İzmir Kadın Platformu Indomie Adkoturk işçileriyle Alsancak Halkbankası önünde dayanışma eylemi yaptı. “Adkoturk İşçisi Yalnız Değildir. Adkoturk Grevi Kazanacak” pankartı açan kadınlar, “Adkoturk grevi kazanacak “, ” Adkoturk işçisi yalnız değildir”, “Sendika haktır, işten atmak suçtur”, “Kod 29 kaldırılsın”, “Yaşasın kadın dayanışması”, ” Yaşasın sınıf dayanışması”, “Kahrolsun işçi düşmanları”, ” İşçilere değil patronlara barikat”, “Adkoturk’te direnen kadınlara bin selam” sloganlarını haykırdı.
İzmir Kadın Platformu’nun açıklaması şöyle;
“Tekirdağ Çerkezköy’de faaliyet gösteren sebze, tavuk, köri çeşnili hazır makarnalar üreten Endonezya-Suriye sermayeli Indomie Adkoturk fabrikasındaki işçiler 2017 yılında kötü çalışma koşullarına, düşük ücretlere, baskılara karşı anayasal haklarını kullanarak Tekgıda-İş Sendikası’nda örgütlendiler. Ancak Adkoturk patronu işçilerin anayasal hakkı olan sendikalaşma hakkını çiğneyerek Çalışma Bakanlığı’ndan gelen yetki tespitine itiraz etti. 4 sene süren hukuk mücadelesi 2021 yılının Şubat ayında kazanıldı. Çalışma Bakanlığı tarafından taraflara gönderilen yetki belgesi sonrasında toplu sözleşme sürecine girildi. Ancak İndomie Adkoturk patronu toplu sözleşme sürecinin hiçbir aşamasına uymadı, masaya oturmadı ve taslağı kabul etmedi. Sırtını devlete yaslayan Adkoturk patronu ne anayasa ne yasa ne mahkeme kararını dinledi.
Bu süreçte patron sendikalaşmayı kırmak için çoğunluğu kadın 21 öncü işçiyi kod 29 (ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık) bahanesiyle iftira atarak işten çıkardı. İçeride de baskılarla, mobbingle sendikalaşmayı engellemeye devam etti. Bunun üzerine 130 gün fabrikalarının önünde direnişe geçen işçiler yasal sürecin de tamamlanmasıyla direnişlerini 23 Ağustos’ta greve taşıdılar.
Salgın ve artan ekonomik kriz sistemin ilk gözden çıkardıklarının kadınlar olduğunu bir kez daha ortaya koydu ama eşitsizlik ve ayrımcılık ile mücadele kadınların her dönemdeki gündemi. Kadınlar bu sermaye düzeninin ve erkek egemenliğinin yarattığı, iktidarın ise beslediği cinsiyetçi politikalarla çalışma hayatından ev hayatına kadar yaşamın her alanında karşı karşıya kalıyor. Ayrımcı muameleler henüz iş görüşmelerinden başlıyor. Erkeklerin muhatap olmadıkları sorular, kadınlara bir işe alınma şartı olarak soruluyor. Aynı işlerde daha düşük ücretlere çalıştırılan kadınlar esnek çalışma saatlerine, güvencesizliğe itiliyor. Üstelik kadınların mesaisi eve geldiklerinde de devam ediyor. Ev işlerine koşturulan kadınlar ayrıca erkek şiddetine, baskıya, tehdide maruz bırakılıyor. Şiddet ve baskı, kadınları hizada tutmanın bir aracı olarak kullanılıyor.
Tüm bunlara karşı kadınlar meydanlarda seslerini yükseltmeye, kazanılmış haklarını korumaya, ekmeğini büyütmeye, hayatlarını kazanmanın mücadelesine devam ediyor. Dün bunu Adkoturk emekçisi kadınlar gücüyle, direnciyle kadınların mücadelesini ve öncülüğünü bir kez daha herkese gösterdi. Adkoturk patronunun ve polisin tam teşekküllü grev kırıcılığına rağmen pek çok işçi grev alanında yerini aldı. Ama özellikle kadın işçiler polislerin önünde kenetlenip zincir oluşturarak, kendilerine yapılan baskının önüne geçmek için kahramanca direndiler.
Bugün Adkoturk işçilerinin ve mücadelede en öne geçen kadınların grevi sadece ekmeklerini kazanmanın mücadelesi değildir. Aynı zamanda kadını ucuz iş gücü olarak gören, çalışma hayatından ve toplumdan ayırıp eve hapseden erkek egemen kapitalizme ve onun bu topraklardaki temsilcilerine verilmiş bir yaşam mücadelesidir. İzmir Kadın Platformu olarak hakkını aramak için mücadele eden, jandarmanın-polisin önünde korkmadan, yılmadan dimdik duran kadınlara selam gönderiyoruz. Bu grevin hepimizin olduğunu bir kez daha vurgulayarak tüm İzmir’li kadınları greve destek olmaya, Adkoturk işçisi öncü kadınların seslerini duyurmaya davet ediyoruz.”
