İzmir’de Meslek Fabrikası’nın İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden alınarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesine karşı başlatılan direniş üçüncü gününde de sürüyor. Fabrika önünde tutulan nöbet devam ederken, İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla alanda bir kez daha geniş katılımlı bir buluşma gerçekleşti.
Vakıflar Genel Müdürlüğü aracılığıyla el konulmak istenen Meslek Fabrikası önünde toplanan yurttaşlara; siyasi partiler, sendikalar, dernekler ve çok sayıda sivil toplum örgütü temsilcisi de katıldı. DİSK’e bağlı Genel-İş ve Emekli-Sen şubeleri ise Halkapınar Aktarma İstasyonu’ndan yürüyüş düzenleyerek eylem alanına geldi.
Eylem boyunca “Fabrika halkındır halkın kalacak”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları sık sık yükseldi. Alan, yalnızca bir bina için değil, kamusal hakların korunması için verilen mücadelenin sembolüne dönüştü.
Meslek Fabrikası kursiyerleri ve mezunları da söz alarak kurumun yaşamlarındaki yerini anlattı. Rafet Keski, burada aldığı eğitim sayesinde geçimini sağladığını belirterek fabrikanın kapanmaması gerektiğini söyledi.
Barista eğitimi alan Ece İdiman ise Meslek Fabrikası’nın sunduğu eğitimin niteliğine dikkat çekerek, “Çok profesyonel bir eğitim aldık, bizi mesleğe baştan sona hazırladılar. Herkes bu imkânlardan yararlanabilmeli” dedi.
Milena Yurash da fabrikanın yalnızca meslek kazandırmadığını, aynı zamanda özgüven ve dayanışma duygusu geliştirdiğini vurguladı. Sevinç Demir aldığı eğitimlerle ev ekonomisine katkı sunduğunu ifade ederken, Esra Yeke ise boşandıktan sonra bu merkez sayesinde iş bulup yaşamını sürdürebildiğini anlattı. Hüsniye Tamercan da Meslek Fabrikası’nın sağladığı imkânlarla geçimini sağladığını belirterek direnişi sürdüreceklerini dile getirdi.
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, eylemin üçüncü gününde yaptığı konuşmada mücadelenin kapsamına dikkat çekti: “Üç gündür burada sadece bir binayı değil, hakkı ve geleceği savunuyoruz. Burası işsiz gençlerin umudu, hayatını yeniden kurmak isteyenlerin kapısıdır.”
Güç, Meslek Fabrikası’nın İzmir halkına ait olduğunu vurgulayarak, sürecin yalnızca yerel değil, ülke çapında bir mesele haline geldiğini ifade etti. “Devlet hukuka uymalıdır. Ancak karşımızda halkın iradesini tanımayan bir anlayış var. Biz bu hukuksuzluğa boyun eğmeyeceğiz” dedi.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin tarafından okunan açıklamada, Meslek Fabrikası’nın yıllardır başta kadınlar ve gençler olmak üzere yüz binden fazla yurttaşa eğitim verdiği ve binlerce kişiyi meslek sahibi yaptığı hatırlatıldı. Deniz Şahin şunları söyledi:
“İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak bugün burada yalnızca bir binayı değil; bu kentin emeğini, toplumsal hafızasını ve geleceğini savunmak için bir aradayız.
Meslek Fabrikası, İzmir’de yıllardır başta kadınlar ve gençler olmak üzere yüz binden fazla yurttaşa eğitim vermiş, binlerce insanın meslek sahibi olmasını sağlayarak istihdama doğrudan katkı sunmuş önemli bir sosyal hizmet merkezidir.
Bu merkez yalnızca bir eğitim alanı değil; insanların kendi ayakları üzerinde durabildiği, ekonomik bağımsızlık kazandığı ve toplumsal hayata eşit biçimde katılabildiği bir dayanışma alanıdır. Aynı zamanda örnek bir sosyal belediyecilik modelidir.
Bugün ise böylesine önemli bir kuruma el konulmuştur.
Kamu yararı için faaliyet yürüten bir yapının, yine kamu gücü kullanılarak halktan koparılması kabul edilemez. Halkın vergileriyle kurulan ve halkın ihtiyaçları için kullanılan bir yerin bu şekilde devredilmesi asla kabul edilemez.
Bu bir tesadüf değil, kamusal olanı ortadan kaldırma politikasının bir sonucudur. Emeği görünmez kılma anlayışının bir parçasıdır. Halkın ortak değerlerine doğrudan bir müdahaledir.
Meslek Fabrikası, hiçbir meşruiyeti olmayan bir kararla Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiş; polis barikatları ve TOMA’larla abluka altına alınmıştır. Bu durum, halkın iradesine yönelik diğer müdahalelerle benzerlik taşımaktadır.
Bu yöntem hukukun değil, siyasi baskının yöntemidir.
Bu açık bir hukuksuzluktur.
Yargı süreçleri yok sayılarak yapılan bu müdahale, kamu gücünün siyasi amaçlarla kullanılmasının en açık örneklerinden biridir. Hukuk askıya alınmış, iktidarın talimatları hukukun yerine geçirilmiştir.
Bu durum, doğrudan halkın iradesine ve kamusal haklara yönelik bir saldırıdır.
Biz bu hukuksuzluğu tanımıyoruz. Bu zorbalığa boyun eğmiyoruz.
Ülkenin dört bir yanında halkın iradesi baskı altına alınırken; belediye başkanları, gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar ve sendikacılar hedef haline getirilirken Meslek Fabrikası’na el konulması da aynı politikanın bir parçasıdır.
Bizler kamusal alanların tasfiye edilmesine, emeğin değersizleştirilmesine ve halkın ortak birikimlerine el konulmasına karşıyız.
Biliyoruz ki en karanlık an, aynı zamanda yeniden doğuşun başlangıcıdır. İşte o ateş bugün İzmir’de yanmaktadır.
Çünkü bizler bu kentin vicdanıyız. Bu ülkenin aydınlık yüzüyüz. Bu ülkenin umuduyuz.
Barınamayan öğrenciler, istismara uğrayan çocuklar, şiddete maruz kalan kadınlar; susturulmak istenen gazeteciler, hukukçular, akademisyenler, sanatçılar… Bu ülke, bu kent bizimdir.
Ve İzmir’in önemli bir hizmet merkezi olan Meslek Fabrikası da bizimdir. Bizimdir ve bizim kalacaktır.”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da nöbetini sürdürdüğü alanda yaptığı konuşmada sürece sert tepki gösterdi. “Bazı anlar vardır, susarsak kötülük normalleşir” diyen Tugay, Meslek Fabrikası’ndan bugüne kadar yaklaşık 145 bin kişinin faydalandığını belirtti.
El koyma sürecinin hukuki dayanağının olmadığını savunan Tugay, “Üç gün önce yüzlerce polis geldi, bizi içeri almadı. Görev emirlerini istedik, sunamadılar. Bu işlem var ama gerekçe yok, karar var ama dayanak yok demektir” ifadelerini kullandı.
Farklı gerekçelerin öne sürüldüğünü söyleyen Tugay, binanın önce üniversite, ardından Yeşilay ve son olarak kütüphane yapılacağının iddia edildiğini hatırlattı. “Vakıflar’ın çok sayıda mülkü var ve çoğu kiraya veriliyor. Burayı da aynı şekilde değerlendirmek istiyorlar. Biz buna izin vermeyeceğiz” dedi.
Eyleme katılan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da Meslek Fabrikası’nın simgesel önemine dikkat çekti. “Bugün burada direnmezsek yarın benzer birçok kamusal alanı kaybederiz” diyen Kocaoğlu, birlik çağrısı yaptı: “Omuz omuza verirsek kazanırız.”
Üçüncü gününe giren direnişte öne çıkan ortak vurgu ise değişmedi: Meslek Fabrikası yalnızca bir bina değil, İzmir’de emek, dayanışma ve kamusal hizmet anlayışının somut bir ifadesi. Bu nedenle verilen mücadele, bir mülkiyet tartışmasının ötesinde, kentin geleceğine sahip çıkma mücadelesi olarak görülüyor.

