İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri: Erzincan’ın Çöpler Altın Madeni’nde ekokırım ve insanlık suçu işleniyor!

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri,  Çöpler Altın Madeni’nde  sömürge madenciliği sonucu meydana gelen ekokırım ve işçi katliamının  tüm sorumlularının  hesap vermesi  ve  tüm ÇED kararlarının iptal edilmesi  ve işletmenin derhal kapatılması için Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamayı TMMOB İKK Sözcüsü Aykut Akdemir okudu.  İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin  basın açıklamasından sonra   İşçi Emekçi Birliği’de  doğa ve işçi kırımına karşı  basın açıklaması yaptı.

Emek ve Demokrasi Güçleri’nin açıklaması:

“2008 yılında faaliyete geçtiğinden beri ekolojik felaketlerle gündeme gelen, Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından işletilen Çöpler Kompleks Maden İşletmesinde gerçekleştirilen sömürge madenciliği ile yalnız doğamız ve kaynaklarımız değil, işçilerimiz de katlediliyor.
TMMOB, liç sahasında yaşanabilecek kayma nedeniyle sorumluları birçok kez uyarmış ancak bu uyarıları ne Bakanlık ne Yerel yönetim ne de Mahkemeler dikkate almamış. Bu nedenledir ki şu anda 9 canımız toprak altında iken büyük bir çevre felaketi ile karşı karşıyayız.
Yaşanan faciayla ilgili pek çok soru bulunmaktadır. Bu soruları elbirliğiyle bu faciayı yaşatanlara soruyoruz;
Liç yığınının kaymaması için stabilite hesapları yapıldı mı?
Hava durumu ve iklim değişikliğine dair önlemler alındı mı?
Bölgenin depremsellik haritasına uyuldu mu?
Kayma sonucunda ne kadarlık alanı etkileyeceği hesaplandı mı?
Son olarak Çöpler altın madeninde elde ettiğiniz karlar; kaybettiğimiz canlara, çevreye ve doğaya verdiği zarara değdi mi?
Biliyoruz ki bu soruları biz emekçiler, ısrarlı bir mücadeleyle gündeme getirmediğimiz sürece cevapsız kalacak, iktidar bugüne kadar kol kanat gerdiği şirketi yine “cezasız” bırakacaktır.
2021 yılında “Çöpler Kompleks Madeni”nde kapasite artışı ve ek tesisler yapılmasına yönelik projeye verilen “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açılan davada; projenin çevre üzerinde yarattığı ve yaratacağı tahribat ifade edilmiş; siyanürlü altın madenciliği yönteminin barındırdığı riskler itibariyle vazgeçilmesi gereken bir yöntem olduğu, bölgenin depremsellik ve heyelan açısından tehlikeleri de ayrıntıları ile vurgulanmıştır. Tüm bunlara karşın, üstelik yargılama sürerken dilekçelerde belirtilen riskler gerçekleşmiş ve 2022 yılında siyanürlü solüsyon taşıyan borularda yırtılma neticesinde siyanürlü solüsyon SIZDIRMAZLIK ALANI DIŞINA taşarak çevresel tahribata neden olmuş olmasına rağmen, Mahkemece bilirkişi heyetine ve raporuna sunulan itirazlar, hukuka aykırılık iddiaları karşılanmadan, yalnızca ÇED raporundan alıntılarla davanın reddine karar verilmiştir.

Kapasite artışına ilişkin ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davanın yargılaması sürerken 21 Haziran 2022 tarihinde siyanür içerikli solüsyon taşıyan boru hattında oluşan yırtılma nedeniyle siyanürlü solüsyonun çevreye yayıldığı bölgede yaşayan halk tarafından fark edilmiş akabinde TMMOB tarafından da suç duyurusunda bulunulmuştur.

Madende yaşanan suça konu olayların ülke genelinde yaygın tepkilere yol açmasının ardından yetkililer tarafından ancak olaydan günler sonra bir açıklama yapılabilmiş; yaşanan felaketin üzerinden geçen 5 günün ardından ancak şirket hakkında para cezası uygulanmış “analiz sonuçlarına göre ise lüzum görülen alanlarda çevresel iyileştirme çalışmalarına devam edileceği” beyan edilmiştir. Ve yine ancak kamuoyunda tepkilerin büyümesi ve sürmesi ile yaşanan felaketin üzerinden geçen 6 günün ardından şirketin faaliyetlerinin durdurulmasına karar verilmiştir. Akabinde ise hiçbir şey olmamış gibi durdurma kararı kaldırılmış ve şirket faaliyetlerine devam etmiştir.

Savcılık tarafından ise yalnızca Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve yöneticileri hakkında “çevrenin taksirle kirletilmesi sonucu toprakta, suda, havada kalıcı etki bırakması” suçundan soruşturma yürütülmüş ve neticesinde taksirle işlenen suç bakımından gerekli ödeme yapıldığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Parasını öde doğayı tahrip et denilmiştir. Sürece ilişkin yetki ve sorumlulukları dolayısıyla Maden sahasını denetimle görevli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri ve çalışanları ile projeye ilişkin ÇED Olumlu kararı, izin, ruhsat veren kurumlar ile yetkilileri hakkındaki şikayetler hakkında ise hiçbir işlem yapılmamıştır.

Yaşanan felaket bir kez daha göstermiştir ki Altın madenciliğinde, liç işleminde kullanılan siyanür ve ortaya çıkacak diğer ağır metallerin çevre ve insan sağlığı için olumsuz etkiler yaratacak olası bir risk ve tehdit unsuru oluşturduğu; özellikle çok kuvvetli bir zehir olan siyanürün toprağa, suya ve havaya karıştığı zaman her türlü canlı açısından zararlı olduğu; dolayısıyla proses gereği atık barajlarına pompalanan siyanürlü atıkların, geçirimsiz olarak planlanan bu atık barajlarından oluşabilecek sızıntılar nedeniyle su kaynaklarına ve diğer kullanım alanlarına ulaşma olasılığı bulunduğu ve siyanürlü altın madeni işletilmesinde risk unsurunun ön plana çıktığı, ayrıca aynı risk sebebiyle bu bölgelerdeki flora ve faunanın da bozulma tehditi altında kaldığı bugüne değin yapılan çalışmalar, yargı kararları ve akademik raporlar ve esasında yaşanan çevre felaketleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde açıkça ortaya konduğu; yöntemin niteliği dolayısıyla; siyanür liçi yöntemi ile altın madeni işletilmesinde işletmeciye yahut denetim/izleme faaliyetlerine bağlı olarak risk olasılığının azalacağından söz etmek olanaklı değildir.

31 Ekim 2022 yılında kapasite artışı yapan maden şirketinin söz konusu projesinin, felaket riski taşıdığının konuyla ilgilenen meslek örgütleri tarafından defalarca dile getirilmesine rağmen; tarafını şirketten yana belirleyen sorumsuz yöneticiler bu uyarıları asla dikkate almadılar. Ve söz konusu tesise; deprem, su kaynakları ve nehirlerin korunması bakımından bilimsel gerçeklere aykırı olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca Nihai ÇED Olumlu kararı verildi. Kararın altında imzası bulunan dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı! Yine AKP Genel Başkan Yardımcısı olduğu dönemde Binali Yıldırım madenin bulunduğu köyün halkının tepkisine “Burada bir bilgi kirliliği var. Bilgi kirliliğinin sebebi şu. Bir takım küçük menfaatlerine halel gelenler ne yazık ki olumsuz propagandaları körüklüyorlar. Madenin ciddi anlamda İliç’e desteği var.” sözleriyle karşılık vermiştir.
Bu topraklarda Soma, Ermenek, Amasra, Şirvan ve diğerleri gibi onlarca maden katliamı ve iş cinayeti Kader ve fıtrat denilerek geçiştirildi. Her felaket bir sonrakine kapı araladı. Bizler sorumluları iyi biliyoruz. En başta şirkete bugüne kadar kol kanat geren, doğamızı yaşam alanlarımızı yağmalamasına izin veren, tüm uyarılara rağmen bu facianın gelişini izleyen, hukuksuz kapasite artışlarına izin verdiği yetmezmiş gibi şirketi vergi aflarıyla ödüllendiren AKP iktidarı bu göçüğün baş sorumlusudur! Bizler daha fazla kâr hırsıyla topraklarımızı, doğamızı, emperyalist şirketlere peşkeş çekenlerden hesap soracağız.
Şu an 10 milyon metreküp olarak tahmin edilen siyanür başta olmak üzere birçok kimyasalla yıkanmış, içerisinde arsenik gibi birçok ağır metal barındıran toprak kütlesi bir dere yatağının üzerinde bekliyor durumda. Altındaki zemin geçirgen bir zemin. Altındaki zemin dere yatağı. Toprağın içerisindeki kimyasalların neredeyse önemli bir kısmı sıvı şekilde. Bu sistem, Fırat Nehri’ni besleyen, su besleme sistemine dahil olma riskini de büyük oranda taşıyor. Yetkililerin yaptığı açıklama nehrin, Fırat Nehri’ne karışan menfez kısmının baraj ve set etkisi görecek şekilde kapatıldığına yönelik bir tedbir alınmasına ilişkin. Yalnız bu tedbir sadece malzemenin yüzeysel ve fiziksel olarak Fırat Nehri’ne akış yoluyla karışmasını engelleyebilir. Zeminden etkileşimi asla engellemez.

Bir kez daha sesleniyoruz; madenlerimiz ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının yağma alanı olmaktan çıkarılmalı, İliç’te yaşanan felaketin tüm sorumluları yargı karşısında hesap vermeli, tüm ÇED kararları iptal edilmeli ve işletme derhal kapatılmadır.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri”

 

İşçi Emekçi Birliği’nin Basın açıklaması metni:

“Anagold işçi kanı üzerinden servetini büyütüyor!

Bu bir katliamdır, hesabını soracağız!

Erzincan’ın İliç ilçesinde bulunan Çöpler Altın madeninde yaşanan toprak kayması sonuncunda işçi arkadaşlarımız göçük altında kaldı, madende kullanılan binlerce tonluk siyanür doğaya karıştı. Fırat nehrinin hemen kenarında konuşlanmış olan madenin çevreye ve doğaya zararı yıllardır tartışılıyordu. Tüm itirazlara rağmen maden kapatılmadı aksine olumlu ÇED raporları ile daha da genişletilip adeta saatli bir bomba haline getirildi. Resmi ağızlar yaşanan felaketi kaza olarak ifade ediliyor. Fakat bizler biliyoruz ki bu bir kaza değil daha fazla kar hırsı uğruna gerçekleştirilmiş bir katliamdır.

Yıllardır çevre örgütleri, TMMOB, çeşitli kurumlar doğayı, insanı ve tüm canlı hayatını hiçe sayan maden şirketlerinin kar hırsları uğruna hazırladığı katliamı önlemek için çalışmalar yürüttüler. Hazırlanan raporlar dikkate alınmadı, mahkeme kararları hiçe sayıldı, şirket lehine değiştirildi. Bakanlarından valisine kadar tüm yetkililer, kurumlar Anagold şirketinin arkasında saf tuttu. Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım maden şirketinin faaliyetlerini protesto eden köylüleri “bozguncu” ilan etti. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı ve şimdi de İBB Belediye Başkan adayı olan Murat Kurum şirketin tüm usulsüzlüklerinin belgelenmesine ve genişlemenin felakete yol açacağının raporlanmasına rağmen kapasite artışına onay verdi. Erzincan valisi, İliç kaymakamı, hakim ve savcılar şirketin ücretli memurları gibi kararlar aldılar.

Bunlarla da yetinilmediğini görüyoruz. Anagold şirketi 9 ayda 323 milyon dolar kar açıklarken, diğer yandan 7,2 milyon dolar olan vergi borçları siliniyor, teşvik üzerine teşvik veriliyor.

Ölümle burun buruna çalıştırılan şirket işçilerine ise %0 zam yapılıyor. Sermayenin hizmetinde olan iktidar ve devlet kurumları sermayeyi kollarken doğayı katleden, işçileri sefalete ve ölüme mahkum eden uygulamaların ise önünü açıyorlar.

Sermaye vampirdir, işçi kanından besleniyor!

Sermaye için asıl olan kardır. Bunun için milyonları yıkıma sürüklemekten geri durmuyorlar. İliç’te yaşanan doğa ve insan katliamı bunun yeni bir örneğidir.  Ülkenin dört bir yanında daha fazla kar uğruna benzer katliam organizasyonları devlet teşvikleriyle sürdürülüyor.

Tıpkı Afrika’da olduğu gibi emperyalist tekeller ve yerli işbirlikleri Erzincan, Artvin, Kazdağıları vb. parça parça yok ederken yasalar onlara göre düzenleniyor, sahte raporlarla her türlü faaliyetlerinin önü açılıyor, sınırlı mahkeme kararlarını dahi tanımıyorlar. Tüm yaşananlar göstermektedir kapitalist düzende her şey sermayeye hizmet için kurgulanıyor.

İnsanlığı ve tüm canlı hayatını yıkıma sürükleyen bu düzene mahkum değiliz. Bu düzen ve sebep olduğu felaketler ancak işçi sınıfı ve emekçilerin örgütlü mücadelesiyle son bulacaktır. Yeni İliç’ler, Somalar, Ermenekler yaşanmaması tüm işçi ve emekçileri mücadeleye çağırıyoruz. Doğamızı, havamızı, toprağımızı ve hayatlarımızı yok edenlerden hesap sormak için hayatın olduğu her yerde örgütlenmeye çağırıyoruz.

Sermaye vampirdir ve işçi kanından beslenir. Kanımızı emenlerden, bizleri göçük altında bırakanlardan hesap sormanın yolu ise kapitalist düzene karşı sosyalizm mücadelesini büyütmekten geçiyor.”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.