İzmir’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 19 Mart operasyonu sürecine karşı düzenlenen sokak protestolara katıldıkları gerekçesiyle 22 insan hakları savunucusu ile Genç LGBTİ+ Derneği yöneticileri hakkında açılan davalar, hak örgütlerinin sert tepkisine yol açtı.
Aralarında İmece-Der Başkanı Günseli Kaya’nın da bulunduğu 22 kişi hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla açılan davanın karar duruşması 6 Nisan 2026’da İzmir 49. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Fesih kararı verilen Genç LGBTİ+ Derneği’nin önceki dönem yönetici ve denetim kurulu üyesi 11 kişi hakkında “Dernekler Kanunu’na muhalefet” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması ise 8 Nisan’da İzmir 47. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılacak.
Duruşmalar öncesinde çok sayıda hak örgütü İzmir Barosu’nda bir araya gelerek ortak bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Avukat Nehir Bilece okudu. Açıklamanın tam metni şöyle:
“Değerli basın emekçileri, sevgili dostlar,
Bugün bu basın toplantısını, savunuculuk iklimini onarılmaz biçimde tahrip eden, demokratik bir topluma varoluş zemini oluşturan sivil ve siyasal alanın tümüyle kapatılmasına yol açan insan hakları savunucularına yönelik yargısal taciz ve baskıların güncel birer örneği olan iki davaya dair görüşlerimizi kamuoyu ile paylaşmak üzere yapıyoruz. Her iki davanın da duruşmaları önümüzdeki hafta başında kısa aralıklarla görülecek.
Söz konusu davalardan ilki, 22 insan hakları savunucusu hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla açılan, 6 Nisan 2026 tarihinde İzmir 49. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 10.30’ da karar duruşması görülecek olan ceza yargılamasıdır.
Hatırlanacağı üzere geçen yıl, 19 Mart 2025 tarihinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve kimi ilçe başkanları başta olmak üzere çok sayıda yurttaş sabaha karşı yapılan operasyonlarla gözaltına alınıp daha sonra tutuklandı. Halkın iradesine ve demokrasiye yönelik gerçekleştirilen bu darbe girişimi toplumda büyük bir infiale yol açtı. Başta İstanbul’da olmak üzere Türkiye’nin pek çok yerinde yurttaşlar, hukukun üstünlüğü ilkesini, insan hakları ve demokrasi değerlerini korumak amacıyla sokağa çıktılar. Buna karşın siyasal iktidarın tutumu keyfilik ve hukuksuzluk, hak ve özgürlüklerin daha çok ihlali, daha çok baskı oldu. Bilhassa kolluk gülerinin barışçıl protestolara yönelik müdahaleleri sırasında ve gözaltı mekânlarında başta işkence yasağı olmak üzere temel hak ve özgürlükler ağır biçimde ihlal edildi.
Söz konusu hak ve hukuk ihlallerine itiraz ederek İzmir’de 19 Mart protestolarına katılan 22 insan hakları savunucusu hakkında “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla aylar sonra, zorlama delil ve gerekçelerle dava açıldı.
Bu dava, insan haklarına dayalı bir rejim fikrinin hızla terk edildiği Türkiye’de savunuculuk faaliyetlerini idari ve yargısal tacizlerle suçlulaştırma, böylelikle insan hakları savunucularını baskı altına alma çabasından başka bir şey değildir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Venedik Komisyonu gibi uluslararası mekanizmaların karar ve değerlendirmelerinde de belirtildiği gibi, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 299. maddesinde düzenlenen “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Anayasa tarafından güvence altına alınan ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biridir.
Son yıllarda bilhassa gazeteciler, muhalif politikacılar ve insan hakları savunucuları hakkında bu maddeden çok sık dava açmak suretiyle iktidarın keyfilik ve hukuksuzluğunu örtbas etmek, demokratik eleştiriyi önlemek, insan hakları ihlallerini görünmez kılmak ve cezasızlığı meşrulaştırmak istenmektedir.
Davalardan ikincisi ise fesih kararı verilen Genç LGBTİ + Derneği’nin önceki dönem yönetim ve denetim kurulu üyesi 11 kişi hakkında “dernekler kanununa muhalefet” iddiasıyla açılan, 8 Nisan 2026 tarihinde İzmir 47. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 9.00’ da ilk duruşması görülecek olan ceza yargılamasıdır.
İzmir’de uzun yıllardır LGBTİ+ gençlerin maruz kaldığı ayrımcılığı görünür kılmak, nefret suçlarıyla mücadele etmek ve insan hakları temelinde savunuculuk yapmak amacıyla faaliyet gösteren Genç LGBTİ+ Derneği hakkında 2019 ile 2022 yılları arasında yapılan toplam beş sosyal medya paylaşımı sebebiyle 3 Şubat 2025 tarihinde fesih davası açılmıştır.
İlk derece mahkemesi, çeşitli yargı paketleri ile gündeme getirilen ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulmayan LGBTİ+ karşıtı yasa sanki kabul edilmiş gibi “derneğin faaliyetlerinin LGBTİ+ olmaya özendirdiği ve Anayasa’nın 41. maddesinde düzenlenen ailenin korunması ilkesine aykırı olduğu” şeklindeki bir gerekçeyle 11 Aralık 2025 tarihinde derneğin feshine hükmetmiştir. Bu kararın verilmesinden çok kısa bir süre öncesinde ise dernek yöneticileri hakkında “dernekler kanununa muhalefet” gerekçesiyle dava açılmıştır.
Gerek Genç LGBTİ+ Derneği hakkında fesih kararı verilmesi gerekse dernek yöneticileri hakkında ceza davası açılması, LGBTİ+ haklarına, örgütlenme özgürlüğüne ve insan hakları savunuculuğuna yönelik ağır, ölçüsüz ve kabul edilemez bir müdahaledir.
Oysa örgütlenme özgürlüğü ve insan hakları savunuculuğu Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasa tarafından tıpkı ifade özgürlüğü gibi güvence altına alınmış olduğu tartışma götürmez bir hakikattir. Keza LGBTİ+ haklarının da insan hakları olduğu bir o kadar hakikattir.
En başta söylenenleri bir kez daha ifade etmek isteriz ki; insan hakları savunucularına yönelik son yıllarda giderek artan bu tür idari ve yargısal tacizler, savunuculuk ikliminin onarılmaz biçimde tahribine yol açmaktadır. Bu tahribat en çok da demokratik toplumun temellerini oluşturan ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüklerinin kullanımında görülmektedir. Evrensel ilke ve normlara göre savunuculuk faaliyetleri ancak bu özgürlüklerin hiç bir engel olmaksızın kullanılması halinde mümkündür. İşte tam da bu nedenle, Türkiye’nin de imzacı olduğu Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi, insan hakları savunucularını bu özgürlüklerle birlikte tanımlar ve güvence altına alır.
Sonuç itibariyle, aşağıda imzası olan kurumlar olarak karşı karşıya olduğumuz bu hukuksuzluk ve baskı politikalarına hayır diyor, hukukun üstünlüğü ilkesi ve BM İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’nin gerekleri yerine getirilerek her iki ceza yargılamasının beraat ile sonuçlanmasını talep ediyoruz.
İnsan hakları, barış ve demokrasiden yana olan tüm kişi ve kuruluşları da insan haklarına, eşit yurttaşlık ilkesine, ifade ve örgütlenme özgürlüklerine sahip çıkmaya, duruşmaları izleyerek insan hakları savunucuları ve Genç LGBTİ+ Derneği ile dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz.
Saygılarımızla,
İnsan Hakları Savunucuları Yalnız Değildir!
Genç LGBTİ+ Derneği Yalnız Değildir!
LGBTİ+ Hakları, İnsan Haklarıdır!
İnsan Hakları Savunucuları Yargılanamaz!
İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü Engellenemez!
BM İnsan Haklar Savunucularının Korunması Bildirgesi’nin Gerekleri Derhal Yerine Getirilsin!
İmzacı Kurumlar
Adalet İçin Hukukçular
Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi
EGEÇEP
Genç LGBTİ+ Derneği
Hak İnisiyatifi Derneği
Halkevleri Derneği
Halkların Köprüsü Derneği
İmece Dostluk Dayanışma Derneği
İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği İzmir Şubesi
Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği”
