Direnişteki Temel Conta ve Digel Tekstil işçileri, Temel Conta Fabrikası önündeki grev alanında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla bir etkinlik düzenledi. Uzun süredir devam eden direnişin simgesi haline gelen fabrika önünde gerçekleşen etkinliğe çok sayıda sendika temsilcisi, siyasi parti temsilcileri ve emek örgütleri katıldı. Etkinliğe TEKSİF Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz, TEKSİF Ege Bölge Sorumlusu İbrahim İpek, TEKSİF İzmir Şube Başkanı Faruk Aksoy, Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan, Emek Partisi İzmir İl Başkanı Elif Çuhadar, TKP temsilcileri, DİP temsilcileri, KESK İzmir Kadın Meclisi ve şube yöneticileri ile İmece-Der temsilcileri katıldı. İzmir Müzisyenler Derneği’nin müzik grubu da söyledikleri ezgilerle etkinliğe destek verdi.
Etkinlik boyunca sık sık sloganlar atıldı. Grev alanını dolduran işçiler ve dayanışma için gelen emekçiler hep bir ağızdan “Direne direne kazanacağız”, “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Temel Conta işçisi yalnız değildir”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” ve “Biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız, ya siz?” sloganlarını haykırdı.
Etkinlikte ilk sözü alan Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan konuşmasına direnişteki işçilere teşekkür ederek başladı. “Öncelikle 455 günden beri direnen Temel Conta işçilerini yalnız bırakmadınız. İyi ki varsınız. Hepinizin ayağına, yüreğine sağlık,” diyen Toptan, aynı zamanda Tekstil Sendikası’na bağlı Digel işçilerinin de 417 gündür sürdürdüğü direnişi selamladı. Toptan’ın bu sözlerinin ardından grev alanında bulunan katılımcılar hep birlikte “Yaşasın sınıf dayanışması” sloganını attı.
Sloganların ardından konuşmasına devam eden Hasan Toptan şöyle dedi: “Bugün tabii ki sözü kadın direnişçi arkadaşlarımıza vermek isterim. 8 Mart’ta kadınların konuşma günü; biz kadınların her zaman konuşmasını istiyoruz. Sadece şunu söylemek istiyorum: Biz hâlâ masadayız. İstedikleri zaman gelip oturabilirler. İşçilerin hakları için istedikleri zaman masaya oturabiliriz. Mahkemede de tescillendi; grev kırıcılığı yaptıkları ortaya çıktı. Bugüne kadar açılan davaları kazandık. Artık diyoruz ki; gelirsiniz ya da gelmezsiniz. Biz burada direnmeye, eylemimize devam edeceğiz. Ne olursa olsun direnenler bir gün mutlaka kazanacak. Hepinize teşekkür ediyorum. Konuşma yapması için temsilci arkadaşlarımı davet ediyorum.”
Hasan Toptan’ın konuşmasının ardından grev alanındaki kalabalık bu kez “Direne direne kazanacağız” sloganını attı.
Grev sözcüsü Sinem Kaya söz alarak direnişin anlamını ve kararlılıklarını dile getirdi. Kaya, 455 gündür fabrikalarının önünde mücadele ettiklerini hatırlatarak şunları söyledi:
“Bugün de bizi yalnız bırakmadınız. Digel Tekstil’de direnen kardeşlerim aslında yol arkadaşlarımız, mücadele arkadaşlarımız. Burada birbirimizle hiç konuşmadan bile göz göze baksak birbirimizi en iyi onlarla anlıyoruz; mücadelenin ne demek olduğunu. Dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ydü. Bütün emekçi kadınların, mücadeleci kadınların günü kutlu olsun diyoruz. Biz aslında bir şey istedik; sendikal hakkımızı istedik. Fakat 455 gündür merakla soruyoruz: Temel Conta işçileri, Digel işçileri niye bu haklarını kullanamadılar? Anayasamızda sendika haktır diyor ama bu kapının önüne bakın; 455 gündür haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik bu kapının önünde vücut bulmuş hâlde. Biz Temel Conta işçileri olarak bunun karşısında direniyoruz.”
Kaya konuşmasının devamında dayanışmanın önemine değindi:
“Petrol-İş Aliağa Şubesi her zaman yanımızda oldu. Bütün temsilci kardeşlerimize çok teşekkür ederiz. Her zaman dayanışmasıyla bize burada güç verdi. 455 günlük mücadele tabii ki tek başına olmuyor. Aynı şekilde Digel kardeşlerim de Tekstil Sendikası için aynı mücadeleyi veriyor. Grev kırıcılığı davamızı kazandık ama mücadelemiz bitmedi. Biz diyoruz ki Temel Conta’da ve Digel’de adaletsizlik son bulana kadar, emeğimizin ve alın terimizin karşılığını kazanana kadar mücadelemiz devam edecek.”
Kaya sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Bizler Temel Conta işçileri olarak ilk günde aynı sloganı attık: Direne direne kazanacağız. Bugün 455. günde yine aynı sloganı atıyoruz: Direne direne kazanacağız. Biz mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. 455 günlük bu mücadelenin tek bir tacı var, o da zaferdir. Biz bu mücadeleyi zaferle taçlandırana kadar ben ve arkadaşlarım bu kapının önünden ayrılmayacağız. Mücadelemiz de zafere kadar devam edecek.”
Etkinlikte daha sonra söz alan KESK Genel Merkez Kadın Sekreteri Döne Gevher de Türkiye’de sendikal hakların durumuna dikkat çekti. Gevher konuşmasında şunları söyledi:
“Her birimiz aslında Türkiye genelinde sendikal mücadelenin geldiği noktayı, geldiği aşamayı ve sermaye yanlısı politikaları hep birlikte takip ediyoruz, biliyoruz. Uluslararası sendikal raporlara göre Türkiye sendikal haklar konusunda son sıralardan kurtulamayan ülkeler arasında yer alıyor. Sendikal haklar söz konusu olduğunda hem mahkemeler hem Çalışma Bakanlığı hem de iktidarın kendisi çoğu zaman sermayeden yana tutum alıyor. Tüm Türkiye genelinde işçi örgütlenmesine baktığımızda yüzde 14’lerde, 15’lerde kalan bir örgütlenme oranı görüyoruz.”
Gevher konuşmasının devamında direnişlerin önemini vurguladı:
“Tüm bu baskı ve saldırılar karşısında on yıllardır süren mücadelelerde özellikle kadınların öncülük ettiği grevler ve direnişler hepimize büyük bir sınıf dersi veriyor. O nedenle burada direnen, mücadele eden, hakları için bir adım dahi geri atmayan yoldaşlarımızı, arkadaşlarımızı KESK olarak bir kez daha saygıyla ve sevgiyle selamlıyoruz. Yürütülen her türlü haksız politikaya, iş yeri değiştirmeye, isim değiştirmeye ve sendikal örgütlenmemizi engellemeye yönelik girişimlere rağmen biz bu ülkede emekçiler olarak kazanacağız, kadınlar olarak kazanacağız. Güvencesiz çalışmaya karşı güvenceli iş ve güvenli yaşam mücadelesini hep birlikte sürdürmeye devam edeceğiz.” dedi.
Bu sırada grev alanındaki mücadeleden rahatsız olan Temel Conta fabrikası patronunun şikâyeti üzerine jandarma ekipleri de alana geldi. Jandarma ekibi, Petrol-İş Sendikası Şube Başkanı ile kısa bir görüşme yaptı. Grevdeki işçilerin sözcüsü Sinem Kaya dahil beş işçiyi ifade vermeye çağrıldı.
Konuşmaların ardından etkinlik İzmir Müzisyenler Derneği’nin dinletisiyle devam etti. Söylenen ezgiler grev alanında duygulu anlar yaşattı. Daha sonra bir şair sahneye çıkarak direniş ve adalet temalı şiirlerini okudu. Okunan şiirden dizeler grev alanında sessizlik içinde dinlendi:
“Gazze için ağlayıp
İsrail’in sırtını sıvazlayanların ülkesi.
Erkeklerin her şeye izinli,
kadınların her konuda suçlu sayıldığı
bir ülke.
Sadece kendini sevenlerin,
sadece kendini yaşatanların ülkesi.
Erken yaşta büyütülen çocukların,
yirmilerini göremeyen gençlerin,
eksik bırakılan hayatların,
kırılan, dökülen insanların ülkesi.”
Şiir dinletisinin ardından etkinlik, direnişin süreceğine dair kararlılık mesajları ve dayanışma çağrılarıyla sona erdi. Grev alanındaki işçiler ve dayanışma için gelen emekçiler bir kez daha aynı sloganı hep birlikte haykırdı: “Direne direne kazanacağız.”
