İzmir’de bu yıl büyük bir katılımla kutlanan Newroz, hem kitleselliği hem de verilen politik mesajlarla dikkat çekti. Sabah saatlerinden itibaren alana akın eden binlerce yurttaş, muhalif siyasi partiler, kitle örgütleri ve kurumlardan temsilciler de Newroz için bir araya gelerek özgürlük, eşitlik ve barış taleplerini dile getirdi. Alan boyunca taşınan pankartlar, atılan sloganlar ve yapılan konuşmalar, Newroz’un tarihsel anlamıyla güncel siyasal taleplerin birleştiği bir zemin yarattı.
Kutlamalarda ilk olarak, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi İzmir İl Eş Başkanları Fulya Erdoğan ve Selçuk Odabaşı konuşma yaptı. Eş başkanlar, Newroz’un halkların ortak mücadelesinin simgesi olduğunu belirterek, demokrasi, özgürlük ve barış taleplerinin büyütülmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’de demokratikleşmenin önünün açılması, ifade özgürlüğünün genişletilmesi ve toplumsal barışın sağlanması gerektiğine dikkat çekilen konuşmalarda, örgütlü mücadelenin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.
Ardından Abdullah Öcalan’ın gönderdiği mesaj okundu. Mesajda, Ortadoğu’da derinleşen savaş ve çatışma ortamına dikkat çekilerek, halkların demokratik çözüm ve barış etrafında birleşmesi gerektiği vurgulandı. Öcalan’ın mesajında, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesinin yalnızca Türkiye açısından değil, bölgesel barış açısından da belirleyici olduğu ifade edildi.
“Newroz vesilesiyle bu yılı tüm Ortadoğu halkları için gerçek bir özgürlük yılına çevirmek, halkların dostluk ve dayanışma geleneğini egemen kılmak bizim elimizdedir. Etnik ve dini-mezhebi temeldeki parçalanmaya, kardeş kavgasına son vermekle ve bütün kültürlerin, dini-mezhebi inançların özgürlük ve kardeşlik temelinde birliğini sağlamakla buna ulaşılabilir.”
“Kültür yaratan bir bölge olan Ortadoğu’nun, hegemonik güçlerin elinde bir savaş alanına dönüştürülmesine fırsat vermeyelim. Tarihte olduğu gibi günümüzde de bu büyük kültürün kendini özgürce ve gerçek kimlikleri temelinde ifade etmelerinin, bütünleşmelerinin önündeki engelleri birlikte aşabiliriz. Milliyetçilik ve mezhepçilik hastalığını geride bırakıp, halklarımızın binlerce yıllık tarihsel dayanışma kültürünü esas aldığımızda aşamayacağımız engel yoktur.”
Mesajın ardından söz alan ESP Temsilcisi Meliha Kayacı, Ortadoğu’daki gelişmelere değinerek halkların ağır bir savaş ve yıkım sürecinden geçtiğini söyledi. “Bugün Ortadoğu’da halkların tepesine bombalar yağıyor” diyen Kayacı, bu tabloya karşı direnişin tarihsel köklerine işaret etti. Demirci Kawa figürünü hatırlatan Kayacı, Newroz’un yalnızca bir bayram değil, aynı zamanda zulme karşı direnişin simgesi olduğunu ifade etti. “Dehaklara karşı yakılan ateş bugün de yolumuzu aydınlatıyor” sözleriyle mücadele vurgusu yaptı.
Kayacı, Newroz alanlarını dolduran kalabalığın toplumsal çeşitliliğine dikkat çekerek, işçilerin, kadınların ve gençlerin ortak talepler etrafında bir araya geldiğini belirtti. Eşitlik ve özgürlük taleplerinin alanlarda güçlü bir şekilde dile getirildiğini ifade eden Kayacı, özellikle kadınların mücadeledeki rolüne vurgu yaptı. “Eşitliğe ve özgürlüğe susamış kadınlar olarak bu mücadeleyi büyüteceğiz. Örgütlü mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Konuşmasında mevcut yasal düzenlemelere de değinen Kayacı, Terörle Mücadele Yasası’nın özgürlükleri kısıtladığını ifade etti. Cezaevlerinde çok sayıda siyasi tutsağın bulunduğunu belirten Kayacı, bu durumun demokratikleşmenin önünde bir engel olduğunu dile getirdi. Kürt halkının eşit yurttaşlık hakkının tanınmasının temel bir hak olduğunu vurgulayan Kayacı, Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit koşullarının sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. “Eşitliği de özgürlüğü de adaleti de birlikte kazanacağız” diyerek konuşmasını tamamladı.
Kutlamalarda konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ise Newroz’un bu yılki anlamının özgürlük, demokrasi ve birlik olduğunu ifade etti. Bayındır, “Bu Newroz özgürlük Newrozu’dur, demokrasi Newrozu’dur, birlik Newrozu’dur” diyerek alanı dolduran kalabalığın verdiği mesajın net olduğunu belirtti. Özellikle annelerin, kadınların ve gençlerin yoğun katılımının, halkın kararlılığını ortaya koyduğunu söyledi.
Bayındır, konuşmasında Kürt halkının tarihsel mücadelesine geniş yer verdi. Yaklaşık bir asırdır süren inkâr politikalarına rağmen halkın kimliğini, dilini ve varlığını koruduğunu ifade eden Bayındır, “Bugün milyonlarız ve özgürlüğümüzü talep ediyoruz. Statü mücadelesi veriyoruz, dilimizin mücadelesini veriyoruz” dedi. Bu taleplerin artık görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Bayındır, mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
Barış talebine yönelik eleştirilere de değinen Bayındır, bu talebin bir zayıflık göstergesi olmadığını ifade etti. “Bazıları bize ‘Zayıf mısınız da barışı istiyorsunuz’ diyor. Hayır, biz barışı güçsüz olduğumuz için değil, hak ettiğimiz için istiyoruz” diyen Bayındır, uzun yıllara dayanan mücadelede ağır bedeller ödendiğini dile getirdi. Bayındır ayrıca, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün Kürt halkının özgürlüğüyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek, bu talebin merkezi önem taşıdığını söyledi.
.Konuşmalarda ayrıca Rojava örneğine de değinildi. Rojava’da ortaya çıkan yönetim modelinin halkların birlikte yaşam iradesinin bir sonucu olduğu ifade edilirken, bu deneyimin bölge halkları açısından önemli bir örnek teşkil ettiği belirtildi. Rojava’ya yönelik tehditlere karşı uluslararası dayanışmanın önemine vurgu yapıldı.
Program, konuşmaların ardından sanatçı Seyithan Sevinç ve yerel sanatçıların sahne aldığı etkinliklerle devam etti. Katılımcılar halaylar ve şarkılar eşliğinde Newroz’u kutlarken, alanda güçlü bir birlik ve dayanışma atmosferi oluştu. Newroz ateşi etrafında toplanan yurttaşlar, hem kültürel hem de siyasal bir buluşmaya tanıklık etti.
İzmir’deki Newroz kutlamaları, bu yıl da yalnızca bir bayram olmanın ötesine geçerek halkların özgürlük, eşitlik ve barış taleplerini güçlü bir şekilde dile getirdiği bir alan oldu. Alanlardan yükselen ortak mesaj ise netti: Birlik, dayanışma ve örgütlü mücadele ile özgürlük ve demokrasi talepleri büyütülmeye devam edilecek.
