Hak Savunucularından Ortak Çağrı: “Ali Aydın Cinayeti Aydınlatılsın, Cezasızlık Son Bulsun”

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İzmir Şubesi, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi ve Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, İHD İzmir Şube binasında ortak bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamada, 14 Ocak 2026’da İzmir’in Çiğli ilçesinde öldürülen insan hakları savunucusu ve İHD İzmir Şubesi önceki dönem Eş Başkanı Av. Ali Aydın’ın cinayetinin tüm yönleriyle aydınlatılması çağrısı yapıldı.

Ortak açıklama, hak savunucuları adına İHD İzmir Şube Eşbaşkanları Ahmet Rodi Polat ve Zilan Gümüş tarafından okundu. Açıklamada, Ali Aydın’ın öldürülmesinin “münferit bir adli vaka” olarak ele alınamayacağı vurgulanarak, olayın siyasi ve örgütlü boyutlarının da soruşturulması gerektiği ifade edildi.

“Canavarca hisle öldürüldü”

Basın açıklamasında, 69 yaşındaki Av. Ali Aydın’ın 14 Ocak 2026 sabahı Çiğli’de yürüyüş yaptığı güzergâhta canavarca hisle öldürülmüş halde bulunduğu hatırlatıldı. Olayın ardından M.D.E. (30) isimli bir şüphelinin gözaltına alındığı ve cinayeti işlediğini kabul ettiği belirtilirken, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma hakkında gizlilik kararı aldığı bilgisi paylaşıldı.

Açıklamada, ilk etapta olayın basit bir adli vaka gibi sunulmaya çalışıldığı ancak Ali Aydın’ın yaşamı, kimliği ve yürüttüğü insan hakları mücadelesi dikkate alındığında ciddi soru işaretlerinin bulunduğu ifade edildi. Aydın’ın uzun yıllar boyunca insan hakları alanında faaliyet yürüttüğü, Alevi kimliğiyle ve hak ihlallerine karşı mücadelesiyle bilinen bir isim olduğu hatırlatılarak, saldırının “rastlantısal” olmadığına dair kaygıların güçlü olduğu belirtildi.

“İHD tarihinde öldürülen 27. hak savunucusu”

Açıklamada, Türkiye’de insan hakları savunucularının uzun yıllardır baskı, tehdit ve saldırılara maruz kaldığına dikkat çekildi. İHD’nin 1986’daki kuruluşundan bu yana 26 üyesinin çeşitli saldırılarda yaşamını yitirdiği, Ali Aydın’ın ise bu uğurda öldürülen 27. kişi olduğu vurgulandı.

Vedat Aydın’dan başlayarak 1990’lı yıllarda öldürülen İHD üyelerine, 2015 yılında Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin katledilmesine uzanan süreç hatırlatıldı. Açıklamada, bu cinayetlerin büyük bölümünde faillerin ya hiç bulunamadığı ya da yargılamaların gerçek sorumluları açığa çıkarmadan sonuçlandığı belirtildi. Tahir Elçi davasında, polisler hakkında “ölümcül atışın kimin tarafından yapıldığının tespit edilemediği” gerekçesiyle beraat kararı verilmesi, cezasızlığın simgesi olarak gösterildi.

Hak savunucuları, bu cezasızlık ortamının yeni saldırıları teşvik ettiğini vurgulayarak, saldırıların amacının insan hakları mücadelesini sindirmek olduğunu ifade etti. Ancak açıklamada, bu saldırıların mücadeleyi durdurmayacağı, aksine kararlılığı güçlendirdiği dile getirildi.

“Tek bir meczubun eylemi söylemi kabul edilemez”

Basın açıklamasında, Ali Aydın cinayetiyle ilgili olarak geçmişteki pek çok siyasi cinayette olduğu gibi “tek bir meczubun eylemi” söyleminin üretildiğine dikkat çekildi. Şüphelinin adliye koridorlarında, hastanede ve soruşturmanın çeşitli aşamalarında attığı sloganlar ile kullandığı ifadelerin, cinayetin siyasal bir arka planı olabileceğine dair güçlü kaygılar yarattığı belirtildi.

Bu noktada, 2021 yılında İzmir’de HDP İl binasında öldürülen Deniz Poyraz davası hatırlatıldı. Açıklamada, Deniz Poyraz cinayetinde de olayın arka planının araştırılmadığı, davanın “münferit” bir saldırı gibi ele alındığı ve bu duruma karşı davayı izleyen avukatların sert tepkiler gösterdiği anımsatıldı.

Hak savunucuları, Ali Aydın cinayetinde de benzer bir senaryonun tekrarlanmasına izin vermeyeceklerini vurgulayarak, şüphelinin yalnızca “adli vaka” olarak sunulmasına karşı uyarıda bulundu. Ali Aydın’ın ailesinin dile getirdiği “Bu saldırı bireysel değildir, arkasındaki kişiler ortaya çıkarılsın” çağrısının sonuna kadar desteklendiği ifade edildi.

“Baskı iklimi saldırılara zemin hazırlıyor”

Açıklamada, Türkiye’de insan hakları savunucularının yalnızca düşüncelerini açıkladıkları ya da hak ihlallerini görünür kıldıkları için yargılandıkları, gözaltına alındıkları ve çeşitli engellemelerle karşılaştıkları belirtildi. 2022 yılı verilerine göre en az 4 bin 819 hak savunucusunun yargısal veya idari taciz, fiziksel şiddet, tehdit ya da hedef göstermeye maruz kaldığı bilgisi paylaşıldı.

Bu baskı ortamının, insan hakları mücadelesini suç gibi gösterdiği ve savunucuları korumasız bıraktığı vurgulandı. Ali Aydın’ın da yıllarca bu baskılara karşı mücadele ettiği belirtilerek, öldürülmesinin mevcut politik iklimden bağımsız değerlendirilemeyeceği ifade edildi.

Dört maddelik çağrı

İHD İzmir Şubesi, yaşanan saldırının ardından taleplerini şu başlıklar altında sıraladı:

  • Etkili ve şeffaf soruşturma yürütülmesi: Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, gizlilik kararını gerçeği karartmak için değil failleri ortaya çıkarmak için kullanması, delillerin eksiksiz toplanması çağrısı yapıldı.

  • Tek fail varsayımından vazgeçilmesi: Olayın münferit bir hadise olarak ele alınmaması, azmettirenler ve olası örgütlü yapılar varsa açığa çıkarılması istendi.

  • Hak savunucularının korunması: Devletin, insan hakları savunucularının can güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmesi, nefret söylemleri ve hedef göstermelerin engellenmesi talep edildi.

  • Cezasızlığın sona erdirilmesi: Yargının yalnızca tetikçiyi değil, varsa arkasındaki güçleri de ortaya çıkararak adaleti tesis etmesi çağrısında bulunuldu.

“Bu davanın takipçisi olacağız”

Açıklamanın sonunda, Ali Aydın’ın öldürülmesinin yalnızca bireysel bir suç olmadığına dair şüphelerin sürdüğü vurgulandı. Hak savunucuları, arka plandaki karanlık motivasyon aydınlatılana kadar davanın takipçisi olacaklarını ilan etti.

Ali Aydın’ın ailesine, sevenlerine ve tüm insan hakları camiasına başsağlığı dilenirken, “Hakikat ortaya çıkana, adalet yerini bulana kadar vazgeçmeyeceğiz” denildi. Açıklama, “Ali Aydın için adalet istiyoruz. Karanlık değil, aydınlık kazanacak” sözleriyle sona erdi.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.