Migros depolarında yüzlerce işçinin işten çıkarılmasıyla süren direniş ve Temel Conta’da grev 422. gününde ve Digel Tekstil işçilerinin direnişi, İzmir’de emek mücadelesinin üç kritik hattı olarak öne çıkıyor. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, bunlardan iki direnişi ayrı ayrı ziyaret ederek işçilerle dayanışma sergiledi; yapılan açıklamalarda hem sermayenin saldırıları hem de hukukun işçiler aleyhine nasıl araçsallaştırıldığı güçlü biçimde teşhir edildi.
Ziyaretler, yalnızca bir destek açıklaması değil; örgütlenme hakkına, grev hakkına ve insanca yaşam talebine yönelik topyekûn saldırılara karşı ortak bir tutumun ilanı niteliği taşıdı.
Migros Depo İşçileri: “Bu Bir Ücret Tartışması Değil, Tasfiye Operasyonu”
Emek ve Demokrasi Güçleri’nin ilk ziyareti, Torbalı Migros depo işçilerinin direniş alanına oldu. Burada konuşan işçiler, yaşanan süreci açıkça “işçi kıyımı” olarak tanımladı.
Migros depo işçisi, işten çıkarmaların boyutunu şu sözlerle anlattı:
“141 işçiyle başlayan süreç bugün 300’ü aşmış durumda. Bu gelişigüzel bir uygulama değil. Kim öncülük ettiyse, kim sözünü yükselttiyse hedef alındı. Arkadaşlarımız işlerine iade edilmek için ve sendika seçme özgürlüklerini kullanmaları için Torbalı’da ve diğer depo önlerinde direniyor.”
İşçiler, öncü emekçilerin uyuşturucu kullanımı, yüz kızartıcı suçlar gibi iddialarla suçlandığını, bunun açık bir itibarsızlaştırma ve sindirme politikası olduğunu vurguladı.
Gözaltılar ve Sevkiyatın Durdurulması
Migros direnişi süresince baskılar da artarak devam etti. İstanbul’da Migros’un patronu Tuncay Özilhan’ın evi önünde yapılan eylemlerde yüzü aşkın işçi ters kelepçeyle gözaltına alındı. Torbalı’da ise Migros sevkiyatı saatlerce durduruldu; aynı gün sendika temsilcileriyle birlikte yedi kişi gözaltına alındı.
İşçiler bu tabloyu şöyle özetledi:
“Bizi baskıyla, gözaltıyla susturmak istiyorlar ama taleplerimiz meşru, yasal ve haklı. Alın terimizin karşılığını ve haklarımızı istiyoruz.”
KESK: “Bu Grev Haktır, Meşrudur, Onurludur”
Migros direniş alanında konuşan KESK Şubeler Platformu temsilcileri, mücadelenin yalnızca Migros’la sınırlı olmadığını, Türkiye’de emekçilerin yaşam koşullarının sürdürülemez hale geldiğini vurguladı.
KESK adına yapılan konuşmada şu tespitler öne çıktı:
“Bugün emekçilere yüzde 12–13 oranında zam yapılırken, kiralar, gıda, elektrik, doğalgaz yüzde yüzü aşan oranlarda artıyor. Emekçiden sabah çalışması, akşam çalışması, gece çalışması isteniyor ama ücret istemesi suç sayılıyor.”
KESK Temsilcileri, sendikal örgütlenmenin anayasal bir hak olduğunu hatırlatarak Migros yönetimine açık çağrı yaptı:
“İşçiyi susturarak, direnişi bastırarak bu sorun çözülmez. Masaya gelin, işçinin alın terinin karşılığını verin. Aksi halde bu direniş büyür.”
Baro Başkanı Sefa Yılmaz: “Bu Mücadele Hukukun Kendisiyle İlgilidir”
Migros işçilerini ziyaret sırasında konuşan İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, mücadelenin hukuki ve tarihsel boyutuna dikkat çekti. Yılmaz, emek mücadelesinin Türkiye tarihinde süreklilik taşıyan bir hak arayışı olduğunu vurguladı:
“Bu ülkenin tarihi, örgütlü mücadelenin yok edilmesine rağmen direnen işçilerin tarihidir. Patronlarla emekçilerin kavgası yeni değil; yüzyıllardır sürüyor.”
Örgütlenme özgürlüğünün anayasal güvence altında olmasına rağmen fiilen engellendiğini belirten Yılmaz, şunları söyledi:
“Bir işçi sendikaya üye olduğu için işini kaybediyorsa, burada açık bir hukuk ihlali vardır. Hangi sendikada örgütleneceğine işçi karar verir. Bu bir sendika seçim hakkıdır.”
Yılmaz, baro olarak yalnızca izleyen değil, müdahil bir tutum aldıklarını vurguladı:
“Biz ‘arkanızdayız’ demiyoruz. Yanındayız. Bu mücadele hukuki olduğu kadar meşrudur.”
Emek ve Demokrasi Güçleri Temel Conta Grevinde: “Patron Yargıyı Sopaya Çeviriyor”
Migros ziyaretinin ardından İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, bu kez Temel Conta grev alanını ziyaret etti. 400 günü aşkın süredir devam eden grevde konuşan Temel Conta işçileri, patronun grevi kırmak için her yolu denediğini anlattı.
Temel Conta işçisi Sinem Kaya, yaşananları şöyle özetledi:
“Greve çıktığımızdan beri üç ayrı bakanlık müfettişi raporu var, para cezaları var. Ama patron durmadı. Makinelerimizi polis ve jandarma eşliğinde taşıdı. 422 gündür soruyoruz: Bu ülkede adalet sadece zenginler için mi?”
Patrondan Açık Yıldırma Girişimi: 5 İşçi Şikâyet Edildi
Temel Conta ziyaretinin ardından patronun yeni bir adım attığı ortaya çıktı. Temel Conta patronu, grev alanında bulunan 5 işçi hakkında ‘hakaret’, ‘üretimi engelleme’ gibi iddialarla şikâyetçi oldu. Beş işçi, ifadeleri alınmak üzere karakola çağrıldı.
Bu durum, Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından açık bir yıldırma ve korkutma hamlesi olarak değerlendirildi. İşçilerin karakola İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz ile birlikte gitmesi, sürecin hukuki boyutunu da gözler önüne serdi.
Baro Başkanı Yılmaz, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:
“Hukuk, yurttaşın tepesinde sallanan bir sopa haline getiriliyor. Ne zaman kime vuracağı belli değil ama hep emekçiye vuruyor. Grev ve protesto hakkı suç değildir.”
KESK ve Emek Örgütleri: “Bu Bir Onur Mücadelesidir”
KESK Şubeler Platformu Sözcüsü Eğitim-Sen 1 No’lu Şube Başkanı Hamdi Çalık’da Temel Conta grevinde yaptığı konuşmada, saldırının yalnızca ekonomik değil, işçilerin onuruna yönelik olduğunu vurguladı:
“Bu direniş yalnızca ücretleri artırma mücadelesi değil. İşçilerin onuruna yönelen saldırılara karşı bir mücadeledir. Hukuk bu hoyratlığa dur demiyor, o yüzden biz birbirimize yaslanacağız.”
Ortak Vurgu: Mücadele Birleşiyor
Migros depo işçileri ve Temel Conta işçileri, farklı sektörlerde olmalarına rağmen aynı tabloyla karşı karşıya:
*düşük ücret
*sendikasızlaştırma
*grev kırma girişimleri
*yargı ve kolluk eliyle baskı
Emek ve Demokrasi Güçleri, bu nedenle dayanışmanın büyütülmesi çağrısını yineledi.
Alanlarda yükselen slogan, bu ortaklığı özetledi:
“İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!”

