İzmir Barosu konferans salonunda bir araya gelen hak örgütleri, Akbelen Ormanı ve İkizköy için alınan acele kamulaştırma kararlarına karşı basın toplantısı düzenledi. Açıklamada, siyasal iktidara söz konusu kararları derhal geri çekme çağrısı yapıldı.
Hak örgütleri, yaşam ve insan hakları savunucularına yönelik baskı ve yargısal tacizlerin son bulmasını isterken, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’nin gereklerinin yerine getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’a çağrı yapıldı. Hukuka ve anayasaya aykırı olduğu belirtilen kanun ile acele kamulaştırma kararlarının yürütmesinin durdurulması ya da iptal edilmesi istendi. Esra Işık hakkında yöneltilen tüm suçlamaların düşürülmesi ve beraat kararı verilmesi gerektiği açıkça ifade edildi.
Hak örgütleri, insan hakları, barış ve demokrasi savunucularını 27 Nisan 2026 Pazartesi günü saat 10.00’da Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmaya katılmaya davet etti. Çağrıda, Esra Işık ve Akbelen-İkizköy’de direnen yaşam savunucularıyla dayanışmanın büyütülmesi istendi.
Açıklamanın tam metni:
“Basına ve Kamuoyuna
Önümüzdeki pazartesi, 27 Nisan 2026 tarihinde, bir süre önce keyfi ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı biçimde tutuklanan bir yaşam ve insan hakları savunucusu, Esra Işık, ‘görevi yaptırmamak için direnme’ ve ‘kamu görevlisine alenen hakaret’ (TCK m. 265, 125) suçlarını işlediği iddiasıyla Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanacak.
Esra Işık’ın şahsına yönelik gibi görünen bu kabul edilemez yargı tacizi, aslında on yıla yakın geçmişi olan bir direniş öyküsünü hedef alıyor.
Hatırlanacağı üzere 2014 yılında Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralleri ve bunlarla bağlantılı maden sahaları özelleştirilerek Limak ve IC İçtaş şirketlerinin eşit ortaklığı olan YK Enerji’ye devredilmişti. YK Enerji, 2019’da madencilik faaliyetlerini Akbelen Ormanı’na doğru genişlettiğinde, orman çevresinde yaşayan köylüler ve yaşam savunucuları buna güçlü bir itiraz geliştirdiler. Bir yandan hukuk yoluna başvurarak diğer yandan barışçıl protestolar düzenleyerek uzun soluklu bir direnişi başlattılar. Havası, suyu, toprağıyla birlikte doğallığı içinde yaşama sahip çıkmak, ekokırıma dur demek için sürdürülen bu direniş; kısa sürede bu ülkede insan hakları ve demokrasi değerlerinden yana olan herkes için ilham ve umut verici bir mücadele örneği haline geldi.
Doymak bilemez bir kâr hırsıyla hareket eden YK Enerji, erki elinde tutanların desteğini de arkasına alarak hukuk dışı icraatlarını ve yapısal şiddetini kesintisiz biçimde sürdürdü. Şirketin söz konusu şiddet ve icraatlarına karşı Danıştay’a yapılan itirazların ve Anayasa Mahkemesi’nde açılan davaların sonuçları beklenmeden 10 Ocak 2026 tarihinde, linyit madenciliği ruhsat alanında üretimin sürdürülmesini sağlamak amacıyla Milas’ın altı mahallesinde Akbelen Ormanı çevresindeki zeytinlikler dahil 679 parsel, Cumhurbaşkanlığı kararıyla acele kamulaştırıldı.
Ancak, yıllardır Akbelen Ormanı ve bulunduğu bölgede gerçekleştirilen ağır ekokırıma karşı mücadele yürüten yaşam savunucuları hiç vakit geçirmeden bu acele kamulaştırma kararına karşı da davalar açarak direnişi büyütmeye çalıştılar. Cumhurbaşkanlığı Kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından sonra, 30 günlük süre içinde 200 parsel için Anayasa’ya aykırılık iddialı, yürütmeyi durdurma ve iptal istemli toplam 96 ayrı dava açıldı.
Ne var ki bu hukuk direnişine adeta yanıt niteliğinde Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 649 ayrı dosyayla acele el koyma davaları açıldı. Akabinde 30 Mart 2026 tarihinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki keşif ve bilirkişi incelemesine ilişkin düzenlemeler ve savunma hakkı yok sayılarak kesifler başlatıldı. Dosyalarda vekaletnameler ile yazılı ve sözlü keşfin bildirilmesi taleplerine rağmen avukatlara ve davalılara haber verilmedi. Yangından mal kaçırırcasına matbu keşif tutanaklarıyla bir güne 100 dosyanın keşfi sığdırıldı ve 7 gün içinde tüm keşifler tamamlandı.
İşte yaşam savunucusu Esra Işık da onur sahibi bir insan ve sorumluluk sahibi bir yurttaş olarak hukukun üstünlüğü ilkesi lime lime edilerek gerçekleştirilen bu yargı tacizine, bu yapısal şiddete karşı barışçıl yöntemlerle itiraz etti. Ancak 30 Mart 2026 tarihinde gece yarısı evinden gözaltına alındı ve 31 Mart 2026 tarihinde ‘bilirkişi incelemesinin engellendiği’ iddiası ile tutuklandı.
Yukarıda yapılan kısa aktarımlardan da görüleceği üzere aslında savaş, doğal afet vb. olağanüstü koşullarda başvurulması gereken acele kamulaştırma, son dönemde hukuksal denetimleri ortadan kaldıran, yoksul köylüleri yerinden yurdundan eden, mülkiyetin zorla el değiştirilmesine dolayısıyla sermaye birikimine yol açan, pek çok temel hakkı ortadan kaldıran, ekokırım suçuna hazırlık niteliğinde siyasal iktidarın bir baskı ve yönetim tekniği haline gelmiştir.
Esra Işık yalnızca ailesinin evini değil, genel anlamda İkizköy – Akbelen bölgesinde madencilik faaliyetleriyle bağlantılı insan hakları ihlalleri ve çevresel zararlar karşısında ekosistemi korumaya çalışan bir çevre ve insan hakları savunucusudur. Dolayısıyla, insan haklarının korunmasını teşvik etme ve bunun için çaba gösterme, barışçıl biçimde toplanma, insan hakları meseleleri hakkında bilgi ve görüş oluşturma ve bunları paylaşma, kamu makamlarını eleştirme ve hakları etkileyen resmi işlemlere karşı etkili başvuru yollarına erişme haklarını da kapsayan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucuları Bildirgesi’nin koruması altındadır. Bu nedenle hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulması, meşru insan hakları faaliyetleri nedeniyle misillemeye, baskıya veya keyfi muameleye maruz bırakılmış olması hiçbir şekilde kabul edilemez.
Varoluş nedenleri insan haklarını bir bütün olarak korumak ve geliştirmek olan kurumlar olarak, Esra Işık ve Akbelen – İkizköy’de direnen yaşam savunucuları ile dayanışma içinde olduğumuzu, insan hakları savunucularının suçlulaştırılmasına hiçbir şekilde izin vermeyeceğimizi buradan bir kez daha açıkça ifade etmek istiyoruz.
Esra Işık hakkındaki tüm suçlamalar düşürülmeli ve beraat kararı verilmelidir.
Siyasal iktidarı Akbelen – İkizköy’de alınan acele kamulaştırma kararlarını derhal geri alamaya, yaşam ve insan hakları savunucularına yönelik baskı ve yargısal tacizlere son vermeye, BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’nin gereklerinin yerine getirmeye davet ediyoruz.
Anayasa Mahkemesi ve Danıştaya da; anayasaya ve hukuka açıkça aykırı olan kanunun ve acele kamulaştırma kararının derhal yürütülmesinin durdurulması ya da iptaline hükmederek bu zulme son vermeleri çağrısında bulunuyoruz.
İnsan hakları, barış ve demokrasiden yana olan tüm kişi ve kuruluşları da 27 Nisan 2026 Pazartesi Günü Milas 3. Asliye Ceza Mahkemesinde saat 10‘da görülecek duruşmaya katılarak Esra Işık ve Akbelen – İkizköy’de direnen yaşam savunucuları ile dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz.
Acele Kamulaştırma Kararları Derhal Geri Alınsın!
Esra Işık Serbest Bırakılsın!
Esra Işık Yalnız Değildir!
Akbelen – İkizköy Yalnız Değildir!
Yaşam ve İnsan Hakları Savunucuları Yargılanamaz!
BM İnsan Haklar Savunucularının Korunması Bildirgesi’nin Gerekleri Derhal Yerine Getirilsin!
İmzacı Kurumlar:
Adalet İçin Hukukçular
Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi
EGEÇEP
Genç LGBTİ+ Derneği
Hak İnisiyatifi Derneği
Halkların Köprüsü Derneği
İmece Dostluk Dayanışma Derneği
İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği İzmir Şubesi
Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği
20 Kasım Nefret Suçlarıyla Mücadele Derneği”
