İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Orta Vadeli Program’a (OVP) ve kamu varlıklarının özelleştirilmesine tepki gösterdi. Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamada, köprü ve otoyolların 30 yıllığına işletme hakkının devredilmesinin kamu yararı açısından ciddi sonuçlar doğuracağı belirtilerek, “Halk için, emek için bütçe; güvenceli iş, güvenli gelecek istiyoruz” denildi.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, üç yıllık ekonomik ve sosyal politikalara yön verecek olan Orta Vadeli Program’a karşı basın açıklaması gerçekleştirdi. Türkan Saylan Kültür Merkezi önündeki açıklamayı Emek ve Demokrasi Güçleri adına KESK Dönem Sözcüsü Savaş Candemir okudu.
Açıklamada OVP’nin emekçilerin, emeklilerin ve yoksulların değil, sermaye kesimlerinin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandığı savunuldu. Emek ve Demokrasi Güçleri, programın ücretler, vergiler, istihdam, eğitim, faiz ve özelleştirme politikaları üzerinden değerlendirildiğinde emeğin üzerindeki yükün daha da ağırlaştırılacağını belirtti.
“Enflasyon hedefleri yükseliyor, ücretler geriliyor”
Açıklamada, Türkiye’de milyonlarca kişinin düşük ücret, kayıt dışı çalışma ve güvencesizlikle karşı karşıya olduğu ifade edildi. Yaklaşık 10 milyon kişinin kayıt dışı çalıştığı belirtilirken, milyonlarca emeklinin de düşük gelirle yaşamını sürdürmeye çalıştığı kaydedildi.
Son yıllardaki enflasyon hedeflerine de dikkat çekilen açıklamada, OVP’lerde öngörülen hedeflerin gerçekleşmediği, buna karşın ücret artışlarının hayat pahalılığının gerisinde kaldığı belirtildi.
Candemir, “Enflasyon düşecek deniliyor, hedefler yükseliyor” sözleriyle eleştirisini özetlerken, 2024 ve 2025 yıllarındaki enflasyon oranları ile asgari ücret artışlarını karşılaştırdı.
Açıklamada geniş tanımlı işsizliğin yüzde 30,6 seviyesine çıktığı belirtilirken, OVP’de özellikle gençler açısından güvenceli ve kadrolu istihdama yönelik somut bir yaklaşım bulunmadığı savunuldu.
“Güvenceli esneklik değil, güvencesiz çalışma”
OVP’de yer alan “güvenceli esneklik” ve “yeni nesil çalışma modelleri” ifadelerine de tepki gösteren Emek ve Demokrasi Güçleri, bu düzenlemelerin özellikle gençler açısından güvencesizliği ve geleceksizliği artıracağını ileri sürdü.
Açıklamada kadınların bakım ve ev işlerinin yükünü taşırken çalışma yaşamında da güvencesizlikle karşı karşıya kaldığı belirtilerek, toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümünün kadın emeğini görünmezleştirdiği ifade edildi.
Vergi yükünün emekçilerin sırtında olduğu belirtildi
Basın açıklamasının önemli başlıklarından birini de vergi politikaları oluşturdu.
2027 ve 2028 yılları için OVP’de öngörülen enflasyon hedefleri ile vergi gelirlerindeki artış hedefleri karşılaştırılarak, vergi yükünün ağırlıklı olarak emekçiler ve dar gelirli kesimlerin üzerine bırakıldığı savunuldu.
Açıklamada, dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki yüksek payına dikkat çekilirken, sermaye kesimlerine yönelik istisna, muafiyet ve indirimlerin de eleştirilmesi dikkat çekti.
“Emekçiden al, sermayeye aktar” ifadesiyle özetlenen açıklamada, vergi sisteminin ücretliler açısından adaletsiz olduğu savunuldu.
MESEM üzerinden çocuk işçiliği eleştirisi
Emek ve Demokrasi Güçleri, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasını da gündeme getirdi.
Milli Eğitim Bakanlığı verilerine atıfta bulunulan açıklamada, 2025 ve 2026 yıllarında MESEM kapsamında eğitim gören öğrenciler arasında binlerce iş kazası yaşandığı ve çok sayıda öğrencinin hayatını kaybettiği belirtildi.
OVP’de mesleki eğitimin özel sektörle iş birliği içerisinde geliştirilmesine yönelik politikalara dikkat çeken açıklamada, eğitim politikalarının çocuk işçiliğini artıracak biçimde piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesine karşı çıkıldı.
“Faize ve sermayeye kaynak, emekçiye yoksulluk”
Açıklamada OVP kapsamında faiz giderlerine ayrılan kaynak da eleştirildi.
2027 yılında faiz harcamaları için 4 trilyon 93 milyar TL kaynak ayrılmasının öngörüldüğü belirtilerek, kamu kaynaklarının emekçilerin ihtiyaçları yerine faiz ve sermaye kesimlerine aktarıldığı savunuldu.
Emek ve Demokrasi Güçleri, kamu bütçesindeki önceliklerin emekçiler, emekliler ve yoksullar lehine değiştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Köprü ve otoyolların 30 yıllık işletme hakkına tepki
Basın açıklamasının temel gündemlerinden biri ise köprü ve otoyolların özelleştirme programına alınması oldu.
Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile sekiz otoyolun özelleştirme programına alınmasına tepki gösteren Emek ve Demokrasi Güçleri, bunun “satış değil, 30 yıllığına işletme hakkı devri” olarak tanımlanmasının sonucu değiştirmediğini belirtti.
Açıklamada, Karayolları Genel Müdürlüğü’nün verilerine dayanılarak kamu tarafından işletilen köprü ve otoyolların gelirlerine dikkat çekildi ve kamusal gelir üreten bu varlıkların özel şirketlere devredilmesine karşı çıkıldı.
“Kamusal gelir özel şirketlere aktarılacak”
Köprü ve otoyol geçiş ücretleri üzerinden de karşılaştırma yapılan açıklamada, kamu tarafından işletilen köprülerle Yap-İşlet-Devret modeliyle işletilen köprüler arasındaki ücret farklarına dikkat çekildi.
15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinde otomobil geçiş ücretinin 59 TL olduğu belirtilirken, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde bu tutarın 110 TL olduğu ifade edildi. Osmangazi Köprüsü’ndeki geçiş ücretinin ise 1.170 TL olduğu kaydedildi.
Açıklamada, kamu tarafından işletilen İstanbul-Ankara Anadolu Otoyolu ile özel şirket tarafından işletilen Ankara-Niğde Otoyolu arasındaki ücret farkının da özelleştirme politikalarının yurttaşa yansımasına örnek oluşturduğu savunuldu.
“Kamunun gelecekteki geliri bugünden devrediliyor”
Emek ve Demokrasi Güçleri, OVP’de 2027 için 183 milyar TL, 2028 için ise 163,5 milyar TL özelleştirme geliri hedeflenmesini de eleştirdi.
Açıklamada, özelleştirmeler yoluyla kamuya ait varlıkların gelecekte yaratacağı gelirlerin bugünden özel sektöre devredildiği savunularak, kamu kaynaklarının bütçe açıklarını kapatmak amacıyla elden çıkarılmasına son verilmesi çağrısı yapıldı.
Maden sahalarına ilişkin ihalelerin de gündeme getirildiği açıklamada, farklı illerdeki ormanlık ve tarım alanlarının özel maden şirketlerine devredilmesine tepki gösterildi.
“Halk için, emek için bütçe istiyoruz”
Basın açıklamasının sonunda OVP’nin emekçilerin yaşam koşullarını ağırlaştıracağı savunularak, güvenceli çalışma, adil vergilendirme ve kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri adına yapılan açıklamada, “İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret, adil bir vergi sistemi, halk için, emek için bütçe, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim” çağrısı yapıldı.
Açıklama, emekçilerin ve tüm dar gelirli kesimlerin ekonomik ve sosyal haklarının korunması için ortak mücadele çağrısıyla sona erdi.
