İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, LGBTİ+’lara yönelik “Ailem Güvende” operasyonlarını protesto etmek için sokağa çıktı. Düşünce- ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ihlallere ve alanda örgütlü derneklerin sosyal medya hesaplarına ve internet sitelerine erişimin engellenmesine karşı sokağa çıkan İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, polis müdahalesiyle karşılaştı.
Polis, Alsancak’ta ÖSYM Binası önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne yapılmak istenen yürüyüşe önce kitlenin önünü keserek izin vermedi. Bunun üzerine DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekini İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, TMMOB ve KESK Şubeler Platformu temsilcileri polis yetkilileriyle görüşerek yürüyüşün gerçekleştirilmesi için müzakerede bulundu.
Yapılan görüşmelerin ardından yürüyüşe geçildi ancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde çevik kuvvetin ablukası altında yapılan basın açıklaması bitiminde gök kuşağı bayrağının açılmak istenmesiyle var olan gerilim yükseldi ve çevik kuvvet ile Güvenlik Şube görevlilerinin müdahalesi başladı. Biber gazının da kullanıldığı müdahalede avukat Halil Dönmez ile Enes isimli bir genç darp edilerek gözaltına alındı. Böylelikle Ankara, İstanbul, İzmir, Aydın ve Mersin merkezli yapılan operasyonları protesto etmek üzere yapılmak istenen barışçıl yürüyüş ve gösteriye müdahaleyle, bu hak ta işkence ve kötü muamele yasağı da çiğnenmiş oldu.
“LGBTİ+ olmak suç değildir”
LGBTİ+ ların yaşamlarına, var oluşlarına ve örgütlenme alanlarına yönelen uygulamalar eşit ve özgür bir toplum anlayışına aykırı ve hatta saldırıdır.
Düşünce ve ifade özgürlüğü haktır ve yasal güvenceye saygı gösterilmelidir.
Barışcıl toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak haktır, engellenemez.
Temel hak ve özgürlüklerini kullananlara karşı darp, cebir kullanmak, kötü muamele ve işkence suçtur.
Haberleşme ve iletişim sağlamak haktır ve internete erişim, sosyal medya platformları bunların araçlarındandır; engellenemez.
Toplumu tekçi ve muhafazakar normlar üzerinden biçimlendirmek anti demokratik ve gerici bir yöntemdir. Bu anlayışlarla yapılmak istenen İzmir’deki basın açıklamasını DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin okudu.
Açıklamada, 12-13 Eylül tarihlerinde İzmir başta olmak üzere Türkiye’nin çeşitli kentlerinde gerçekleştirilen ve “Ailem Güvende” adı verilen operasyonlarda LGBTİ+ derneklerinin ve hak savunucularının hedef alındığı belirtildi.
İzmir’de 16 kişinin tutuklandığı operasyonların, yalnızca belirli kişi ve dernekleri değil, örgütlenme özgürlüğünü de ilgilendiren bir boyuta sahip olduğu vurgulandı. Güncel soruşturma kapsamında İzmir’de 18 kişinin gözaltına alındığı, bunlardan 16’sının tutuklandığı, 2 kişinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı açıklandı.
Açıklamada, “Aileyi koruma” söylemi üzerinden yürütülen operasyonların, insanların evlerinden gözaltına alınmasını, derneklerin baskı altına alınmasını ve hak savunucularının kriminalize edilmesini meşrulaştıramayacağı ifade edildi.
Türkiye’de çocukların ve gençlerin karşı karşıya bulunduğu yoksulluk, eğitim hakkından mahrumiyet, çocuk işçiliği, istismar, cinsel şiddet, barınma sorunu ve kadına yönelik şiddet gibi sorunlara dikkat çekilen açıklamada, bu sorunların çözümünün LGBTİ+’ları hedef göstermek olmadığı belirtildi.
“Bir insanın cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği suç değildir” denilen açıklamada, LGBTİ+ hakları için mücadele etmenin, dayanışma göstermenin ve dernek faaliyeti yürütmenin suç olarak değerlendirilemeyeceği savunuldu.
“Örgütlenme özgürlüğü yalnızca LGBTİ+’lar için değil”
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, operasyonların LGBTİ+ dernekleriyle sınırlı görülmemesi gerektiğini belirtti.
Açıklamada, bir hak örgütünün hedef alınmasının başka bir meslek örgütünün, sendikanın veya sivil toplum kuruluşunun da benzer yöntemlerle baskı altına alınmasının önünü açabileceği ifade edildi.
“Örgütlenme özgürlüğünün olmadığı yerde demokrasiden söz edilemez” denilen açıklamada, demokratik toplumun devlet tarafından “makbul” kabul edilen örgütlerden değil, iktidarın politikalarına itiraz edenlerin de özgürce örgütlenebildiği bir toplumsal düzenden oluştuğu vurgulandı.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri; LGBTİ+’ların yaşam hakkı, özgürlüğü, eşit yurttaşlık ve örgütlenme hakkının savunulacağını belirterek, kişilerin kimlikleri, yaşam biçimleri veya örgütsel aidiyetleri üzerinden suçlu ilan edilmesine karşı çıktı.
Eylemde yapılan açıklama şu sözlerle sonlandırıldı:
“Aileyi savunmanın yolu insanları birbirine karşı konumlandırmak değildir. Çocukları korumanın yolu LGBTİ+’ları hedef göstermek değildir. Toplumu korumanın yolu farklılıkları bastırmak değildir. Ve hukuk devleti, ‘makbul yurttaş’ yaratma aracı değildir.”
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, eşitlik, özgürlük, laiklik, demokrasi ve hukukun üstünlüğü taleplerinden vazgeçmeyeceklerini belirtti.
