokullara karşı eylemler ve boykotlar yapılır. Eylemlerin amacı özel yüksekokulların kapatılmasıdır. Eylemlerin de etkisiyle Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla 1472 sayılı 25.8.1971 tarihli yasa ile özel okullar devletleştirilir ancak eski öğrencilerden ücret alınmasına da devam edilir.
İzmir’deki yüksekokullardan biri olan Buca Ege Özel Mimarlık Mühendislik Yüksek Okulu devletleştirilen yüksek okullardan biridir. 1975-1976 Eğitim yılının ilk günlerinde Buca Mimarlık ve Mühendislik öğrencileri, E.Ü Mühendislik Bilimleri Fakültesi kapsamına alınmaları, barınma, beslenme, ulaşım sorunları, asistanların özlük haklarının iyileştirilmesi , 1970 öncesi girişli öğrencilerin ücret ödeme yükümlülüğünün kaldırılması ve Fakülte Dekanı Prof.Dr. Kemal Karhan’ın istifa etmesi talepleriyle altı aya yakın büyük öğrenci boykotu yapar; mitingler, gösteriler yürüyüşler yapılır. Buca Yüksek Öğrenim Derneği( BYÖD) tarafından düzenlenen ve 1976 Şubat ayında yapılan mitingde fakülte dekanı Prof.Dr. Kemal Karhan’ın maketi yakılır.. Öğrenci boykotuna Ege Üniversitesinin birçok bölümü katılır ve sonunda öğrenciler İstedikleri hakları alır. Bu haklar doğrultusunda mimarlık bölümü öğrencileri, Güzel Sanatlar Fakültesi kapsamında diğer mühendislik bilimleri öğrencileri E.Ü Mühendislik Bilimleri Fakültesi’nde öğrenime devam etme hakkı kazanır. Bu mücadelenin sonucu İzmir’de bulunan yüksek okullar tasfiye edilerek Ege Üniversitesi’ne bağlanır.
1976 Yılı şubat sonları, belediye otobüsünde mimarlıkta okuyan Buca’da saldırganlığıyla tanınan Serdar adlı faşistle karşılaşır, karşılıklı bakışmalar olur, otobüs İkiçeşmelik Caddesine girdiğinde Serdar saldırıya hazırlanırken İbrahim ilk durakta hızla otobüsten iner ve zigzaklar çizerek koşmaya başlar; ne var ki aynı otobüste Sivas İmranlı’lı bir yurtsever devrimci daha vardır ve aynı durakta inmiştir, Serdar’ın sıktığı kurşunlardan biri ona isabet eder, barsaklarını parçalar; bir hafta sonunda hastanede yaşamını yitirir; İbo ya yönelen kurşunlar başka bir devrimciyi katletmiştir, bu olay onu kahreder.
Buca Eğitim Enstitüsü’nde faşist işgalin kırılması mücadelesinde yine ön sıralardadır; boykot yapan, okulu terk etmeyen devrimci öğrencilere arkadaşlarıyla desteğe giderler, faşist güruh el yapımı patlayıcıları üzerlerine attığında gözünü kırpmaz, üzerlerine yürür. Her sabah erkenden kalkar, Buca YDGD’den çıkar, Buca Eğitim Enstitüsü öğrencileriyle buluşup, kolkola girerek, yürüyüş nizamında okul girişine binasına kadar gidenlerin başındadır. Mücadele ile faşist işgal kırılır. Hem dişe diş mücadeleyi hem dayanışmayı hem yol arkadaşlığının gereklerini yaşar, yaşatır, öğretir.
Mücadele içinde bir sevdası olur ve evlenirler, kararı aileler değil kendileri verirler. İbrahim 12 Eylül askeri faşist darbesinden kısa bir süre sonra aranmaya başlar, kaçaklık dönemlerinde birliktelikleri bozulmaz, omuz omuza, yürek yüreğe yaşarlar, zorlukları birlikte aşarlar; bir oğulları olur.
Sevgili İbomuz’u sevgiyle, özlemle anıyoruz; unutmayacağız.