KESK-Eğitim-Sen 2 No’lu Şube: İktidara çağrımız KHK’li kamu emekçilerinin işlerine dönmesinin sağlanması ve hukukun, demokrasinin uygulanmasıdır.

Kesk-Eğitim-Sen 2 No’lu Şube  oturma eyleminin  279.  haftasında  halkın iradesiyle seçilen milletin vekili Can Atalay’ın  vekilliğinin düşürülmesinin  hukuk dışı ve meşru olmadığını, iktidarın  sermayeden yana emek karşıtı politikalarına karşı,  laik demokratik eğitim, KHK hukuksuzluğuna, adaletsizliğe karşı,   eşitlik, özgürlük, demokrasi, hak ve adalet  taleplerini  belirten basın açıklamasını Karşıyaka Çarşı girişinde  yaptı.

Basın açıklamasını Eğitim-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Zeliha Danyeli okudu.

“Basına ve Kamuoyuna

İktidarın muhalif kesimlere, sendikal faaliyetlere, basın emekçilerine, emek ve meslek örgütlerine yönelik saldırıları devam ediyor. İktidar, toplumsal muhalefeti bastırma ve sindirme aracı haline getirdiği yargı eliyle Anayasa’yı ve hukukun asgari normlarını dahi yok saymaktadır. Dün TBMM’de Yargıtay’ın kararının okunması ile TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi hukukun, demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin yok sayıldığı bir kez daha gözler önüne serilmiştir. İktidarın hayata geçirdiği; sermayeden yana, emek karşıtı politikalar, ülkedeki milyonlarca işçi, emekçi açısından insanca çalışma ve insanca yaşama koşullarını ortadan kaldırmıştır. Her geçen gün artan yoksulluk, işsizlik ve güvencesiz çalışma koşullarına, demokratik haklara yönelik saldırılara karşı; emek, demokrasi ve barış mücadelesinde ısrar etmeye; hak, hukuk ve adalet için sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.

İklim krizi, ekolojik yıkım, felaketler, salgınlar, neo liberal ekonominin içinde bulunduğu kriz emekçileri, kadınları, mültecileri, öğrencileri, lgbti+’ları her geçen gün daha da yoksullaştırıyor. Gelir adaletsizliğin bu kadar keskinleştiği, canlıların yaşam olanaklarının sermayeye peşkeş çekildiği yani yaşamı tehdit eden bütün politikalara karşı biz KESK’ li emekçiler “Sermaye’ ye Değil Emekçiye Bütçe” diyoruz.

Türkiye’ de AKP-MHP iktidarı anayasa değişikliği yaparak devleti yeniden inşa etmeye yönelik fiili uygulamalar ve politikalar üretiyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirmek, Anayasa ve Medeni Yasa gibi temel yasaların eşitlikçi içeriği ortadan kaldırılmak isteniyor. İstanbul Sözleşmesini fes eden iktidar şimdi de nafaka hakkını, 6284 sayılı şiddet yasasını tartışmaya açarak kadınların kazanılmış haklarına göz dikilmektedir. Söylemleri ve uyguladığı politikalarla kadınların hayatları ve emekleri değersizleştiriliyor. Şiddet, mobing ve taciz davalarına uygulanan cezasızlık ve ceza indirimi politikaları, kadın ve lgbti+ düşmanlarını cesaretlendiriyor. Bütün bu nefret politikalarına karşı biz KESK’li emekçiler “ Nefrete İnat Yaşasın Hayat” diyoruz.

AKP-MHP iktidarı karma eğitimi hedef alarak ve ÇEDES gibi projelerle eğitim dinselleştirmek istiyor, kurmayı hedeflediği şeriatçı toplumu oluşturmak için eğitimi araç olarak kullanıyor. Bugüne kadar eğitim alanında Millî Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve dernekler arasında çok sayıda iş birliği protokolü imzalanmış, okullarda hayata geçirilen ortak projeler üzerinden eğitimi dinselleşme süreci hızlandırılarak laik eğitim ve demokratik yaşama temelden aykırı adımlar atılmıştır. Devletin üstlenmesi gereken çocuklarımızın kamusal eğitim hakkını hatırlatarak ve eğitimin dinselleştirilmesine karşı biz KESK’li emekçiler “Laik, Bilimsel, Anadilde Eğitim” diyoruz.

Biz KESK‘li emekçiler sömürüye karşı emeği, savaşa karşı barışı, talana karşı doğayı, nefrete karşı yaşamı savunduğu için iktidar her zaman örgütlülüğümüze hedef almıştır ve saldırıları hız kesmeden devam ediyor. Halfeti’de Roboski Katliamı’nın 12. yıldönümünde paylaşımları gerekçe gösterilerek üç üyemiz hakkında soruşturma başlatılmış ve üyelerimiz il içinde sürgün edilmiştir. 15 Temmuz sonrası ülke KHK larla yönetilmeye başlandı. KHK larla hiçbir gerekçe gösterilmeden kamu emekçilerinin işlerine son verildi. Darbe girişimini fırsata çevirmek için her türlü imkanı kullanan iktidar 29 Ekim 2016 tarihinde çıkarılan bir KHK ile Konfederasyonumuz KESK’e yönelim de iyice açığa çıktı. Bir çok üyemiz kamudaki görevlerinden ihraç edildi. Hukuk askıya alındı ve KHK lar kalıcı yasalara dönüştürülmeye başlandı. Bu durum anayasaya aykırı olmasına rağmen kamudan yüzbinleri aşan ihraçlar yaşandı, ihraç edilenleri açlığa teslim etme politikası yürürlüğe kondu. İhraç edilenler ile ilgili hiçbir gerekçe gösterilmedi. İhraç edilen kamu emekçileri ile beraber aileleri de cezalandırılmak istendi. Konfederasyonumuz KESK mücadele tarihine bakıldığında, geçmişten bugüne darbelere karşı mücadele etmiş ve her daim darbenin karşısında durmuş ve demokrasi mücadelesi vermiştir. Fakat her zaman darbeyi fırsata çevirenler muhalefete ve KESK geleneğine karşı darbenin bütün yöntemlerini denemişlerdir. Bizler KESK olarak her türlü darbe ve antidemokratik duruma karşı, şartlar ne olursa olsun, ilkeli mücadelemizden taviz vermeyeceğiz. Burada bir kez daha uyarıyoruz. Demokrasiyi ve hukuku rafa kaldıranlar şunu iyi bilsinler ki demokrasi ve hukuka en fazla onların ihtiyacı olacak. Buradan iktidara çağrımız bir an önce bu yanlıştan vazgeçilip kamu emekçilerinin işlerine dönmesinin sağlanması ve hukukun, demokrasinin uygulanmasıdır. KHK’lar gidecek biz kazanacağız!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.