Buca Cezaevi Alanı İçin Sert Tepki: “Kamuya Aittir, Rant Pazarlığı Konusu Edilemez”

 İzmir’in Buca ilçesinde bulunan eski Buca Cezaevi alanının yeniden yapılaşmaya açılmasına yönelik planlara karşı meslek odaları, hukuk örgütleri, yurttaşlar ile DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın bir araya gelerek basın açıklaması yaptı. Açıklamada, alanın mahkeme kararlarıyla “rekreasyon alanı” olarak belirlenmiş olmasına rağmen yeniden ranta açılmak istenmesinin açık bir kent suçu olduğu vurgulandı.

Basın açıklaması öncesinde yapılan konuşmada, yıllardır süren mücadele hatırlatılarak, cezaevi alanının AVM’ye ve özel yapılaşmaya açılmasına karşı günlerce imza toplandığı, mahalle mahalle dolaşılarak kamuoyunda ortak bir görüş oluşturulduğu ifade edildi. Alanın İzmir’in en önemli kamusal alanlarından biri olduğunun altını çizen konuşmacı, “Böyle bir alan, ranta teslim edilemez, kamuya ait olmalı ve kamunun kullanımında kalmalıdır” dedi.

Mahkeme kararlarıyla alanın yeşil alan olarak düzenlenmesine karar verildiğini hatırlatan konuşmacı, o dönem belediye yöneticileri ve siyasi partilerin bu kararı desteklediğini ancak bugün verilen sözlerin tutulmadığını belirterek  “Seçim dönemlerinde halka yalan söylendi. Bugün buradan bir kez daha söylüyoruz: Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” ifadelerini kullandı.


Ortak Açıklama: “Buca Cezaevi Alanı Kamuya Aittir”

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, Buca Cezaevi Özgürleşirken Platformu, İzmir Barosu ve İzmir Tabip Odası adına ortak açıklamayı TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Temsilcisi Ilgaz Su Aktaş okudu.

Açıklamada, uzun yıllardır İzmir kamuoyunun gündeminde olan Buca Cezaevi Alanı’nın, yürütülen hukuki mücadeleler sonucunda kamusal kullanıma ayrıldığı hatırlatıldı. Buna rağmen alanın, “İller Bankası’nın talebi” ve “kamulaştırma bedeli” gibi gerekçeler öne sürülerek yeniden yapılaşmaya açılmak istendiği vurgulandı.

2020 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İller Bankası arasında imzalanan protokol ile alanın “Rezerv Yapı Alanı” ilan edildiği, böylece planlama yetkisinin belediyelerden Bakanlığa geçtiği hatırlatıldı. 2022 yılında cezaevi binasının yıkıldığı ve alanın yüzde 70’inde konut ve ticaret yapılaşmasına izin veren planların Bakanlık tarafından onaylandığı ifade edildi.

Ortak açıklamada, bu planlara karşı açılan davaların 2023 yılında kazanıldığı, hem rezerv yapı alanı kararının hem de yüksek yoğunluklu yapılaşma öngören imar planlarının mahkeme kararlarıyla iptal edildiği belirtildi. Böylece hukuken, alanın tamamının kamu yararı doğrultusunda “rekreasyon alanı” olarak belirlenmesinin kesinleştiği vurgulandı.


“Büyükşehir Belediyesi Hukuki Kazanımları Yok Sayıyor”

Açıklamada İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik eleştiriler de dikkat çekti. Alanın mülkiyetinin belediyeye devrinin hukuken mümkün olmasına rağmen bu yönde hiçbir adım atılmadığı belirtilerek, “Buca Cezaevi’nin kaderi İller Bankası’nın insafına terk edilmiştir” denildi.

29 Ocak 2026 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilen açıklamada, belediyenin daha önce iptalini sağladığı planlara benzer içerikte yeni bir planı onaylayarak bilirkişi raporlarını, mahkeme kararlarını ve kamu yararını yok saydığı ifade edildi.

Yeni planla birlikte, önceki planlara kıyasla daha fazla inşaat alanı yaratıldığına dikkat çekilerek, İller Bankası ve müteahhitlerin yaklaşık 2 bin metrekare daha fazla yapılaşma hakkı elde ettiği belirtildi.


“Kamulaştırma Gerekli Değil, Bedelsiz Devir Mümkün”

Ortak açıklamada, alanın rekreasyon alanı olarak kullanılabilmesi için iddia edildiği gibi bir kamulaştırmanın gerekmediği de vurgulandı. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 11. maddesi hatırlatılarak, Hazine mülkiyetindeki ve umumi hizmetlere ayrılan alanların ilgili idareye bedelsiz devrinin esas olduğu belirtildi.

Rezerv yapı alanı kararının iptal edilmesiyle birlikte İller Bankası’na yapılan mülkiyet devrinin hukuki dayanağının da ortadan kalktığı ifade edilen açıklamada, alanın yeniden Hazine’ye devredilmesi ve ardından belediyeye bedelsiz olarak bırakılması gerektiği vurgulandı. Buna rağmen kamuoyuna “18 milyar TL’lik kamulaştırma bedeli” gibi gerçek dışı rakamların yansıtıldığı belirtilerek, bu durumun kamuoyunu yanıltıcı olduğu ifade edildi.


“Kent Suçu İşleniyor”

Açıklamada, yaklaşık 80 bin metrekare büyüklüğündeki alanın yapılaşmaya açılması halinde Buca’da zaten ağır olan trafik yükünün artacağı, altyapı sorunlarının derinleşeceği, kent parkı oluşturulabilecek nadir bir alanın kaybedileceği ve olası bir depremde geçici barınma alanı olarak belirlenen bir mekânın yok edileceği belirtildi.

Alanının aynı zamanda siyasi mahpusların yaşadıkları hak ihlalleri, hayata dönüş operasyonları ve açlık grevleri nedeniyle güçlü bir toplumsal hafızaya sahip olduğu vurgulandı. Bu hafızanın yok sayılarak alanın yapılaşmaya açılmasının kentsel ve toplumsal belleğin silinmesi anlamına geleceği ifade edildi.


Sefa Yılmaz: “Bu Alan Ülkenin Ortak Hafızasıdır”

Basın açıklamasında konuşan İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz da sürecin hukuki boyutuna dikkat çekti. Açılan davaların yurttaşlar ve emek-demokrasi güçleri lehine sonuçlandığını hatırlatan Yılmaz, “Bu alan sadece Buca’nın ya da İzmir’in değil, bu ülkenin ortak hafızasına ait bir alandır” dedi.

Mahkeme kararlarına rağmen yeni planlar üzerinden işlem yapılmaya çalışılmasının büyük bir hukuksuzluk olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Biz beton bir şehir değil, ağacın, hayvanın ve insanın birlikte yaşadığı gerçek bir kent istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Yeni bir itiraz ve dava sürecinin başlayacağını belirten Yılmaz, mücadelenin hem hukuki alanda hem de toplumsal alanda süreceğini söyledi.


11 Şubat İçin Çağrı

Basın açıklamasının sonunda, 11 Şubat Salı günü saat 17.30’da Basmane Çukuru önünde yapılacak basın açıklamasına çağrı yapıldı. Katılımcılar, Buca Cezaevi Alanı’nın kamusal alan olarak korunması için mücadeleden geri adım atmayacaklarını vurguladı.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.