Geçse de yıllar unutulmazlar..

 

 

26 Eylül 2021 Pazar günü, gençlik dönemi arkadaşlarıyla birlikte Kozan’da Haluk Tamdoğan’la geç kalmış olsak ta buluştuk. Ekrem Ekşi’nin kitabını okuduktan sonra karar vermiştik Haluk’un son mekanını bulmaya ve onunla  buluşmaya. Bu arayışta Devrimci 78 liler Federasyonu Başkanı Hüseyin Esentürk te seferber olmuş, bizlere tam destek sunmuştu ve bizimle hep beraberdi. Anmaya katılanlardan bir kadın arkadaşımızın duygu aktarımını paylaşmak isteriz.

“Kırk üç yıl silmiş mezar taşının boyasını, okunmuyor ismi. O isimsiz taş “dostuna yarasını gösterir gibi” bakıyor bize. Biz kimsesiz değildik. Ahmet Haluk Tamdoğan da… bir ahde vefa için ise hiç geç değildi.

Kozan’a uzak illerden gelen gençlik yoldaşları, isimsiz taşta kırk üç yıl sonra halâ kanayan yarayı gördü! İçlerinden biri uzattı ellerini o yaraya, özenle, seven, okşayan bir anne gibi yanlarında getirdikleri, siyah boyayla yaptı pansumanı. Artık adı okunaklı Haluk’un. Bir de temizleyip güzelce yıkadılar mekanını ve sevgiyle başucunda saygılarını sundular.

Bugün, bir kez daha “ümit, öfkeli ve mahsun-ümit, sapına kadar namuslu”ydu. Yoldaşları ziyaretlerini bitirdiğinde Haluklar’ın sesi Kozan Mezarlığ’ının çınar yapraklarında yankılanıyordu:

“vurun ulan vurun,

Ben kolay ölmem”

(Yazının içindeki dizeler Ahmet  Arif’e aittir) “

FS

 

                                                  Suat Koçer İTÜ İnş.Fak. Öğrencisi  hastanede yaşamını yitirdi

Ahmet Haluk Tamdoğan, bilimsel,  demokratik özerk üniversite mücadelesinde öne çıkan, dönemin yurtsever- devrimci  gençlerinden biri. İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencisi. Adana ili Kozan ilçesi Aslanlar köyünden İstanbul’a üniversiteye kaydını yaptırdıktan sonra gerek İTÜ’de gerekse de fakültesinde üniversite gençliğinin akademik, sosyal haklarını savunan bir hattan giderek politikleşen, faşizme karşı emperyalizme karşı ülkenin tam bağımsızlığını, özgürlüğünü savunan çizgide militanlaşan bir genç devrimci, Ekrem Ekşi (YDGD Genel Sekreteri) nin yakın arkadaşı.

4 Ekim 1978 Tarihinde Taksim Sarıyer seferini yapmakta olan belediye otobüsü MHP li olduğu bilinen Cengiz Ayhan ve arkadaşları tarafından durdurulur, otobüste bulunan üç devrimci genç otobüsten indirilerek kendilerini beklemekte olan bir araçla OkMeydanı’na götürülürler. Aynı gece OkMeydanı-Kasımpaşa arasında kör bir yol üzerinde belirli aralıklarla üç gencin cesedi bulunur, otobüsten indirilerek kaçırılan gençlerdir bunlar ve kurşunlanarak infaz edilmişlerdir. Bu gençlerden ikisi yaralıdır, İTÜ İnşaat Fakültesi öğrencisi Suat Koçer hastaneye kaldırılırken yaşamını yitirir, diğer yaralı lise öğrencisi Bilgisoy  kurtarılır, üçüncü  genç ise yaşanımı yitirmiştir ve yüzü tanınmaz haldedir, cansız bedeni morga kaldırılır. İTÜ den arkadaşları, Haluk’un birkaç gün okula gelmemesi, kimse tarafından görülmemesi üzerine kaygılanır ve aramaya başlarlar, O’nu morgta montundan tanırlar.

Bu üç devrimci genci katledenlerin başında olanın ülkücü Cengiz Ayhan olduğu belirlenir. İçişleri  Bakanlığı’nın Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’na gönderdiği raporda, Cengiz Ayhan’ın o dönemin önde gelen bilim insanlarından Prof. Bedri Karafakioğlu’nu öldüren, Türkiye Emekçi Partisi Genel Başkanı Mihri Belli’yi ise yaralayan, Tarsus Cumhuriyet Savcısı Süreyya Eminsoy, Şahin AydınMetin YıldırımtürkDevrim ÇelenkCuma Oruç, Suat Kaçar, Haluk Tamdoğan ile Mesih Yörük’ün öldürülmesi; Sevcan Bilgisoy, Ömer Özdikici ve Rasim Kolcu’nun yaralanması, İçel’de CHP ve DEV-LİS binaları ile Ateş Kıraathanesi’nin bombalanması, Mahmut Dağdeviren’e ait kahvehanenin bombalanması, Son Haber Gazetesi’nin bombalanması.olaylarına karıştıkları yazılmıştır.(Kaynak: Cumhuriyet Gzt.10 Ekim 1978/  T24.22 Ocak 2013.)

12 Nisan 1991 tarihinde yürürlüğe giren 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’ndan yararlanarak 6 Mayıs 1991’de Nazilli E Tipi Cezaevinden tahliye edilen Ayhan’ın o yılın ortalarında Almanya’ya gittiği belirtilerek, “Burada Ayşe Kaymakçı ve Ramazan Erol’u öldürmek suçundan 14 Nisan 1994 tarihinde Delmond Eyalet Mahkemesi tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldığı” da belirtilmiştir. ( T24 aynı tarihli yazı7 12 Eylülün ülkücü katili C.A..).

Bu siyasi cinayetin duyulması üzerine, faşist cinayetlerin durdurulması, MHP, Ülkü Ocakları’nın kapatılması talebiyle Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi arkadaşlarıyla birlikte fakülte öğrencileri, öğretim görevlileri ve çalışanı binlerce kişi cenazeye katıldı. Morgtan alınan naşı Sirkeci’ye kadar omuzlar üzerinde taşınarak memleketi Adana-Kozan’a gönderilmişti.

                                                                                               

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.